hakan günday

entry460 galeri33 video2
    101.
  1. şunu diyen yazardır;
    'hakiki okurlarımla karşılaşma olasılığım yok, çünkü onlar kitap fuarına gelip, kitabı bana uzatıp, şunu imzala diyecek insanlar olmazlar'.
    16 ...
  2. 102.
  3. kinyas ve kayrayı okudum 1 sene önce içime kasvet çöktürdü bu yazar kasvet, hala unutamam.
    4 ...
  4. 103.
  5. bir romancıda olması gereken tüm niteliklere sahip. coğrafya, sosyoloji bilgisi, hayal gücü üst düzeyde. anlatma, yazma hevesi hiç azalmıyor. anlayamadığım tek eğilimi, kimi tümceleri olması gerekenden kısa/dar tutup düşük cümle izlenimine yol açması ve tek sözcükten ibaret tümce serpiştirmeliri.
    0 ...
  6. 104.
  7. son romanı "az"ı okudum. Hakan Günday'ı sevenler-bilenler için hayal kırıklığı kesinlikle yaşanmayacaktır. Bir romanda olması gereken neyse hepsi var. Havalar ısınmadan acil okunmasını tavsiye ederim. Güzel olmayan; fiyatı.
    1 ...
  8. 105.
  9. yaşı almış gitmiş lakin liseli psikolojisinden kurtulamamış biri.
    1 ...
  10. 106.
  11. "kayra ve kinyas" tan sonra "az" isimli romanina basladigim, gelecek vaadeden genç bir yazar.
    0 ...
  12. 107.
  13. 29 Mayıs 1976'da Rodos'ta doğan yazar Hakan Günday ilköğretimini Brüksel'de tamamladı.
    Ankara'da Tevfik Fikret Lisesi'ni bitirdi ve daha sonra Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümü'nde üniversite eğitimine başladı.

    Ertesi yıl Universite Libre de Bruxelles'in Siyasal Bilimler bölümüne geçti. Sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. ilk romanı Kinyas ve Kayra'yla (2000) edebiyat çevrelerinin ilgiyle izlediği ve kendi okur kitlesini yaratan bir yazar olan Günday'ın eserleri, Doğan Kitap tarafından yayımlanmaktadır: Zargana (2002), Kinyas ve Kayra (2003), Piç (2003), Malafa (2005), Azil (2007), Ziyan (2009), Az (2011).

    Hakan Günday an itibarı ile Okan Bayülgen'in "Muhabbet Kralı"nda konuk. "Kinyas ile Kayra" bir yana programa bağlanan Ece Temelkuran'ın ve program konuğu olan Emre Kongar'ın sıradışı övgülerine layık görüldü. Emre Kongar "burada olmaktan onur duyuyorum" dahi dedi. Hakan Günday'ın son kitabı AZ derhal alınacak, okunacak...
    0 ...
  14. 108.
  15. yer altı edebiyatı tanımını anladığını söyleyen, bunun ticari bir sınıflandırma olduğunu vurgulayan yazar. bunun dışında yeraltı edebiyatı diye bir alt başlık olamaz diyen yazar sadece edebiyat vardır demiştir. ayrıca illa alt başlık açacaksak her yazar için ayrı bir edebiyat sınıflandırması lazım demiştir ve eklemiştir bence yer altı edebiyatı rafında tek kitap olur o da dostoyevski' nin yer altından notlar eseridir demiştir.

    Deha bir yazar. fanı oluduk.

    (bkz:zargana
    piç
    ziyan)
    1 ...
  16. 109.
  17. az kelimesinin aslında ne çok şeyi ifade ettiğini, ne çok şeyi anlattığını ve ne çok şeyi hissettirdiğini az romanında baştan sona kadar sayfa sayfa hissettiren ve ortaya kült bir eser çıkaran güzel ülkemin iyi romancılarından birisi.
    0 ...
  18. 110.
  19. bütün kitaplarını kitaplığımda özenle sakladığıım ender yazarlardandır kendisi.
    2 ...
  20. 111.
  21. Genç yaşta yazdığı kitaplarla başarısını ispatlamış, dili çoğu kişilerce karamsar ve karmaşık bulunan yazar. "Azil" kitabında yaptığı psikolojik tahlillerle akıl bulandıran, "Malafa"da esnaf argosunu araştırmaya iten bir yazardır. Çünkü "Malafa"da okuyuyucuya adeta ayrı bir dil sunulmuştur.
    Yazar, diliyle ilgili aldığı ve alacak olduğu bütün övgüleri hak etmiştir.

    (bkz: malafa)
    (bkz: azil)
    (bkz: esnaf argosu)
    0 ...
  22. 112.
  23. yeraltı edebiyatı ile özleşmiş türk yazar.
    kendi eserlerinin hemen hemen hepsi bir kasvet havası içinde geçer. özellikle sayfalar ilerledikçe göğsünüze bir ağırlığın oturduğunu hissedersiniz. zordur bir oturuşta hakan günday'ın kitaplarından birini bitirmek, insanın beynini kemirir cümleleri. böyle normal otururken, yemek yerken aklınıza kitaptan cümleler gelir. eğer zor bir dönem geçiriyorsanız sakın okumayın kendisinin kitaplarını...
    (bkz: intihar sebebi)
    0 ...
  24. 113.
  25. "...dünyanın en çabuk geçen ve geçer geçmez de en hızlı yakalanılan hastalığına sahipti: Umut."

    az kitabında ilgimi çeken bir söz. başarılarının devamını dilerim.
    3 ...
  26. 114.
  27. akıcı bir dili, güzel bir kurgusu var. az romanı okumaya değer.
    0 ...
  28. 115.
  29. kinyas ve kayrasıyla bilinen yazdıklarının tuhaf bi büyüsü olduğuna inandığım yazar. akıcılık, uslup ya da başka bişey değil insanı karamsarlığıyla içine çektiğini düşünüyorum. kitabın içinde alalade söylenmiş gibi duran dahice sözler ve betimlemeler bulunmakta. bir kitabın üzerinde hakan günday yazısını görürseniz kaçırmayın derim.

    --spoiler--
    ranzanın solundan üçgen biçiminde sarkan ve tek köşesi yere kadar uzanmış battaniyeyi karanığın içinde bir yelkenliye benzetti. yatağına da tekneye. gecenin içinde giden bir yelkenliye.
    --spoiler--

    bu da az kitabının arkasındaki tanıtım cümleleri.

    --spoiler--
    seni az tanıyorum... az... sen de fark ettin mi? az dediğin, küçücük bir kelime. sadece a ve z. sadece iki harf. ama aralarında koca bir alfabe var. o alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var.
    sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. biri başlangıç, diğeri son. ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. yan yana gelip de birlikte okunmak için. aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. senin ve benim gibi...
    --spoiler--

    daha fazla spoiler vermeden gidiyorum.
    1 ...
  30. 116.
  31. 117.
  32. --spoiler--
    Mucizeler bitti. Doğmak yeterince mucizevi. Başka bir tane daha beklemek aptalca. Ölmek de ikincisi. Bunların arasında da bir şey yok. Kimse beklemesin...
    --spoiler--

    cümleleriyle saçmalamıştır. bilinen 2 şey nasıl mucize olabilir? doğarsın. annenle baban bi şeyler yapar doğarsın. nasıl olduğu bile belli. en sonunda ölürsün. türlü sebepleri var. yaş haddinden olabilir. hasta olabilirsin, araba çarpar vs.. bunların neresi mucize. başı belli sonu belli. aradaki kısım asıl mucize olan. kimse ne yaşayacağını nasıl yaşayacağını bilemez. bittim derken dibe vurup çıkabilirsin. çok süpersonik oldum derken tepetaklak olabilirsin. velhasıl asıl mucize yaşamanın ta kendisidir. yazarımız hakan günday ise genelde bu tip cümleler kurarak, sevglisinden ayrılan ergenleri fena etkiler.
    3 ...
  33. 118.
  34. biz Kobolular asla yalan söylemeyiz.gerekirse gerçeği değiştiririz.söylediklerimize uysun diye. *
    0 ...
  35. 119.
  36. sabit fikir'in düzenlediği sözünü sakınmadan sohbetinde semih gümüş ile arasında şöyle bir diyalog geçti;

    h.g. : 5 yaşındaki bir çocuğun, süpermen'le tanışınca oluşan uçma hissini 30 yaşındaki insana yaşatamazsınız.

    s.g. : mesela benim oğlum çocukken batman olmak istiyordu. şimdi işadamı olmak istiyor.

    h.g. : yanlış da sayılmaz, batman işadamı çünkü.
    4 ...
  37. 120.
  38. küfürler etmek istediğim, bunu nasıl yazdın bilmem ne çocuğu diyerek yüzüne haykırmak istediğim adamdır.
    son 3 yıldır farkındayım onun ama takıntılı oluşumdan mıdır nedir bilmem çok popüler diyerek okumaktan uzak durdum.
    ta ki kuzen bünyesinin "okumazsan sıç.rım ağzına" sözüne kadar.
    aldım kinyas ve kayra'yı geldim.
    ilk önce zorlama bir kitap diyerek 3 günde zor okudum 100 sayfayı...
    ama sonra bir çekti beni içine "paraşütünü açmış birisinden uçağa dönmesini bekleyemezsin." sözüyle devam ettim...
    ve bitirdim 2 günde o ufak bir tuğlayı andıran kitabı.
    24 yaşında bitirmiş adam bu kitabı.
    ben 21 yaşımda okudum.
    ve bu adam aşağıya yani kapanışa yazacağım şöyle bir bölüme imza atmış.

    "içine ne kadar doldurulursa doldurulsun, yine de hafiftir hayat.
    çünkü altı deliktir. delikse ölümdür! bütün kazançlar bu delikten akıp gider."

    eyvallah.
    8 ...
  39. 120.
  40. (bkz: kinyas ve kayra)
    (bkz: azil)
    (bkz: piç)
    (bkz: az)
    (bkz: zargana)
    (bkz: malafa)
    hepsini bir solukta bitirtti. sağlam müzik kültürü, mükemmel dili, sert cümleleri...
    yazsın, hep yazsın.
    2 ...
  41. 121.
  42. ilk kitaplarındaki o ezici gücü, o midelere kramp sokan üslubunun yavaş yavaş kaybolduğunu düşündüğüm yazar. ama yine de tüm kitapları okunulası bir kişilik.
    0 ...
  43. 122.
  44. eskisi kadar "cesur" olmadığını düşünüyorum artık kendisinin.. daha az cesur derken, bunu bir aşağılama, yerme ifadesi olarak söylemiyorum.. sadece kinyas ve kayra'yı erken yazmasıdır yada yayınlamasıdır bunu düşündüren.. severim kendisini, zeki de bir adamdır bana göre.. görülmesi gerekeni görmektedir ki, bence yazılması gerekeni yazmaktadır.. oluduğu gibi olan hiçbirşey olmadığı gibi hakan günday da hakan günday olmayabilir de aslında.. eywallah.. ama bence artık ya cesaretini kaybetmiştir ya da kaygıları vardır, teoman gibi yazmayı bırakması da gerekmektedir belki.. yazdıklarını görev olduğunu anladığı zamanın gelmeye başlaması gerektiğine de anlamalıdır son tahlilde..
    ama yine de bir gün iyi olacaksa, o gün tarafımdan beklenecektir.
    0 ...
  45. 123.
  46. inanıyorum ki hakan günday için burada yazılanların tamamı önemsizdir. O sadece içerisinde bulunan fırtınayı dış dünyaya kusmaktadır. her bir cümlesinde, karşınıza aldığınız fırtına sizi döver ama yılmazsınız ayağa kalkarsınız ve fırtınaya direnirsiniz. sonra birden yazdıklarının içindeki gerçeği görmek için fazla bir çaba harcamak gerekmediğini anlarsınız, aslında bize sokakta dolaşan yüzlerce insandan bir tanesini seçmiştir ve yaşadıklarını üzerimize boca etmiştir. Ama biz hala onun söylediği gerçekleri görmezden gelip yaşamaya, iyi insan olmaya çalışırız. Aslında iyi olmak için doğmamak gerekir, Eğer doğmuşsanız ve bu yazdıklarımı okuyorsanız hiçbirimiz iyi değiliz...
    1 ...
  47. 124.
  48. --spoiler--

    ''Dünya üzerinde bir yerden uzaklaşmanın imkanı yok. Uzaklaşılan şey stillerdir. Hayatta ancak stiller değiştirilebilir. Başka bir şey değil. Coğrafya, çocuklara ergenliklerini unutturacak bir derstir. Başka bir boka yaramaz. Aslolan hayat stilidir. Ve görünmez köprüler vardır dünyada bir ülkeden diğerine giden. Aynı stil hayatı dünyanın her yerinde bulabilmek bir tesadüf değildir. Nasıl bir junkie her yerde dozunu bulabiliyorsa, benim gibi biride bastığı her toprakta kadın, silah ve uyuşturucu teklifleriyle karşılaşır.

    Eskiden hayata farklı bakanlar bulurlardı beni. Gerçek entelektüeller, anarşistler, nihilistler,
    Mıknatıs gibi çekerdim toplumun dışında yaşamayı seçmiş Robinson Crusoe'ları. Ama şimdi seyrek de olsa benimle karşılaştıklarında başlarını öne eğiyorlar, bakışlarımızın kesişmesini engellemek için. Çünkü anlayabildikleri kadar anlıyorlar benim artık uzun, alkollü, yüksek sohbetlerden eyleme, gerçeğe geçtiğimi. Ve korkuyorlar. Çünkü onların oynadıkları oyun, günün üç saatini, içinde bağırıp çağıran anarşiste ayırıp geri kalan zamanında normal bir insan gibi yaşamakta ibaret. Çok az söyledikleri yapar. Ok azı gece anlattığını gündüz yaşar. Bunlar daha çok düşünsel kurt adamlardır. Barış ve anarşi işaretlerini sokaktaki aynı kadın heykelinin iki göğsüne çizen bu salaklardır işte. Coşarlar insan hayatının değersizliğini anlatırken. Ama daha sonra işkence gören bir teröristin haberi karşısında, en çelik hümanist kesilip insan haklarından dem vururlar. Çelik hümanistler çelik kapı taktırırlar evlerine, adlarına methiyeler dizdikleri kaosun, devrimin geldiği gün kedileri bir zarar görmesin diye. Sağdan nefret ederken, soldan da etmeyi unutanlardır bunlar. Kişisel muhalefetlerine bir kalabalığın fikrini eklemekten zevk duyarlar. ''Sola daha yakınım!'' derler utanmadan. Gölgesiz yaşayamazlar, yalnız kalmaktan ödleri koptuğu için. Yakın olmazlarsa herhangi bir tarafa, yok olacakları düşünürler. Açık deniz adamlarının yanında karadan uzaklaşamayan dubalar gibi dururlar.
    Dünya üzerinde faşistin ne kadar iğrenç bir tarihi varsa, komünistin de o kadar saf, kötü bir geçmişi vardır. Ne de olsa ikini de insan icat etmiştir. Hele günümüzde kapitalizmin patronu Yahudiler ile zamanın Yahudisi Marx'ı düşündüğümüz zaman, Yahudilerin de Hıristiyanlar kadar iki yüzlü darı gibi her yerde biten yaratıklar oldukları anlaşılabilir.
    Eğer geçmeseydi Kuranıkerim'in üstünden onca kuşak, ben inanırdım yazılanların hepsine. Ama inanmıyorum o kuşağın dürüstlüğüne. O onlarca kuşağın sadakatine inanmıyorum!
    Çünkü insanı tanıyorum. Çünkü kendimi tanıyorum. Canı öyle çektiği için duaları değiştirecek her dinden kuşaklar tanıyorum. insan dokunduğu her şeyi kirletmiş bugüne kadar. Dinin kendini bundan koruması o kadar uzak bir ihtimal ki! Kimse gelip bana anlatmasın bana insanın iyiliğini, din kitaplarını. Ben sadece mucizeleri kabul ederim. Onlara inanmak, insan zekasının kötü tarafından çıktığı belli olan yazıları okumaktan daha kolay. Kızıldeniz'in yarıldığına, gereğinde kadının dövüleceğinden daha çok inanıyorum. Çünkü mucize bana daha temiz geliyor. Ne birinin çıkarına, ne de bir başkasının zararına binlerce yıl önce bir denizin yarılmış olması. Ya da bir mağara girişinin örümcek ağıyla kapatılması.
    Ama o, adam smith'in ekonomi için söylediği ancak bu konuya uyan ''gizli el'' öyle bir hissediyorum ki dört kadınla yatılan aynı yatakta. Öyle hissediyorum ki o kirli insan elini, Yahudinin Protestanın para kazanma hırsında. inanılanın bu dünya dışından gelmesi gerekir beni benden alabilmesi için. ismi fark etmez. Tanrı, Allah, Jah.. her neyse, benden olmamal! Bendeki çıkarcılığı, hırsı, onda da gördüm mü, soğurum yazdıklarından. Ama ben bilirim ki yine insandır onları ortaya serpiştiren. O kutsal kitaplara kanlarını karıştıran. inanırsam bir gün boyun eğerim iyiliğe. Ama matbaadan çıkmış bir kitaba inanmamı beklemek, zekamla alay etmek dışında benden insanın kötülüğünü de unutmamı beklemek olur. Tanıdığım o iğrenç türü de unutursam bir gün, inanırım elbet yazılanların hepsine.

    Dürüst olalım, Dinler ve Tanrılar! Hepsi ben ölünceye kadar!''

    --spoiler--

    (bkz: kinyas ve kayra)

    edit: imla
    5 ...
© 2025 uludağ sözlük