balık ve tavuk öyle yenmez klişesi, esas oğlan hep elle yenmesi gerektiğini gösterir kız da buna hep gülümseyip hic balık et yememiş gibi huzurla yer. ne manasız bi klişe lan.
her filmde geçerli olan bir başrol saçmalığıdır. başrolü ölen film istiyorum. kahramanı ölen film istiyorum arkadaş.dizi de olabilir.biraz başrol yaratıcılığı , kurgusu kullanın lan.
(bkz: game of thrones) adam başrolünün kafasını 4. bölümde kesti lan 4. bölümde feyz alın.
esas karakterin arabaları binaları havaya uçurup, ölümlerden dönüp bir iki sıyrıkla kurtulması ve makyajının fönünün hiç bozulmaması. bi de havalı havalı paltosunun etekleri uçuşarak alevlerin içinden çıkışı vardır, arkasına bakmadan slowmotion gözlüğünü takar. saçları ahengle dans eder, ve mutlu son.
* camı kırıp içinden geçenlerde tek bi yara dahi olmaması.
*parise gidenlerin istisnasız hepsinin bulunduğu odada eifel kulesi manzarasını görmesi.
*kötü adamın atışı iskalamasi.
*sonsuz yakinlastirabilme yeteneği. nesneleri kusursuz hd ile görebilme.
nedense tüm filmlerde ısrarla devam eden bir hata klişe olmuş devam ediyor:
uzaylılar!
bilimkurgu filmlerinde dikkat edin uzaylılar hep son teknolojik cihazlar , hava araçları uzay gemileri vs teknolojide fersah fersah ileridedir
sonra filmin bir sahnesinde uzaylı ile yan yana gelen bizim holywood aktörlerinin yanında bu uzaylı kardeşlerimiz vahşi hayvan gibi bilinçsiz ve aptalca davaranırlar, ağızlarından salyalar akarak saldırırlar
bu saçma değilmi sizce hem bu kadar teknolojide geliş medeniyeti ilerlet ama gel gör ki geldiğin duruma bak?
aynı tür filmlerde tekrar eden ve bıkkınlık veren sahneler.
mesela bilimsel içerikli filmlerde gördüklerimi yazayım:
- mutlaka bir tehlikeyi önceden sezen biri ve ona inanmayan başkaları vardır. sonunda 1 kişi inanmayı seçer ve o sayede hayatları kurtulur.
- tehlikeyi önceden sezen kişi ya boşanmıştır ama aklı hâlâ eski eşindedir ya da çok mutlu bir evlilikten olma 2 çocuğu vardır ve az sonra çıkacak felaket sonrası onları kurtarmakla geçecektir filmin geri kalanı. eğer boşanmışsa, boşandığı eşinin bir sevgilisi olur, fakat filmin ilerleyen dakikalarında o sevgilinin işe yaramaz biri olduğuna karar veren eski eş, mutlaka başrole geri döner. aşkları yeniden alevlenir.
- gerçek hayatta hiç olmayacak kılpayı kurtuluşlar olmazsa olmazdır. her şey son anda yolunda gider ve başrol asla ölmez. bunu bir türlü aşamadılar maalesef.
- çok konuşan ukala kişi mutlaka en önce ölür (bu son 2 şıkkı düşününce, deep blue sea filmini genelleme dışında tutuyorum).
- kıyamet bile kopsa araya aşk sıkıştırılır. binalar yıkılırken 2 metre ötede öpüşmekten çekinmezler.
en gücüme giden sahnelerden biridir bu. ulan az sonra kafasına sıkıp adamı öldüreceksin bir de neden amelelik yaptırıyorsun. garibim de ne yapsın. bi umut kazıyor işte.
uzay gemisi tarafından yeryüzündeki adama yukarıdan bir ışık tutulması ve bunun sonucunda hareket edemez hale gelmesi. (Bilimkurgu kilişelerinden biridir.)