hayal gücüne hayran kaldığım yazardır. kinyas ve kayra adlı kitabını bitirdikten sonra kaç defa elime alıp tekrar tekrar okuduğumu hatırlayamıyorum ki hala devam ediyor bu.
Yarın bugünü yaşanabilir hale getiriyordu. Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayışımızın nedeni yarındı ! Lotonun çıkma ihtimalini aşık olunacak insanla tanışma ihtimalini sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran o sihirli sözcük : Yarın ..
benim istediğim dünyada insanların nereden geldikleri,nereye gittikleri,nereli oldukları,cinsel kimlikleri hiç önemli değil.
tek önemli olan yaptıkları iştir diyebilecek kadar gelişmiş insan.
gerçekten çok iyi yazar. çok başarılı.
yeni kitap çıkartmasını ısrarla istiyoruz.
yerli bukowski denilen ancak alakası olmayan yazar. bukowski ile benzer noktaları vardır ama bunlar sadece küfürlü yazım, alkolden bahsediş gibi şeylerdir. aslında hiç alakaları yoktur. bukowski mesaj vermeye çalışmaz sadece yazar. büyük aforizma sahibi olmaya çalışmaz. ancak hakan günday mesaj vermeye de çalışır. bundan öte tam bir aforizma tutkunudur. sayfalarca okursunuz bi bok olmaz ancak bir yerde öyle bir cümle kurar ki ağzınız, yüzünüz, beyniniz birbirine dolanır. bu aforizmalara özellikle piç ile kinyas ve kayra da rastlanır.
şöyle bir yazısı vardır ve cuk oturmuştur;
--spoiler--
zorunlu askerlik hizmeti, emek, zaman ve kaynak israfıdır. erlik, derhal bir meslek statüsü kazanmalı ve profesyonel ordunun bir parçası haline gelmelidir. her üç ayda bir toplanan yüz binlerce genci askere dönüştürmek için harcanan çabanın onda biriyle ordunun işlevselliği on kat artırılabilir. sosyo-ekonomik açıdan geri bırakılmış toplumun zorunlu askerlik hizmeti yoluyla olumlu anlamda biçimlendiği düşüncesi asla geçerli değildir. bunun kanıtı, nesillerdir askerlik hizmetini tamamlamış erkeklerin yönlendirdiği günümüz toplumunun mevcut düzeyidir. askerliğin insanı adam ettiğine ilişkin inanç, bütünüyle temelsizdir. on dokuz yaşına kadar cahil bırakılmış genç erkekleri dayatma yoluyla, on beş ay içerisinde bilinçlendirmek mümkün değildir. dolayısıyla, 460 gün boyunca izmarit toplayarak mıntıka temizliği yapmış olanla, kanalizasyonu denize akıtan aynı kişidir. dolayısıyla, 460 gün boyunca vatan sevgisi aşılanan insanla, devletine kazık atan aynı kişidir. dolayısıyla, 460 gün boyunca vatandaşını adam etmek için uğraşanla, insani gelişmişlik endeksinde dünya 84'üncüsü olan aynı ülkedir. ordu, zorunlu katılımlara ihtiyaç duyamayacak kadar ciddi bir kurumdur. aldığımız eğitimin süresi on haftadır. çağdaş hiçbir ordu on haftalık erlere güvenerek varlığını sürdüremez.kahramanlık şiirleri okuyan ve komando üniforması giymiş beş yaşındaki çocuklar kadar asker olan bizler, bu vatan için öleceğiz. çünkü ne savaşmayı biliyoruz ne de hayata dair bir umudumuz var!
--spoiler--
hayata epey tepeden bakan adam, hayatın epey derinine giren adam, aklının havadaki mesafesi karışlarla ölçülemeyecek kadar ırak.
biraz deli bir adam, canı yanmış bir adam, canının yanmasını istemiş bir adam, canının yanmasını hayal etmiş bir adam, canı yakan bir adam.
hayat ile * arasındaki bağ her neyse, ona bunları yazdıran her neyse, durmasın, aşsın kendini, okuyanı kanatsın. belki kanayınca bir yerlerimiz anlarız kaç bucak olduğunu bu alemin, zira
manyak bi yazar.
din diye bir şey olmasa şu dünyada bu adamın görüşleri etrafında toplanılır ve yine bi günday dini ortaya çıkardı bence. * yani ben o gözle bakardım şahsen.öyle yazıyor yani adam. yazmaktan öte şeyler yapıyor ve çoğu insana yol gösteriyor da diyebilirim. neyse daha derinlemesine bi kritik (bkz: cicik in boş zamanında yapacağı ilk şey) *
şarap ile imza gününe katılan, kelimelerle oyuncak gibi oynayıp kelimeleri dev misali büyüten yazardır. ayrıca kendine louis ferdinand celine'i, bukowski'yi örnek aldığını söylemiştir.
yer altı edebiyatı dilene yakın bir dil kullansada bana her şeyin ortasında olupüstüne hiç bir şeyin bulaşamadığı doğal dokunulmazlığı olan şehirli iyi aile çocuğu izlenimi verdi. His işte ne yaparsın.
Yazar çoğunlukla (bkz: ben gibi) "piç" adlı romanı ile tanınır. Kitap reyonlarında kocaman bir "piç" yazısı görülünce merak edilip bakılır ve ince olmasının etkisiyle de roman alınır. Yazarın hayal gücüne hayran olunduktan sonra araştırılmaya başlanır. Araştırılınca alınan ikinci romanı "kinyas ve kayra" dır. Daha sonra diğer romanları ile devam edilir.
En beğendiğim romanıdır; (bkz: ziyan).
büyücü.zargana isimli kitabındaki şu sözleriyle beni büyülemişti hattı zamanında:
'gidenler üzüntüyü çarşaf yapıp üzerine yatar ve o çarşafın üzerinde bin bir zevkle hayatla sevişir'.
şimdilerde yeni kitabı 'az' yayınlanmak üzeridir umarım 2.baskıya kalmam.
yeri gelmişken kitapları çok pahalıdır kinyas ve kayra 28 liracıktı.umarım yayın evini(doğan kitap)değiştirir.
bugün tekrardan gördüğüm. tekrardan hayran duyduğum bir insandır kendisi. az geliyor izmir'e öz geliyor. umarım seneye tekrar yeni kitabıyla uğrar ege kıyılarına..
azille kendisini okumaya başladığım piçle devam edeceğim kitapların yazarı, yeraltı edebiyatı diye tabir edilen türün en başarılı örneklerini veren sıradışı yazar.
bgün habertürk tv kendisini yine konuk etmiştir. son 3 günde ikinci kez habertürk tv'ye çıkmaktadır. nedense zoruma gidiyor, çıkmamalı diye düşünmeden edemiyorum!