aklıma cok saçma sapan bi sahne getiren, efsanevi güzel türkü.
vaktin birinde aslında hiç olmamamız gereken bir birahanede bira içerken, garson saate baktı, sonra tezgahtaki mekan sahibinden maçın baslamasına onay veren dördüncü hakem hareketini aldı ve televizyonu açtı. daha görüntü belirmeden sesini tamamen kapadı, lan noluyo derken filan bütün birahane televizyona döndü; evet bi yandan müzik çalıyor bi yandan sesi tamamen kısık televizyonumuzda porno oynuyor, bi yandan da bira içiliyordu. yaşlı garip adamların filmde oynayan kadınlar hakkındaki yorumları filan aklımızı alırken,yaşları henüz onsekiz yirmi arasında değişen bizler " vay anasını arkadas " modunda takılıyorduk. filmin "genel akışı" çerçevesinde koca memeli sarışın abla, vücutçu zenci abinin pipisine pipet muamelesi yaparken, fonda müslüm gürses in yorumuyla haydar haydarcalmaya basladı. bütün birahane kahkahadan yıkılırken " kaç la kaç " şeklinde gaz vermelerle hesabı masaya bırakıp kaçtık.
koca memeli sarısın kadın, dev bi zenci, müslüm gürses yorumuyla haydar haydar ve garip bi kahkahayla gülen onbes yirmi kişi; kabusumuz oldunuz ulan. *
haydar adıyla tanınarak sevilmiş bu türkü âşık sıtkı babanın olup yıllar boyunca ali ekber çiçek tarafından okuna gelmiştir.
1865 1928 yılları arasında yaşamış olan âşık sıtkı baba (pervane) tarsusun yenice köyünde doğmuştur. asıl adı zeynel abidindir.
sıtkı baba on iki yaşlarında hacı bektaş kasabasına varıp bektaşi şeyhi feyzullah efendinin dergâhına girmiştir. saz çalmakta ve şiirler söylemekte olan sıtkı babanın o dönemlerdeki mahlası pervane olup sıtkı mahlasını daha sonraları almıştır. sıtkı baba ile ilgili bilgiler birçok kaynaklarda yer almaktadır. onun eserleri ve hayatı hakkındaki yazıları içeren kitaplar yayınlanmıştır.
benim bu yazımda değineceğim asıl husus merhum ali ekber çiçekin yıllarca söylediği ve türk halkına sevdirdiği büyük bir eser olan, büyük bir makam içeren haydar türküsüdür. bu türkü, âşık sıtkı babaya ait dokuz kıtalık bir şiir/türküdür. (1)
âşık sıtkı babanın bu şiiri nura düş oldum ayağıyla yazılmış olup birinci kıtası çatılmadan yerin göğün binası/muallâkta iki nura düş oldum/birisi muhammed birisi ali
lahmike lahmi de bire düş oldum dizeleriyle başlamaktadır. alevi/bektaşi düşüncesiyle yazılarak türküleşmiş bu şiir yazıldığı tarihten bu yana sevilerek okunmuş ve türkü olarak günümüze kadar dinlene gelmiştir.
bu eserin sevilmesinde ve popüler olmasında en büyük katkıyı merhum ali ekber çiçek yapmıştır. ali ekber çiçek, âşık sıtkı babanın nura düş oldum ayaklı şiirine ezgisinde eklediği haydar, haydar, haydar söyleminden dolayı haydar adını vermiştir.
merhum ali ekberin söylediği türkü şu sözlerle başlamaktadır:
on dört bin yıl gezdim pervanelikte,
sıdkı ismin duydum divanelikte.
i̇çtim şarabını mestanelikte,
kırkların ceminde dara düş oldum.
kırkların ceminde
haydar, haydar haydar haydar,
haydar haydar haydar haydar,
haydar, dara düş oldum. (2)
oysa âşık sıtkı babanın şiirinde geçen bu kıta şiirin sekizinci kıtasıdır. ama ali ekber çiçek bir yanlışlık sonucu şiirin sekizinci kıtasını türkünün başlangıç kıtası olarak okumuştur. bu kıtayı okurken de sundular aşk meyin mestanelikte mısrasını değiştirerek i̇çtim şarabını mestanelikte şeklinde söylemiştir. her şiir türküleşirken birinci kıtasıyla türküleşmeye başlar. şiirin birinci kıtası ise çatılmadan yerin göğün binası/muallâkta iki nura düş oldum diye başlamaktadır. ali ekber çiçekin birinci kıta olarak okuduğu sekinci kıtada ki birinci mısra on dört bin yıl gezdim pervanelikte değil, doğru olarak on dört yıl dolandım pervanelikte şeklindedir. burada vurgulanmak istenen şu ki âşık sıtkı baba sıtkı mahlasını almadan önce pervane mahlasıyla şiirler yazmıştır. bunu tam on dört yıl sürdürdüğünü ve ikinci mısrada sıtkı ismin buldum divanelikte diyerek sıtkı mahlasını aldığını kendisini açık olarak ifade etmiştir.
ali ekber çiçekin türküde devam ettirdiği ikinci kıta ise şöyledir:
güruhu naciye özümü kattım
âdem sıfatında çok geldim gittim
bülbül oldum firdevs bağında öttüm
bir zaman gül için zara düş oldum
bir zaman gül için
haydar, haydar haydar haydar,
haydar haydar haydar haydar,
haydar, dara düş oldum(3)
türkünün bu kıtası dokuz kıtalık şiirde beşinci kıta olarak geçmektedir. şiirde ki sözler şöyle:
ben âdemden evvel çok geldim gittim
yağmur olup yağdım ot olup bittim
bülbül olup firdevs bağında öttüm
bir zaman gül için hara düş oldum
türküde geçen güruhu naciye özümü kattım mısrası asıl şiirde yoktur. i̇kinci mısra olan yağmur olup yağdım ot olup bittim mısrası da türküde söylenmemektedir.
daha önemlisine gelecek olursak, âşık sıtkı babanın mahlasını kullandığı son kıta ali ekber çiçekin söylediği türküde yer almamaktadır. oysa halk şairleri türkülerini yaparken başlangıç kıtası, orta kıta ve son kıtayı birlikte söyler, söyledikleri türkünün altına kullandıkları mahlas ile imzalarını atmış olurlar. bu da söylenen eserin kime ait olduğunu belirler.
merhum ali ekber çiçek yöresi erzincan olan bu türkünün derlemesini yapmış ve halk müziğimize kazandırmıştır. ancak bunu yaparken yanlış ve noksan olarak yapmıştır. bu da eserin âşık sıtkı babaya ait olup olmadığı hususunu gölgelemiştir.
ali ekber çiçekin derleyerek müziğimize kazandırdığı haydar haydar ismiyle ünlü bu türkümüzün bundan sonraki yorumcular tarafından yanlışsız ve noksansız olarak başlangıç, orta ve son kıtalarıyla okunmasını ve notaya alınmasını diliyorum. böyle okunduğu vakit bu büyük ve güzel türkünün sahibi olan âşık sıtkı babanın da ruhu şad olmuş olur.
nura düş oldum/haydar haydar
çatılmadan yerin göğün binası
muallâkta iki nura düş oldum
birisi muhammed birisi ali
lahmike lahmi de bire düş oldum
ezdi aşkın şerbetini hoş etti
birisi doldurdu biri nuş etti
i̇kisi bir derya olup cuş etti
lâl ü mercan inci düre düş oldum
ol derya yüzünde gezdim bir zaman
yoruldu kanadım dedim elaman
erişti carıma bir ulu sultan
şehinşah bakışlı ere düş oldum
açtı nikabını ol ulu sultan
yüzünde yeşil ben göründü nişan
kaf u nun suresin okudum o an
arş-kürs binasında yâre düş oldum
ben âdemden evvel çok geldim gittim
yağmur olup yağdım ot olup bittim
bülbül olup firdevs bağında öttüm
bir zaman gül için hara düş oldum
âdem ile balçık olup ezildim
bir noktada dört hurufa yazıldım
âdeme can olup site süzüldüm
muhabbet şehrinde kâra düş oldum
mecnun olup leyla için dolandım
buldum mahbubumu inandım kandım
gılmanlar elinden hulle donandım
dostun visalinde nâra düş oldum
on dört yıl dolandım pervanelikte
sıtkı ismin buldum divanelikte
sundular aşk meyin mestanelikte
kırkların ceminde dara düş oldum
sitkiyam çok şükür didare erdim
aşkın pazarında hak yola girdim
gerçek âşıklara çok meta verdim
şimdi hacı bektaş pire düş oldum
ali ekber çiçeğin besteledikten sonra ben ne yaptım böyle dediği söylenilegelir, hakikaten de o ne yapmıştır. insanı her dinlediğinde bambaşka ufuklara sevk eder ve dinlemekten de sıkılmazsınız işin garibi.