değeri tıpkı çoğu yazarlar gibi (bkz: oğuz atay) öldükten sonra anlaşılacak olan, tüm kitaplarını yalayıp yuttuğum, oturup 2 duble rakı içilesi kaliteli bir yazar.
Oğuz atay hayranı olan ama onun edebiyatının e'sini bile yapamayan popülist yazar. Yukarıda bi arkadaşımın dediği gibi... Bütün değerli yazarları okuduktan sonra vakit geçirmek amaçlı okunabilir.
ilk okuduğum kitabı Kinyas ve Kayra'dan sonra diğer kitaplarını da edindiğim, pek değerli kelime oyuncusudur.
(bkz: ot dergi) de yazdığı kısa hikayeleri tadı damakta kalır niteliktedir.
popüler kültürün eline oyuncak olmuş eskinin bohemi şimdinin tüccarı hiç bir zaman gerçek bir yazar olamamış daimi ergen.
Bu adam bilmemkaç kitap boyunca aynı kurgu matematiğiyle, aynı aforizma olmak için ıkınan cümlelerle, aynı artist bohemlikle kitap yazmıştır. Bunu anlamak için ne yazık ki dört kitabını okumam gerekti kendisinin. kitapları bitirdikten sonraki tepkilerim şu şekildeydi. azil-fena değil gibi lan Ziyan- oha iyiymiş baya malafa-önceki iki kitabından farkı yok kinyas ve kayra-sikerim lan aynı şeyi döndürüp döndürüp satıyor herif.
okumayın demiyorum dostlar. özellikle ergenlik sancılarında çok güzel gider bu adamın kitapları ama kutsal kitap muamelesi yapmayın şu kitaplara. aynı şeyi farklıymış gibi yazıp size yediriyor amk. bu adamın 3 kitabından fazlasını okumak tamamen vakit kaybı.
illa yazar istiyorsanız Hasan ali toptaş okuyun ihsan oktay anar okuyun bunalım istiyorsanız oğuz atay, yusuf atılgan, selim ileri, sabahattin ali falan okuyun bunlarla vakit kaybetmeyin amk.
Bu adamın 4 kitabını okudum. Hiçbir kitabının bana birşey kattığını düşünmüyorum. Ölü ile sex veya annesi ile sex hangi psikolojinin ürünüdür. böyle şeyler yok demiyorum fakat varsa bile dünya üzerinde yaşayan insan sayısı çok azdır. Hatta seni okuyan insan sayısı belki bu şuuru bozuklardan daha fazladır. Sokayım yeraltı edebiyatınıza sizin önce yer üstünü halledin dingiller.
hitap ettiği kesimi de söyleyim hemen.
-ekşisözlük
-ateistler
-nihilistler
-fakir üniversiteli koministler
-zengin extreme sporlarla uğraşan enteller.
Yaş aralığı : 17-30 arası.
okumayın demiyorum yine okuyun. ama bu adamdan önce okunacak çok adam var. onları bitirin. sonra gelin hobi olarakta bu adamı okuyun.
.
'insanlar.' dedim fısıldayarak. taşırlar insanları.
kundaktayken, tabuttayken. hep taşıyacak birileri olur.
bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan,
bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı.
"Sadece bir saniye için hayatın da mesaisi olması gerektiğini düşündü Zargana. Yani yaşanacak zamanın tercih edilmesi gerektiğini. Gece ya da gündüz. ikisini birlikte yaşadığı için mutsuzdu insan. Kaldıramıyordu aynı hayatın içinde hem geceyi hem gündüzü. Onun için uyku vardı belki de. Ve onun için bu kadar mutsuzdu belki de uyuyamayan insanlar."
Yazdığı ergence kitaplarla felsefenin f sinden varoluşçuluğun v sinden bireyciligin b sinden anlamayan çoluk çocuğu bunalıma sokan ( kitaplarını okuyup yaşama sevincini kaybeden 2 tane ergeni birebir tanıyorum) yazarımsı.
Kalemi kıvrak olabilir fakat bu yeraltı edebiyatı denen ve okuyan gençleri bunalıma sokmaktan başka bir naneye yaramayan kusmuk edebiyatını haklı çıkarmaz.
Kinyas ve Kayra-(2000)
Zargana-(2002)
Piç-(2003)
Malafa-(2005)
Azil-(2007)
Ziyan-(2009)
Az-(2011)
Daha-(2013)
kitaplarında yeraltı edebiyatında ögeler taşısa da kendi görüşünde yeraltı edebiyatı yazmıyorum demiştir.
Kinyas ve Kayradan bir bölüm:
--spoiler--
benim adım kinyas. gün ağrıyor. başım ağrıyor. ismimi kendime ben verdim. bitmeyen bir öfke ve bitmeyen bir mutsuzluğun ifadesi. bütün insanlara kızgınım. yaşadıkları için. hayattan midem bulanıyor... ateşle oynarım. yeterince benzin ve karşımda oturan adamın ceketinin iç cebindeki çakmakla dünyayı yakabilirim. benim adım neron. geceleri, çaldığım arabalarla gezerim. tokyo'da doğdum. iki zenciye üç gram kokain karşılığında bileklerimi kestirttim. sabah uyandığımda okyanus beni yıkadı. benim adım steve mcqueen. bütün bildiklerimi kusarak hayatta kalıyorum. david bowie'yi rüyamda gördüm. sabah bir gözüm yoktu. şiir yazdım. tam üç tane. birini rendeleyip makarna sosuma kattım. diğerini yakıp küllerini kum saatine koydum. biraz zaman kazandım böylece. sonuncusunu ise şimdi yazdım. işte geliyor:
Alkolle ayrılmamız böyle oldu. Yeterince içmiştim. Yeterince, hayatın gerçek sarhoşluğundan kaçmıştım. Artık sıra şişelerden kaçmaya gelmişti. Şimdiye kadar rakıyı suyla, viskiyi buzla karıştırır gibi hafifletmek için hayatı da içkiyle karıştırmıştım. Ama artık hayatı sek içmenin zamanı gelmişti. Babamın, ''Artık büyüdün. Kendine de bir rakı koy!'' dediği akşam geldi aklıma. Biraz daha büyümüştüm. Hayat ve dünyayı sek içecek kadar!..
yazı yazma kabiliyetinin yanında hitabeti de güçlü olan biri. bu adamın birkaç konferansını dinledim herif sabaha kadar konuşsa dinlerim o derece yani.
ayrıca kitapları tartışmasız enfestir.
Ağladım.
Hem de istediğim kadar!
insanın gerçek özgürlüğü buydu.
istediği kadar ağlayabilmek.
Belki bir de, istediği şeye ağlayabilmek.
Hakan Günday
gezi parkında kendisi ve eşi ile tanışma fırsatı yakalayıp uzun uzun sohbet ettiğim ardından kadıköy yoğurtcu parkında eşinin footgraf sergisinden çıkıp yoğurtçu parkında bir bankta karşılıklı susarak bira içtiğim mükemmel yazar, üst insan, yazar.
ilk kitabı (bkz: kinyas ve kayra) da ne kadar çılgın olduğunu göstermiş fakat diğer eserleri kinyas ve kayranın hep gölgesinde kalmıştır.
(bkz: az)
(bkz: azil)
(bkz: piç)
(bkz: malafa)
(bkz: zargana)
ve son kitabı (bkz: daha) 2013 senesinde çıkmıştır.
Okumaya çıkardığı son kitabıyla başladığım yazar. Gerek örneklemeleri gerek ise konuyu işleyiş tarzı olsun usta yazar kategorime koyduğum insan. En yakın zamanda diğer kitaplarıyla da içli dışlı olacağıme efenim.