varoluşumuzun verdiği acıya öz bulup kendimize anlam katmak. zaten insanların değer edinme çabası kendini anlamlı hissetme arzusunun bir yansıması. tüm değerlere kafam girsin diyerek nihilist damarımı açmış oluyorum.
vatan milletdir kardeşim onu Yüceltip yükseltmekdir! Geldiğimiz yerleri toprakları unutmamak bize yapılanları unutmamak ve hesaplaşmak için güçlenmektir.
Güzel bir kariyer, sadık ve güzel bir eş, mal-mülk ya da makam-mevki midir hayatın amacı? Peki bunları elde ettikten sonra ne olacak? Ya elde edemeyince? O zaman ne yapacağız? Hayatımız sefil haldeyse ne yapmamız gerekir? Dua, ibadetler? Peki senin bunun sonucunda sonsuz güzelliğe erişeceğin ne malum?
Kafamı Allak bullak eden sorular sormama neden olan amaçtır.
kendime bir amaç bulmazsam büyük ihtimal yine tökezleyeceğim. hiçbir fikrim yok. ne yapacağım şimdi. rahatça konuşabildiğim yazabildiğim tek yer burası. kimseden fikir almak istemiyorum. çünkü o zaman hep yanlış yerlere sapıyorum. kendimi toparlayacağım derken daha da dibe çekiyorum.kendimde çözüm üretemiyorum artık. insanın çaresiz olması çok kötü. psikolojik olarak bittim. kafamı toplamam lazım.gülmeyi unutan yüzüme artık tekrar bunu başarabileceğini kanıtlamalıyım.
biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık. eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. yapacak olsaydık öyle yapardık (enbiya/16-17)
dünya bir imtihan yeridir
doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık. (insan/2)
o, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. o, üstündür, bağışlayandır. (mülk/2)
her nefis ölümü tadacaktır. sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (enbiya/35)
biz yeryüzündeki şeyleri kendisine süs olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim. (kehf/7)
yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? onlaraöyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. bak işte! gerçekten allah'ın yardımı yakındır. (bakara/214)
çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. müjdele o sabredenleri! (bakara/155)
andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz. (muhammed/31)
muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. eğer sabreder ve allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir. (al-i imran/186)
insanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "iman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. elbette allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır. (ankebut/2-3)
dünya hayatı bir aldanıştır
ey insanlar! haberiniz olsun ki, allah'ın vaadi muhakkak haktır. sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı şeytan sizi, allah hakkında da aldatmasın. (fatır/5)
nefsince de, sabah akşam rızasını isteyerek rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma. kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma. (kehf/28)
ey insanlar! rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. şüphesiz allah'ın vaadi gerçektir. o halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi allah'ın affına güvendirerek aldatmasın. (lokman/33)
dünya hayatı kısa ve geçicidir
kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki, allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre için yaratmıştır? gerçekten insanların çoğu, rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler. (rum/8)
kendilerine, "ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "rabbimiz! niçin bize savaş yazdın? ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. onlara de ki: "dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez." (nisa/77)
ey muhammed! sen onlara dünya hayatının misalini ver. dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkileri (her renk ve çiçekten) birbirine karışmış, nihayet bir çöp kırıntısı olmuştur. rüzgarlar onu savurur gider. allah her şeye muktedirdir. (kehf/45)
dünya hayatının misali şöyledir: gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarız. (yunus/24)
dünya hayatı bir oyun, tutkulu bir oyalanmadır
bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. keşke bilmiş olsalardı. (ankebut/64)
biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. ahirette ise çetin bir azab; allah'tan mağfiret ve rıza vardır. dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir. (hadid/20)
dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını kur'ân ile hatırlat. o, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır. (en'am/70)
dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, allah size mükâfatınızı verir. ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez. (muhammed/36)
i nsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri allah katındadır. (al-i imran/14)
inkar edenler dünyayı ahirete tercih ederler
hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da,
ahireti bırakıyorsunuz. (kıyamet/20-21)
bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. (nahl/107)
bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla tatmin bulanlar ve bizim âyetlerimizden gafil olanlar da vardır muhakkak. (yunus/7)
biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık. eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. yapacak olsaydık öyle yapardık (enbiya/16-17)
dünya bir imtihan yeridir
doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık. (insan/2)
o, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. o, üstündür, bağışlayandır. (mülk/2)
her nefis ölümü tadacaktır. sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (enbiya/35)
biz yeryüzündeki şeyleri kendisine süs olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim. (kehf/7)
yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? onlaraöyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. bak işte! gerçekten allah'ın yardımı yakındır. (bakara/214)
çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. müjdele o sabredenleri! (bakara/155)
andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz. (muhammed/31)
muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. eğer sabreder ve allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir. (al-i imran/186)
insanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "iman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. elbette allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır. (ankebut/2-3)
dünya hayatı bir aldanıştır
ey insanlar! haberiniz olsun ki, allah'ın vaadi muhakkak haktır. sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı şeytan sizi, allah hakkında da aldatmasın. (fatır/5)
nefsince de, sabah akşam rızasını isteyerek rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma. kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma. (kehf/28)
ey insanlar! rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. şüphesiz allah'ın vaadi gerçektir. o halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi allah'ın affına güvendirerek aldatmasın. (lokman/33)
dünya hayatı kısa ve geçicidir
kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki, allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre için yaratmıştır? gerçekten insanların çoğu, rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler. (rum/8)
kendilerine, "ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "rabbimiz! niçin bize savaş yazdın? ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. onlara de ki: "dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez." (nisa/77)
ey muhammed! sen onlara dünya hayatının misalini ver. dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkileri (her renk ve çiçekten) birbirine karışmış, nihayet bir çöp kırıntısı olmuştur. rüzgarlar onu savurur gider. allah her şeye muktedirdir. (kehf/45)
dünya hayatının misali şöyledir: gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarız. (yunus/24)
dünya hayatı bir oyun, tutkulu bir oyalanmadır
bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. keşke bilmiş olsalardı. (ankebut/64)
biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. ahirette ise çetin bir azab; allah'tan mağfiret ve rıza vardır. dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir. (hadid/20)
dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını kur'ân ile hatırlat. o, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır. (en'am/70)
dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, allah size mükâfatınızı verir. ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez. (muhammed/36)
i nsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri allah katındadır. (al-i imran/14)
inkar edenler dünyayı ahirete tercih ederler
hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da,
ahireti bırakıyorsunuz. (kıyamet/20-21)
bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. (nahl/107)
bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla tatmin bulanlar ve bizim âyetlerimizden gafil olanlar da vardır muhakkak. (yunus/7)
Şu sıralar nereye kaçtığını merak ettiğim amaçtır.
Günün yarısı oturup duvarlara bakmak, pencereden dışarıyı süzmek ve muhtemelen yarın solacak sümbülümle konuşmakla geçiyor. Geleceğe dair istanbula gitmekten başka hiçbir planım yok zaten. Boş beleş bir hayat yaşıyorum. Ne mutluluğu kaldı ne de derdi. Hep böyle bir boşluk hissi. Ortada beklemek. Ne ileri gidiyorsun ne geri.
Ulaşılması olanaksız olsa dahi bir amaç şartmış insana.
insanoğlunun dünyada varoluşunun amacıdır. dünyada iyilik ve kötülük, zenginlik ve fakirlik, mutluluk ve üzgünlük vs. bir çok zıtlık bir arada bulunur. her insanın fiziksel özelliklerinin farklı olmasının yanında duygusal özellikleri de tamamen farklıdır. bu özellikleri belirleyen ise insanın dünya ve hayata karşı tanınmış olduğu davranışlar ve düşünceleridir. allah insanı ibadet etmesi için yaratmıştır. ancak bu ayetin altında bir çok anlam yatmaktadır. Her ne durumda olursanız olun iyi bir insan olun. hayatın en basite indirgenmiş amacı iyi olmaktır.
Allaha kullukta samimi olmaya çalışmaktır geçmişte işlediğimiz günahlara rağmen. Birde anne baba eş çocuklara ve çevrenize hayırlı bir insan iyi bir insan olarak yaşamı sürdürmektir. Ölümlüyüz hepimiz ve mecburuz iyilikten elimizden geldiğince taviz vermemeye.
insanlara faydalı, nesiller sonra bile hatırlanacak, isminizin ve şahsınızın gelecek kuşaklarca anılmasını ve hürmet edilmesini sağlayacak bir şey yapmaktır benim için. Öyle bir roman, bir buluş, bir keşif ki insanın anlamsızlığını değerli bir amaç uğruna anlamlı hale getirmektir.
Bir söz vardı, seni hatırlayan son kişi öldüğünde, hiç yaşamamış olacaksın diye... Aynen öyle işte!
Sana verilen sınırlı süre içerisinde neden yaşadığını, hangi dinin doğru olduğunu bulmaya çalışmak.Doğru dini buldunuz diyelim işte o zamanda o dinin gereklerini yerine getirmek.Sonuçta dünya'ya üç öğün yemek yemek, güzel kıyafetler giymek ve sürekli burnumuzu karıştırmak için gelmiş olamayız.