kinyas ve kayra yı okuduktan sonra hayran kaldığım peşine düştüğüm, aradığım ve sonunda bulduğum yazardır. kendisine hayran bırakacak derece de üstün zekaya sahiptir.
kitapları: (bkz: azil), (bkz: malafa), (bkz: piç), (bkz: zargana), (bkz: kinyas ve kayra)
--spoiler--
Yıllar önce, okuduğum kitaplardaki, seyrettiğim filmlerdeki yalnız insanlara özenirdim hep. Yalnızlara. Konuşacak kimsesi olmayanlara. Sonra hayat beni buralara getirdi. Tabii ayaklarımın azımsanamayacak yardımıyla. Ve artık o roman karakterlerinden biri oldum. O kitaplardaki yalnızlığı çok gösterişli bulurdum. Aynı zamanda da korkutucu. Kendime;Bu kadar yalnız kalınabilir mi? diye sorardım. Sosyal hayvan insan, dayanabilir mi kimsesizliğe? Ama artık biliyorum yalnızlığın korkulacak bir yanı olmadığını... Tabii bunu ruh sağlığı yerinde ve içlerinde tek bir kişilik taşıyanlar için söylemiyorum. Sözüm benim gibi içinde binlerce ruh taşıyanlara, Uzakdoğu efsanelerindeki canavarlar gibi yedi kafalı tek bedenli insanlara. Ben hep kalabalık oldum. Şehrin uzağındaki bir semte giden, günün tek otobüsü kadar kalabalık. Tıkış tıkış! Herkesin üst üste olduğu bir otobüs kadar. Dolayısıyla iyi geldi bana yalnızlık. Kendime yeterince zarar veriyordum. Ve bir de dünyanın vereceği zararları ortadan kaldırmanın imkanı olmadığına göre, yoklarmış gibi davranarak yalnızlığı seçmek en doğrusuydu...
Yalnızlık kurşun geçirmez. Dostluk, aşk, aile geçirmez. Hiçbir şey geçirmez. Dışarıdan sokmadığı gibi içeriden de çıkartmaz. Cerahat yapar. Antibiyotiğini de kendinde besler. Yeter ki nerede olduğu bulunsun... Ruhun nerede olduğunu düşünürüm bazen. Vücudumun neresinde? Sonra karar veririm. Ruhum, bedenimin bittiği yere kadar...
--spoiler--
http://www.hakangunday.com adlı sitesinde, ota boka "bunun hiçbir önemi yok" diye uyarı verdirten yazar. yeni kitabı ziyan, şubat-mart arası bir tarihte çıkacakmış. şükür.
21. yüzyıl Türk edebiyatının dönüm noktası diye yazacak okullarda okutulmayan edebiyat kitaplarından ilerleyen zamanlarda. Kitaplarındaki erkek ve yalnız karakterleriyle, toplumun kötü diye yüzeysel bir nitelendirme yapacağı hayatları kendi seçimleri olarak yaşamasıyla, zaman mekan ve müzik uyumunun doruğuyla, kitapların içinden bir kaç tane daha yazılası kitap çıkartabilecek kapasitede olmasıyla başdöndüren bir yazardır. gerçekleri kafanıza sokmak için kelimeleri birer atom, kitapları da birer atom bombası gibi kullanmıştır. onun hakkında konuşmak can sıkıcı oku ve anladığın sende kalsın.çünkü insan bencil olmalıdır.
Benzetmeleriyle gönülleri fetheden ve insanın kendisi sorgulayıp "ben bunu niye daha önce düşünemedim" dedirten yazar. Kurgular, cümleler, betimlemeler her şey gayet hoştur, buram buram chuck Palahniuk kokar.
hiç tavsiye etmem. özellikle kinyas ve kayra'yı okumanızı asla tavsiye etmem. şöyle bi bakmayın bile. çünkü bi kez başladınızmı, bir daha bırakamazsınız. okursanız eğer, okuduktan 3 gün sonra kendizi evden kaçmış, babanızın şifresini bildiğiniz bir kartından bir bankamatikten çekebileceğiniz tüm parayı bir jack daniel's ve bi otel odasında birkaç gün daha için çekerken yerde yatan evsiz kadına tecavüz etmeyi düşünürken bulabilirsiniz.
her kitabında milyonlarca parantezi olduğunu düşündüğüm, daha anlatacağı çok şey olduğuna inandığım yazar. en sıradan olayı tanımlarken kurduğu bir cümledeki tespit, isyan sizi o an kalkıp o cümle üzerine sayfalarca yazı yazmaya itebilir, üstelik öyle yazmaya meraklı bir insan değilseniz bile. hepsini açıp hepsinden kurtulmasını ve bize anlatmasını heyecanla beklediğim rahatsız ve huzursuz insan.
her yazdığı kitapta biraz daha gelişen, geliştikçe daha fazla inanan, inandıkça daha iyi yazan nihilist yazar. son yazdığı kitap ziyan yine kendinden farklı bir tarz, yine sürpriz dolu ve yine kekremsi bir tad bırakıyor insanda. ne kadar nihilist olsada her daim bir umudu var yazarın, her seferinde bizede aşılamakta.
çok klişe olacak ama,beyninin içinde yüzlerce tilki dolaştırıp hiçbirinin kuyruğunu birbirine değdirmeyen yazar.2010 yılında yeni bir kitap çıkaracakmış kendisi.
kitaplarindan birinde ki herhangi bir kahramanla bir gün gecirmek istedigim yazar. kayra ve kinyas'la beraber afrika'ya gitmek,zarganayla berlinde takilmak ve senaryolarinda oynattigi oyunculardan biri olmak, ziyanda eksi 20 derecede nöbet tutup, ziya hursitle konusan askerle nöbet esnasinda sigara icmek isterdim.
"Jack London kırk yaşında ölüyor. intihar deniyor. Ne de olsa efsane yaratmak ticaretin bir gereği. Yıllar sonra, kalp krizi deniyor. Ne de olsa efsaneleri yıkmak günümüzün bir gereği. Ama şu bir gerçek ki, Jack London, otuz beşinden sonra, ölüme giden dönüş yolunda sıkılıyor.
Ve ancak gerçek serserilerin yapabileceği gibi, sıkıntıdan ölüp gidiyor."
ps: aslinda alti cizilecek cumleler yazmak aklinin hicbir hucresinde yer almiyor.Günday'ın harfleri birbirleri arasinda bir yarışa sahip,kelimeleri yine bir yarış içinde , bu da alti cizilesi,okudukca okunasi duvarlara yazilasi cumleler oluşturuyor.Günday'ın bunu umursamadigi her halinden belli.
Yeraltı edebiyatı diye bir edebiyat türünün olmadığını söyleyen fakat yeraltı edebiyatının en iyilerinden olan yazar.Başta Kinyas ve Kayra olmak üzere tüm kitapları orgazm tadındadır ve şiddetle tavsiye edilir tabii yeraltını bilene.
insanın beynini bulandıracak cinsten karamsar yazan, kitaplarını eline alınca bırakamadığın, asosyal olduğunu düşündüğüm problemli,rahatsız aynı zamanda da muhteşem yazar.