diyarbakır'ı 27 mayıs 639'da fethetmiş büyük komutandır.
--spoiler--
Halifenin emri ile yaklaşık 8 bin kişilik bir ordu kuruldu ve Bizans'ın sınırındaki en büyük kalesi durumunda olan Diyarbakır'a yola çıktı.
Ordunun başında Halid Bin Velid surların dibine kadar ilerlerler. Surların geçide izin vermeyişi yüzünden bir hayli meşakkatli bir hal alır bu fetih. islam ordusu surlardan az bir mesafe geri çekilir ve 4 kapıyıda gözlem altında tutar ve kaleye giriş için bir yer, bir yol ararlar.
Ordunun yiyeceği azalır yiyecek sıkıntısı baş gösterir. Şimdiki Dicle Üniversitesi Camiinin olduğu yerde çadırlar ile kamp kurarlar ve beklemeye başlarlar. Orduda kişi başına 1 ekmek düşer herkes o ekmeği 1 güne bölerek onunla karınlarını doyururlar. Halid Bin Velid ekmeğinin kalan bir bölümünü gece uyurken yatağının yanına koyar ve sabah kalktığında ekmeğin bıraktığı yerde olmadığını görür, bu olay bir kaç gece tekrarlanır. Halid Bin Velid merak eder bu ekmeği alanı. Yine bir gece aynı yere bırakır ekmeğini ve uyuyormuş gibi yapar ve beklemeye başlar birde ne görsün bakar ki çadıra dişi bir köpek girip ekmeği alıp tekrar dışarı çıktığını. Köpeği takip eder ve birde bakarki köpek surların dibinde bir oyuktan içeri giriyor. Hemen kendiside o oyuktan içeri girer ve surların içinden çıkar.
Halid Bin Velid tekrar kamp kurdukları yere gelip arkadaşlarına olan biteni anlatır. Sahabe arasından 30 sahabe seçilir ve ordu hazırlanır.
Ordu surların etrafına savaş durumu alır ve surun 4 kapısını tutarlar. 30 kişilik seçilmiş sahabe sadece kılıçlarını alıp surun dibindeki oyuktan içeri girer ve 4 kapıyıda açıp islam ordularının içeri girmesini sağlarlar.
Bu seçkin sahabilerin çoğu bu kapıları açma sırasında şehid ediliyor.
Böylelikle Diyarbakır islam'a kapılarını açıyor ve o gün bu gündür Ezan-ı Muhammed Diyarbakır semalarında susmadı ve kıyamete kadar da susmayacak..
haksız yere öldürdüğü adamın karısına tecavüz etmiş günahkâr. Islam hukukuna göre ölümle cezalandırılması gerekirken halife ebubekir tarafından affedilmiştir. Işte size büyük komutan.
lakabı seyfullah (allah'ın kılıcı) olan gelmiş geçmiş en büyük komutanlardan biridir. mute'de kendisinden 10 kat fazla düşmana karşı destan yazmıştır. vücudunda avuç içi kadar yara almamış bir bölge olmadığı rivayet edilir. bütün bunlara rağmen şehit olamamış yatakta ölmüştür.
secah bint haris isyanını bastırdıktan sonra ganimet olarak kendine kadın alacaktı madem, özünde secah bint haris'i alsaydı ya dediğim allahın kılıcı seyfullah ünvanlı komutan. malik bin nüveyre'yi öldürüp karısı leyla binti minhal'i kendine nikahlamasını 1420 yıldır araplar bile sindiremiyorlar kendi aralarında.
allahın kılıcı lakaplı, uhud savaşında müslümanların yenilmesine yol açmış ve daha sonra hendek savaşından sonra müslüman olmuş tarihte yenilgi yüzü görmemiş nadir komutanlardan biri olan sahabe.
ölürken bile şehit olmadan öldüğüne üzülmektedir hatta ölmeden önceki son sözleri şunlardır:
“Nice kılıçlar elimde parçalandı, işte bu benim ölümümü görecek olan son kılıcımdır. Beni en çok üzen, hayatı hep savaş meydanlarında geçip, yatak yüzü görmemiş olan bu Hâlid’in yatakta ölmesidir. Resûlullah’ın hiçbir Eshâbı, rahat yatağında ölmedi. Ya savaş meydanlarında veya uzak beldelerde Din-i islâmı yayarken garib olarak şehîd oldu. 'Şehid olamayan Hâlid!'”
hudeybiye antlaşmasından önce hep kureyşlilerin safında olmuş fakat hep yenilgi gördüğü için saf değiştirmiştir. ve ölene kadar cihat etmiştir.