hayatımda bağlandığım ve benimsediğim ilk yazar, ne düşündüğünü ne hissettiğini hiçbir zaman tam olarak anlamadım ama o kadar özel ki benim için; sanki içimden bir parça, kalbimden bi oda gibi, ben kafkayım kafka da ben sanki. ilk dönüşümü okumuştum ve o güne kadar hep kafamda kendi kendime sorduğum soruyu tokat gibi çarpmıştı yüzüme: "birinin bizi sevmesi için işe yaramak mı gerekir? varoluşumuzun meşruiyetinin mantıklı olması ile hayatta başkalarının çıkarlarına ne kadar hizmet ettiğimiz doğru orantılı mıdır?" hep düşünmüştüm bu soruları ve o kitabı okuduğumdan beri kafka benim kalbimde, hayatımda, düşüncelerimde... beni şekillendirdi diyebilirim.
üç kitabını okudum şimdilik.
adamın çok değişik bir kafası var.
dava'yı okuduğumda bundan emin oldum.
dönüşüm'ü okuyalı bir sene oldu.
hala düşünüyorum.
insanı sorgulamaya itiyor.
Adamdır adam. Eserleri muazzam bir yazardır. Özellikle the trial kitabını çok sevmiştim.
'Beyinlerimiz savaşsın isterdim ama görüyorum ki siz silahsızsınız bayım' sözü hafızalara kazınmış yüzyılın sokulan en büyük lafıdır.
hukuk öğrencileri mutlaka okumalı kitaplarını. dönüşümü okuduktan sonra hayatımın ortasına taht kurup oturttuğum yazardır. ruhsal olarak daima merak edeceğim bir insan olan, takdir ettiğim bir anlatma yetisine sahip ve bence dünyada gelmiş geçmiş yazarların içindeki yeğane uçlardan biridir. milena'ya mektuplarındaki püf noktalarını anlayabilmek için defalarca baştan okumuştum ve hala etkisindeyimdir. kesinlikle bu adamı okumadan ölmeyin.
Şişirilmiş balondur. Bu adam türk olsa kitaplarının yüzüne bakmazlar amk. Olay isimde bitiyor hacı. Bizimkilere isim yabancı oldu mu olunduğundan anlam çıkartmak için kendini yırtma hissi geliyor. Genel anlamda durum böyle.
farklı bir yaşam tarzı ve sıradışı dünya görüşü vardır. zaman zaman eserlerini anlamamış gibi olursunuz fakat ne demek istediğini gayet iyi anlarsınız. milena' ya aşkı da bir o kadar imkansız ve sonsuz aşktır.
Sıradışı bi edebi yapısı olan yazardır. Edebiyata katkısı ayrı bir seviyededir. Öyle ki ingiliz literatürüne kelime katmayı sağlayacak kadar farklı bir düşünce yapısı vardır.
dönüşüm hikayesi 1975 yılında jan nemec tarafından sinemaya uyarlanmış yazar.
jan nemec, gregor samsa karakterinin duvarda asılı olan fotoğrafı için franz kafka' nın fotoğrafını kullanmıştır. yani toplumun ona yüklediği rolü yerine getiremeyen gregor samsa karakterinin bizzat kafka' yı temsil ettiğini belirtmiştir.
einstein kitabı mann'a geri verirken "okuyamadım bu kitabı, insan beyni bu kadar karışık değil!" der.
bu da böyle bir anıdır efendim. hangi kitabı acaba diye düşünüp durdum, "dava mı acaba?" dedim bol bol, sonra da hepsinin olabileceği kanaatine vardım.
edit: bu anı kazin'in on native grounds adlı kitabında yer alıyor.
milenaya mektuplar ile ünlenmiş yazar kişisi.sadece dönüşümü bitirdim sırada şato var sonra dava... bi ara şu ünlü kitabı okurum ama bellide olmaz popüler düşmanlığım sağ olsun.
''Bana huzur içinde geçecek bir saniye bile bağışlanmış değil, hiçbir şey bağışlanmış değil, her şeyi dişimle tırnağımla elde etmek zorundayım, sadece şimdiyi ve geleceği değil, geçmişi de, belki de her insanın doğal bir biçimle sahip olduğu şeyi, evet, onu da elde etmek zorundayım, belki de en zor iş bu, yeryüzü sağa dönerse, benim geçmişi telafi etmek için sola dönmem gerekiyor. Ama şimdi bütün bu yükümlülükleri yerine getirecek gücüm yok, dünyayı omuzlarımda taşıyamam, paltomu bile taşıyamıyorum.''