yakında muzikal olarak broadway'de sahnelenecek olacak romandan kırma film.Chuck Palahniuk'un romanı filmden sonra muzikal olarak izleyicinin karşısına çıkacak.yönetmen david Fincher açıklamasında şunları söylüyor: ''Fight Club'ın 10. senesinde yapmak istediğim tek şey, bu filmi Broadway'e taşımak. Bu fikir gerçekten beni heyecanlandırıyor.''
ne olduğunun farkına bile varmazsın ve sonra zaten ölürsün...
harika kitap...'tanrıya bir şey öğretemezsiniz' der...Tanrıyla ilgili sorunları olan sorgulayan,yargılayan..bacaklarını açıp haykıran film...ve biz hiçbişeyiz.
kitabın yazarının adını hatırlamıyorum. yazıları spontane yazasım var...on için bakmıyorum da..eminim birileri hatırlıyordur. birileri hatırlamasa da google her zaman kablonun diğer ucundan selam çaktığı için sorun olmasa gerek. hımm bak şimdi birden aklıma geldi "chuck paladnouk"..sanırım ismi buydu. bu adamın porno diye bir kitabı vardı.. kadim zamanlarda, sen lavabo köşelerinden tırmanmaya çalışırken ben kitabı internetten indirmiştim..o ara bankada çalışıyorum, ilk gençlik yıllarım daha...bir gece ansızın bir operasyon düzenlemeye karar verdim.. sevgili bankamın hp a456 model yazıcı kartuşu mürekkep mürekkep diye inlerken ben her sayfada pornoya hayat veriyordum. ve sonra aldım elime el yapımı ciltlenmiş kitabı okumaya başladım. adamın ingilizce'sinden hiçbir şey(bok) anlamadım. 2 sayfa ingilizce-türkçe sözlüğe eşlik eden acılı bir okuma seremonisinden sonra kitabı fırlatıp attım. birkaç ay sonra ortada gezen kitabı bankanın kütüphanesine koymuşlar. bir an kütüphanecilik kavramının içeriğini düşündürtmüştü bu olay bana.
güzel filmdi fight club. müziklerini daha bi çok severim ben. hatta wheresmymind diye bir nickim vardı..çok yıllar önce başka bir sözlükte..ama hep bu filmin içinde şu ünlü kızıl ordu marşının çaldığını hayal etmişimdir. biliyorsun işte bahsettiğim şarkıyı. poliyosko polinko mu öyle bir şey. bak ben şimdi mırıldancam şarkıyı. gözlerini kapatırsan sen de duyabilirsin.
sonunda ne var diye sormuştum bir arkadaşa..."yarrak var" diye cevap vermişti.."dalga geçme lan yarrak" diye cevap vermiştim...sonra acziyetimi sereserpe ortaya çıkaran iğrenç gülümsemesini hapsettiği örümcek beyninden atmosfere salıp "filmi izle öyle konuşalım" deyip uzaklaşmıştı...
e sonra izledim tabi..divx yeni çıkıyor o zamanlar..piyasada mpeg, dat gibi aptal formatlar var..filmin içinde "inşallah yiyişme sahnesi de vardır" düsturuyla hareket eden her erkek gibi ben de aradığımı bulamamıştım..tüm filmi izlemiştim ama içerik sıfırdı..artık "fuck" kelimesinden orgazm olunan yılları çok geride bırakmıştık...o zamanlar benim 17 yaşımdı..(hehe)..erotizm benim 17 yaşımdı...
hep bu film hakkında bir şeyler yazmak istiyodum aslına bakarsan. böyle tdk sözlük'e bakmadan anlaşılamayacak kelimelerle işlediğim(sıçtığım), bi boka benzemeyen bir entry yazmak istiyodum...hezeyan kelimesini kullanırken onun yanına ingilizce bir deyim koymak istiyodum..mesela şöyle başlamak istiyodum..."hiçliğin yokluğa karıştığı ânlardan(anandan) mütevellit hezeyanlar içerisinde bir penis başını arkama derc ettiler and..they asked me choose one ""our way or highway""..ama sonra vazgeçiyorum...umrumda olan tek şey...tuşlara dokunmak çok zevkli bir şey lan..el fetişistiyim galiba ben...
okunması gereken yer: istanbul üniversitesinde bir öğrenci kulübü..
bir erkeğin izlemesi gereken en mühim film.tabi kadınlar da izlesin.
bi o kadar harika olan kitabı da mevcuttur.
brad pitt'ten çok daha önemlisi helena bonham carter tüm renkleriyle karşınızdadır.
-lanet olsun. bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor..
ya da beyaz yakalı köle olmuş..
-Televizyonla büyürken milyoner bir film yıldızı ya da rock yıldızı olacağımıza inandık; ama olmadık. Bunu yavaş yavaş öğreniyoruz, buyüzden çok kızgınız!
+sen tek kullanımlık arkadaşımsın...
-anlamadım..
+yani uçaklarda böyledir; tek kullanımlık kaşıklar, tek kullanımlık şeker, tek kullanımlık kahve ve sen seni bir daha hiç görmeyeceğim belki de.
-çok zekisin değil mi?
kimlik bunalımı ve karakter arayışı üzerine, anarşinin bol yer bulduğu bir toplum eleştirisi. oyuncu seçimi mükemmel, brad pitt, edward norton ve helena bonham carter oyunculuklarının zirvesinde yer aldılar bu filmde, yaşlarının genç olması itibariyle, aynı trainspotting' de olduğu gibi, genç neslin canhıraş feryatlarının yeri göğü inlettiği bir yapım. aynı adlı eserin yazarı chuck palahniuk' un realist anlayışının neredeyse aynen yansıtılmasıyla, realizm akımı, diğer tüm ideolojileri, bu yapımda tepeden bakarak yorumsuzca ele alıyor, yorumu bir anlamda seyirciye bırakıyor. yozlaşmış toplumun belli başlı sıkıntıları usataca yansıtılmış, zaten toplumda gittikçe artan kişilik bölünmesi ve insanın kendine yabancılaşmasına, filmde değiniliyor.
bir çok sinema otoritesine ve ünlüye göre izledikleri en iyi film..*
şurası çok önemli, film zamanında muhteşem oyuncu kadrosu,teknoloji hilesi sahneler veya görüntü efektleriyle değil * hikayesi ve müziğiyle bu başarıyı yakalamış olmasıdır..
daha etkileyici bir iz bırakmasını istiyorsanız kitabını da okuyun..
2005 Total Film Magazine Ödülleri (UK)Dünyanın bugüne kadar gelmiş geçmiş en iyi film ödülü'ne sahip olan Dünyanın bugüne kadar gelmiş geçmiş en iyi filmidir.
(bkz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Fight_club)