abartılan yazardır. her kitabında daha da kötüye gidiyor. en komiği de kendi yazar olmasına rağmen türkiye'de yazar olmaya giden süreçten habersiz olması. azil'de adam yazar ve nasıl başarıyorsa daha gittiği ilk yayınevi kitaplarını tek kuruş almadan hemen basıyor, adama da çok iyi davranıyor falan. türkiye'nin gerçeği ise 3-4 bin tl ödeyip üstüne hakaret yiyen ve sonunda yazmayı bırakan birçok gençten ibaret. herkese doğan kitap arka çıkmıyor tabii.
kitaplarını bir solukta okutan, adamı duvardan duvara çarpan, kendine has müthiş bir üsluba sahip yazar. kinyas ve kayrasıyla uçmuş, azıyla koparmış kalemini sevdiğim.
--spoiler--
''Bir şişe ateş suyu için topraklarına ihanet eden kızılderililerle akrabalığımı kanıtlayacak kadar, hatta Jack London kadar içtim. Ama ölmedim. Yaşamam gerektiği için değil. Sadece ölemediğim için... ''
--spoiler--
Gittikçe popüler edebiyata alet olduğunu ve ergenlerin eline düştüğünü düşündüğüm. Bunun sebebini gereksiz reklam piyasasına ve gözü aç editörlere bağladığım yazardır.
Kinyas ve Kayra adlı ilk romanıyla adeta hiroşimaya atılan atom bombası gibi patlamış ve bir yer altı edebiyatı fanatiği olan benim gözümde tabiri caizse Yusuf Atılgan'ın torunu, Oğuz Atay'ın oğlu olarak kabul edebileceğim tahta oturmuştur. Kinyas ve Kayra adlı romanından sonra hız kesilmeden Piç adlı romanı okunmalı ve sanırım romanı okuyan herkeste ortaya çıkan "teraslı evde oturma hastalığı" derhal tedavi edilmelidir. Küçük ve son bir tavsiye olarak da Azil adlı eseri mutlaka Ziyan adlı eserinden önce okunmalıdır ki ufak inceler yakalansın ve daha yüksek haz alınabilsin.
Hakan Günday adına yazılabilecek entry, benim açımdan sayfalarca sürebilir. Okuru olan yazarlarlar ile özel mesajdan kitaplar üzerine konuşmak keyifli olabilecektir.
ilginç bir şekilde zirvesini ilk kitabıyla yapmış yazar.
keşke zirvede bıraksaymış.
şu cümleleri, kelimeleri bu kadar kasma artık. he tamam sen iç dünyanda anlıyorsun tamam ama, biz napalım senin yansıtamadığın iç dünyanı.
Ve sordum, Tanrının yukarıda mı yoksa aşağıda mı olduğunu.
Bağımlılıktan nefret ettim. Gitmemi, terk etmemi engeller diye.
Geçmişe tükürüp geleceği çiğnedim. Bugünü ise uyuyarak geçirdim.
Şimdiyse ağlıyorum. Hepimiz için. Çünkü hiçbiri işe yaramadı.
Kendimi defalarca buldum, defalarca kaybettim.
Kendimi tanıyamadım. Zamanım olmadı.
Bana ait bir gezegen bulana kadar insanlara ve kendime zarar vermeye devam edeceğim.
Ve dünyaya bırakabileceğim bir miras yok. Bütün değerleri iyi bir pizzanın üstüne içtim.
Umarım sabaha ölmüş olurum, diye kapattım gözlerimi.
Madem ölmedik, yaşayalım o zaman, dedik. Ölümsüzüm ben, dedim. Ölene kadar.
Bütün hayatımız boyunca beklediğimiz ve nereden geleceğini bilmediğimiz huzuru arıyoruz.
Dünya üzerinde böyle geceler de yaşanabildiği için kendimi vurmuyorum.
Hiçbir yeri, bir gün geri dönmek için terk etmedim.
Hayal etmeye çok ufakken başladım. Artık hayal edecek pek bir şey bulamıyorum.
Tanımam yeter, gittiğim yerlerden ve insanlardan iğrenmem için.
hayran olduğum yazardır kendisi. zekasının kıvraklığı, hayalgücünün güzelliği, hikayesini anlatırken verdiği ince mesajlarıyla gönlümde taht kurmuştur o. lafı öyle bir gediğine koymaktadır ki romanlarında okurken ince bir gülümseme oluşturur dudaklarda. farkına varamadan siyasi/kültürel analizlerin ortasında bulursunuz kendinizi; ki bu analizler oldukça sağlam analizlerdir.
henüz 38 yaşında bir yazar olarak daha nice güzel eserleri edebiyatımıza kazandıracağını umuyorum.
okuyunuz efendim, bu adamı okuyunuz. benim (bkz: az)'la başlayan yolcuğum (bkz: daha) , (bkz: malafa) , (bkz: azil) ve (bkz: zargana)'yla devam etti. sırada (bkz: ziyan) var.
--spoiler--
Ben sadece fazlasıyla ciddiye almıştım,
küçükken babamın bana birini üzdüğümde söylediği o sözü.
kendini karşındakinin yerine koy ve
ilk başlarda bunu o kadar çok
yapmıştım ki, bir gün dönüş yolunu
yani kendimi bulamadım.
--spoiler--
az romanından sonra diğer kitaplarını aldığım kalemi kuvvetli yüreği güzel yazar.
Sevilir okundukça daha çok sevilir betimlemeleri resim çizmekten ziyade fotoğraf çekmek gibidir. Karakterlerine alışılır yabancılık çekilmez.
Bir insandan bu kadar nefret etmek ve onun tarafından önemsenmeyi bu kadar istemek aynı anda nasıl mümkün olabiliyordu? Bu iki istek de aynı bedende kendilerine nasıl yer bulabiliyordu? Kim bilir ne acılar çekiliyordu o an içimde? Ne kavgalar dönüyordu? Nasıl giriyorlardı birbirlerine? Nasıl bir savaş? Korkunçtu mutlaka..
ROMANLARINDAKi ANLATIMI VE ÜSLUBUYLA DiKKAT ÇEKEN YAZAR. DAHA ADLI KiTABININ FiLM YAPILMA OLASILIĞI ÇOK YÜKSEK. ZiRA BU KiTAP BERLiN FiLM FESTiVALi'NDE, TÜM DÜNYADAN BiR ÇOK KiTAP GiBi ADAY LiSTESiNDE. BU FESTiVAL KAPSAMINDA SEÇiLEN KiTAP, BEYAZ PERDEYE AKTARILACAK.
EDiT: KATILMIŞ BiLE.
--spoiler--
Hakan Gündayın son kitabı Daha, Berlin yolcusu.
Berlin Film Festivali ile Frankfurt Kitap Fuarı işbirliğinde uzun yıllardır devam eden, kitapların uyarlama haklarının tanıtım programı Books at Berlinal seçkisine Hakan Günday ın Daha romanı katıldı.
Sinemaya uyarlanabilecek kitapların seçileceği ve seçilen 11 eserin Berlinale Co-Production Market te sunumları yapılacak.
Daha sonra davetli yapımcılar; kitapların uyarlama hak sahipleri, uluslararası yayıncılar ve edebiyat ajansları ile buluşacak ve film haklarına doğrudan sahip olma şansına sahip olacaklar.
Books at Berlinale adaylığı kapsamında bu yıl 25ten fazla ülkeden 120nin üzerinde eser yer alıyor.
Hakan Günday Daha ile bu seçkide yer alan ilk Türk yazar olma özelliğine sahip.
Hakan Günday yayın hakları ise Kalem Ajans tarafından temsil ediliyor.
--spoiler--