Çabama sağlık. Bu kadar yükün altından kalkıp yine kendim kalmaya devam ettim. iyi insan olmak için verdiğim mücadeleden bir an caymadım. Teşekkür ederim kendime. Onlarca berbat insana maruz kaldım, yine çizgimi bozmadım. Bu berbat düzenin herhangi bir yerinde değilim. iyi ki.
Teşekkürler kitaplarım
Teşekkürler kitap adam.
insan ilişkileri yürümüyordu zaten. ilk iki hafta bir şeye benziyor, taraflar daha sonra heyecanlarını yitiriyorlardı.
Maskeler düşüyor ve gerçek yüzler ortaya çıkıyordu.
(bkz: Charles bukowski)
Yaşam hastaydı artık daha doğrusu hasta ve dayanılmaz bir şey olmuştu. Ben evrende yaralı bir varlıktım. Yaşam acılı bir yorgunluk durumuna gelince, ölüm sonsuz uykunun sükununa götürmeye hazırdı.
insanlık ile gerçekleri anlamanız için tek gereken 3 kadeh içkidir - humphrey bogart.
edibüdü: humphrey bogart abimiz ağır içiciymiş. yani bildiğiniz ayyaş (yok lan, bu ayyaş o ayyaşlardan değil. bu abimiz artiz(!) hani var ya; bazı yobazların 2 ayyaş diyerek kuş kadar beyinleriyle aşağılamaya çalıştığı devlet kuranlardan değil) gibi kafa bi'dünya adammış.
zaten ayyaş olmasında yatan gerçeği de "herkes bir kaç duble içse dünya sorunları çözülür" demesinde (mealen bu anlama da gelebilir ki orjinal söylemi the problem with the world is that everyone is a few drinks behind) yani humphrey abimiz olayı çözmüş.
ne kadar dini meslek geçim aracı yapmış yobaz cahil bağnaz fundamentalist yanı sıra mükemmel toplum diye ortaya çıkan ideolist ırkçı (örn: hitler) vs manyak varsa hepsi içki karşıtı, dikkat ediyor musunuz?
bunlar cennet vadederek insanlara cehennem yaşatıyor.
demokrasi ve diktatörlük arasında fark şudur: demokraside önce oy verir sonra emirler alırsınız. diktatörlükte oy vermekle zaman kaybetmezsiniz - charles bukowski.