filme gittim, sinirliyim, faruk aksoy'a laflar hazırladım :
öncelikle şunu belirteyim. filmin çekileceğini ilk duydugumda "ulan oh be. nihayet bir babayiğit çıktı be. eksikleri gedikleri şimdiden başımın tacıdır, niyet edilmesi yeterlidir, bir milad mahiyetinde olacağından gelecektekilere ışık tutacaktır bıdıbıdıbıdı" diyerek kendimi motive etmiş, beklentimi olabildiğince düşürmüş ve filmi beklemeye başlamıştım. filme girerken duygu ve düşüncelerim böyle olmasına rağmen, bu bile salondan sinire kesmiş vaziyette çıkmama engel olmadı. faruk aksoy ismini duyunca hafiften kıllanmış idim (bkz. recep ivedik, bkz. çılgın dersane) gerçi. neyse...
"ulan yıllardır orda burda neden fethin filmi çekilmiyor, elin gavuru kıçı kırık üç beş tarihi vakasını efsane diye millete gazlıyor, bizim şu 600 seneden çıkarabildiğimiz malkoçoğlu'nun ötesine gidemedi diye söylenir durursunuz aha bir ton para harcayıp çekiverdik buna da bok atıyorsunuz lan puh size.." falan deme hiç sayın aksoy. kastın yetersizliği, oyunculukların sıradanlığı, yığınla bulunan mantıki hataları görmezden gelebilirdim. "olsun daha iyisini yaparlar, şimdilik en iyisi bu" der geçerdim. ama iş tarihi gerçekleri iğdiş etmek olunca bi' dur efendi!
şimdi ben osmanlı tarihi bilgisi gayet sıradan, fetih ile ilgili okudukları belli, vasat bir tc vatandaşıyım ve soruyorum kardeşim :
1. elinde böyle bir malzeme varken işin içerisine kız meselesini sokmasan olmaz mıydı? illa bir troy, bir gladiator havası yaratmak zorunda mıydın? çağ değiştiren bir vakanın kendisi yetmiyor muydu?
2. tüm okuduklarımda maneviyatı çok yüksek olarak tanımlanan (tarihi gerçekliği hakkındaki şüpheleri bir kenera koyuyorum) uluabatlı hasan'ı, savaş meydanında, yeniçerilerin ortasında sevgilisiyle öpüşen bir fasık yapmak zorunda mıydın? varsa öyle bir adam mezarında ters döndü senin yüzünden farkında mısın? yahu bari şehit olurken şehadet getireydi be!!!
3. o gemileri karadan yürütmeyi nasıl, nerde akıl etti fatih? gemiler karadan yürüdü de ne oldu? savaşa pozitif etkisi nedir? tüm tarih kitaplarında fetih'in en can alıcı vakası olan bu operasyon, bu kadar boş geçiştirilir mi? şu saçma sapan kız meselesinde harcanan dakikaları bunlara ayırsaydın ne olurdu?
4. fethin manevi kahramanı akşemseddin hazretleri'nin hali nedir öyle be kardeşim? bildiğim kadarı ile köse olan bu hazrete yakıştırdığın tip bu mu? oyuncunun kendisinden özür dilerim, sonuçta göbekli olmak, peltek olmak ayıp değildir ama ortada fetih boyunca kafasını secdeden kaldırmayan ve fatih'in surlardan içeri girmesiyle kafasını yerden kaldırdığında seccadeyi bir gözyaşı gölü haline getiren bir zat var! bu mudur abi!! bu mudur ya!
5. nerde fatih'in dehası??? nerde mühendislik ilminin dibine vurmuşluğu ve şahi toplarını tasarlayışı?? nerde dinini kılı kırk yararcasına yaşadığı hayatına göndermeler? varsa yoksa bir hırs küpü, hezeyanlar, rüyalar...ve domuz avı ne lan?
6. bu kadar maneviyatı yüksek şahsiyetin canlandırıldığı (hoş hepsinin içini boşaltmış ya neyse) bir filmde mecbur muydun kamerayı o dansçı kızların g.tüne sokmaya??? bu özentilik değilde nedir? ne olurdu o kızlar dans etmeseydi de fatih'in, akşemseddin'in dua dua Allah'a yalvardığı sahneler olsaydı, ayasofya'da kılınan cuma namazı olsaydı! hem "gerçek" olurdu, hem ecdada ayıp olmazdı, filmeden de bir şey eksilmezdi. ayrıca bizans bu kadar mı iğdiş bir toplumdu da, gündüzünde yüzlerce,binlerce ölü verdiği savaşın gecesinde vur patlasın çal oynasın eğlenecek? illa karşı tarafı itin g.tune sokacaksın yani, seyirciye nefret ettireceksin! peh...
ha gelelim, yukarda bahsettiğim mantıksal saçmalıklara, kast yetersizliğine, oyunculuk fiyaskolarına. yukarıdaki saçmalıklar olmasaydı bunların lafını etmezdim, tebrik eder geçerdim, ama şimdi vacip oldu :
1. şahi topu ateşleniyor, hemen yanındaki adamlar sadece kulaklarını tıkayarak "vouuvv" falan oluyorlar. bak falan olmak tabirini kullanıyorum burda anla meselenin abukluğunu. yahu konu hakkında bilgisi sonnnn derece kısıtlı, okudugu kitap mitap ikiyi üçü geçmeyen ben bile o topların ateşlendiğinde yeri göğü inlettiğini falan biliyorum. nerede yanında adam dursun!
2. surların arkasından ok atılıyor, bizimkilere oklar dik açıyla isabet ediyor. güdümlü ok zaar..
3. hasan bayrağı dikmeden önce ok yağıyor. tam bayrağı dikecek, oklar duruyor. bayrağı yaralı bir adam dikerse geçerli olmuyor mu ki?
4. esirler idam edildikten sonra koşup komutana mızrak atan adam kimdi, neciydi, ordunun delisi miydi?
5. şahi topunun döküleceği kazan ahşap çubukla mı karıştırılır? yahu bari günümüz döküm atölyelerini yarım gününü harcayıp gezeydin. ayrıca o karıştıran adamlar, çorba mı karıştırıyolar da alevin tepesinde kavrulmuyorlar?
6. bu filmdeki savaş efektlerini çok başarılı bulanlar 10 (yazıyla on) yıl önce çekilmiş yüzüklerin efendisi serisinin ilk filmini bir yerlerden bulsunlar izlesinler. sonra gelsinler çaylar benden. ha yapılmış türk filmleri içerisinde bir değerlendirme yapacaksak...niye öyle bir şey yapıyoruz ki lan? 17 milyon dolar diyordunuz, avustralya doları mı lan o?
7. fetih gerçekleşiyor, fatih içeri giriyor (filmin pat diye bitmesi zaten fiyasko. e tabi hasan'dan era'ya balık tarifi gibi abuk şeylerde dakikaları harcarsan böyle olur)kilisede korkudan tirtir titreyen halk var. fatih diyor ki korkmayın size bir şey yapmayacam. a aaaa bir bakıyorsun milletin yüzünde güller açıyor, çocuğun teki sakallarıni seviyor falan. lan adam 1 saat önce babanı, amcanı, dayını doğradı lan hiç mi vefa yok sizde be!
8. oyunculuklardaki yetersizlik meselesini tam olarak bu filmle özdeşleştiremem, genel olarak türk sinemasının sorunudur. özellikle "yardımcı oyuncu" denen canlı türü türkiye sınırları dahilinde yaşamamaktadır ya da bir elin parmaklarını geçmez arkadaşım o kadar iddialıyım. konsept olarak benzer bir filmden örnek verelim : troy. başrolleri geçelim. şimdi bir troy'daki truva kralı Peter O'Toole'ye bakıyoruz, bir bizim bizans kralına. Bir troy'daki agamemnon Brian Cox'a bakıyoruz, bir bizim akşemseddin'e. bu kadar net yani fark. birinin bir kaç saniyelik performansını bir kez daha seyretmek için filmi (ikinci üçüncü izleyişte) başa sarıyoruz (örnek O'Toole'nin truva yanıyorken balkona çıktığı sahne) birini izlerken imkan olsa ileri saracağız. şahsen ben o akşemseddin'e, bizans'taki ortodoks papaza, yeniçerilerin tek tük de olsa konuştuğu sahnelere falan bir kez daha katlanabileceğimi sanmıyorum. el kol haraketleri, mimikler falan bildiğin piyes!
9. tüm bunları yanında bir de klişe yığınağı var ki yani ne diyeyim. braveheart'ta oldugu gibi kumandan illlllllllllllaki son saldırı önceki askerleri gaza getirmek için at üstünde gaza getirici konuşma yapacak, yukarda da belirttim, illlllllllllaki yan karakterlerden biri bir aşk yaşayacak ve illlllllllaki tek seferde onikiden vurup yavuklusunu hamile bırakacak, illllllllllla her iki tarafın cengaveri ayrı bir yerde kapışacak, illllllaki savaşta ölenler falan yukardan gösterilirken truva misali bir kadın sesi "vaaaeeyyyyyyy" diye uzun hava girecek falan filan...
vesaiiirr vesair..
emek verilmiş, para akıtılmış falan deniyor. doğrudur. ciddi emektir bu işler. emektir de babasının hayrına mı emektir?!?! ticarettir bu nihayetinde. emek verecek, para harcayacak, daha fazlasını kazanmayı umacak. bende gidip parasını vereceğim, izleyeceğim ve burdan höyküreceğim. olacak bu işler. emek vermişmiş. biz zaten bahamalarda şezlong tepesinde para kazanıyoruz amk.
ez cümle; gidin izleyin birader. para kazansın bu film. ama beğenmediğiniz yerleri de dibine kadar eleştirin. diğer destanlarımızın çekilmesine vesile olsun para kazanarak. ama gelen eleştiriler de bari daha düzgün çekilmesine vesile olsun.
aklımdan çanakkale destanı geçiyor ki mahsun kırmızıgül 57. alay'ı çekiyormuş diye bir duyum aldım.
şu dakkadan sonra faruk aksoy çekmesin de kim çekerse çeksin diyorum.
vesselam.
not : bir de "yauuv bu film kardeşim, varsın hasan öyle olsun, fatih şöyle olsun, akşemseddin böyle olsun. belgesel mi çekiyoruz bikbikbikbik" öten zevat var ki bunların hangi kabileden oldukları belli. anlayacakları dilden sorayım : kurtuluş savaşının filmi çekilde ve atatürk'ü beş vakit namazında, elinden tesbihi, ağzından salavatı eksik olmayan bir şekilde canlandırsalar aynı boku diyecekmiydin ulan? ben yine aynı şekilde burdan höykürecektim burdan senin yapacağın gibi. farkımız; ben bu filmde de höykürüyorum. anladın?
sevgili sözlük, ulan bu filmi eleştirmek için kendini paralayanlar var. genelde bu insanlar da türk sineması için bıkmadan usanmadan şu yorumu yapan insanlar; "türk sineması geri"
"adamlar the tudors'u nasıl çekmiş baksana vay amk"
"biz çok geriyiz beceriksiziz düşük bütçeli yapımlar var bizde"
vs vs.
ama buna rağmen tahminimce misss gibi bir film çekilmiş tarihimizi anlatan, hemen çamur atmaya başladılar.
bu kadar karaktersizlik olamaz ya.
ne zaman bu ülke bir konuda ilerleme gösterse hemen burun kıvırıyor bu tipler.
belli bir tarikata falan mı üye bu amk zibidileri?
dönüyorum, bu çamur atanların yaşantısına bakıyorum gerçek anlamda bir baltaya sap olamamış ama 'sap' olarak kalmış insanlar.
insanların tarihiyle gururlanması çok mu abes?
tarihimize sahip çıkıp onu güzel bir şekilde canlandırmamız çok mu kötü?
yok gaza gelmekmiş, yok milliyetçi hissiyatlarmış, izleyince yunanlıları püskürteceğimizi zannediyormuşuz bik bik bik.
sen önce dön, kendi hayatın için gaza gel derler adama.
film hakkında ünlü simalar ne demiş bir bakalım: recep tayyip erdoğan:
ittahat ve terakki zihniyetinde olanların izlememesi gereken film. sen izlesen ne olur izlemesen ne olur. kemal kılıçdaroğlu:
tarih çarpıtılmıştır. yolsuzlukların üstü kapatılmaya çalışılmıştır. elimde belgeler var. devlet bahçeli:
film de ecdadımız fatih sultan mehmet gerekeni yapmıştır. selahattin demirtaş:
devlet ezilen bizanslılara bomba atıyor. alalen ırkçılık var. kürtler filmde ikinci plana atılmıştır. şakirt:
allaha çok şükür ki filmden çok feyz aldım. yaşar nuri:
o namaz kabul olmaz. güneş doğmuş sabah namazı kılıyorlar. yunan:
filme 17 milyon dolar harcamışlar. o parayaı bize verselerdi...ah ulan ah... yurdum insanı:
birkaç güne torrenti nete düşer amkk yaaa. liseli ergen:
filmde yeterince cinsellik yok. ekşici:
ateistlere hakaret var. tinerci gibi göstermişler bizi filmde ahmet altan:
bir bayanın memesine istanbulu satarım. bülent arınç:
ulubatlı hasanın vurulma sahnesinde hıçkıra hıçkıra ağladım.
bugün filmi 22.55 seansında izledim ve işte izlenimler: (eser miktarda spoiler içerebilir)
-film beklentilerimi karşılayabildi diyebilirim. savaş sahneleri, özellikle de kılıç dövüşü sahneleri inanılmaz başarılı olmuş, bireysel olarak oyuncuların çok iyi çalıştığı belli.
-ilk bölümde bazı sahneler çok kopuktu. örneğin kendimizi birden konya ovasında, karamanoğulları ile savaşmaya hazır bir ordunun ortasında buluverdik. moradaki sahneler de öyle. karanlık bir fonda aniden birbirine giren mora ve osmanlı askerleri belirdi ekranda. oraya ne zaman nasıl gidildi, çok iyi bağlanamamış.
-filmde ulubatlı hasanın etkisi çok fazla var. karakterin gerçek olup olmadığının bilinmediğinden dem vuruyor eleştirenler, evet bilinmiyor ancak bu fetihin halk tarafından genel kabul görmüş yadsınamaz bir karakteridir hasan ve bu filmde de olmazsa olmazdı bence.
-hasan ile şovalye guistiniani arasındaki teke tek mücadele bana 300 spartalıyı hatırlatmadı değil. biraz abartılı olduğu doğru. şovalyenin, hasanın kafasını kütüğe vurduğu sahne için filmi beraber izlediğimiz bir arkadaşım "kafayı öyle vurunca kalkabilir mi insan" diye bi yorum yaptı, yıllarca bayıla bayıla izlediğimiz o amerikan filmlerinde ne ölmeyen adamlar gördük, buna mı takıldın be canım?
-aşkın dozunu biraz fazla kaçırmışlar, misal yüzüklerin efendisi üçlemesinde aragorn ve arwenin aşkı o kadar dozundaydı ki hassas teraziyle tartsan bu kadar olmaz, filme de bir tutam koyalım derken bir avuç kaçırıvermişler gibi.
-bazı saçmalıklar ve klişeler de yok değildi hani, metrelerce öteden hasan ve eranın kesişmesi, ve hasanın ayakta ölmesi ve hemen akabinde esas kızın elini karnına götürüp okşama klişesi. pembe dizi mode on.
-gemilerin karadan yürütülmesi olayı biraz es geçilmiş sanki. ancak bu durum anlaşılabilir çünkü bu taktik nasıl geliştirildi, duyduklarında vezirler, paşalar, askerler nasıl tepki verdi, hangi güzergah kullanıldı gibi bilgiler çok az olduğu için, bir kurgu yaratılamamış olabilir. ama insan "yine de..." demekten alamıyor kendini, ne de olsa fetihin dönüm noktası bir hamle.
-yapılan eleştirilerin aksine fatihin filmde sindirildiğini düşünmüyorum, aksine herkesin bildiği gibi fatihi en başta konstantin olmak üzere herkes küçümsemişti, imparatorun, papanın vs. bu kadar böbürlendirilmesi normal. sadece babasının tesbihini koparıp da üzerinde çocuk gibi tepinmesini komik buldum.
-bir de macarlara noldu merak ediyorum. gelemediler, yolda başlarına bir şey mi geldi acep?
-fatihi oynayacak karakteri kim seçtiyse helal olsun demek istiyorum.
-papaz genadiusu oynayacak karakteri kim bulduysa... lan neyse bişey demiyorum..
-savaş meydanında fatih ve konstantinin konuşması süperdi.
-fatihin savaş bittikten sonra (aynı zamanda filmin sonunda) ayasofyada bir çocuğu kucaklaması reklam kokan hareketler gibiydi. gereksiz olmuş. (bkz: bushun burnunu sıkan çocuk)
film eğer, fatihin at üstünde konstantiniyyeye girdiği, tablolaştırılan şu meşhuuur sahne ile bitseydi dadından yinmezdi vallaha.
-sonuç olarak özet geç diyenlere: asırlardır her mecrada övünüp durduğumuz fatih sultan mehmetin istanbulu fethi hadisesini film yapmaya kimsenin maçası yetmediği için, türk sinema tarihinde teknik açıdan şu ana kadar yapılmış en iyi film olduğu için fatih aksoyu tebrik etmek ve ona saygı duymak gerekir.
izlemek ve izlettirmek gerekir.
her filmin hataları olacaktır elbet ama biz türklerin biraz olsun "kendimizi yerden yere vurma" hastalığından kurtulup filmin hakkını vermemiz gerekir.
ben verdim gitti!
filmi beğenmeyenlere sormak istiyorum: ne bekliyordunuz ki?
ilk türk buz hokeyi takımının başarısızlığıyla dalga geçenler gördüm,
londra metrosu, tokyo metrosu, newyork metrosunun planlarıyla türkiye'deki ilk metro hattının planını yanyana koyup alay edenler gördüm, bilimsel bir proje hazırlayan lise fizik öğretmenine 'senin ne işin var bunlarla, altı üstü bir öğretmensin' diyerek dalga geçenler de gördüm ve bir polis memurunun kuantum fiziğiyle alakalı geliştirdiği teoriyle dalga geçenleri de. oysa bunlar, akşam kıçını kaşıyarak maç izleyen polis memurunu asla eleştirmezler... hepsi bir tarafa bu tiplerden hiç birisi fetih 1453'ü ben-hur'la, yüzüklerin efendisiyle kıyaslayan zeka küpü insanlar kadar şaşırtmadı beni.
bunlar bu ülkede hiç bir şey yapılmasın isteyen, yapılanlara burun kıvıran, kıyasıya eleştiren zavallılar zümresi. hayatlarında bir baltaya sap olamamış vasıfsızlar sürüsü. bunlar, bir şeyleri beğenmeyerek 'ben de bir b*k oldum bakın bunu bile beğenmiyorum' tavırlarıyla ilgi göreceğini zanneden çocuklar veya bedeni büyük, kafası küçük olmamış, ham zihinler.
hollywood filmi izlemekten beyni sulanmışların lafına bakılmadan gidip izlenmesi gereken film. bırakın bu entel-danteller beğenmesin. bu film karabiberi az tantuni gibi, kekiksiz kavurma gibi, sirkesiz işkembe çorbası gibi. eksikleri de olsa bizden, tadını bildiğimiz ve sevdiğimiz, çekemeyen zırzoplara inat her daim de sevmeye devam edeceğimiz enfes bir ruha sahip. mutlaka izleyin.
istanbul'un fethini meydan savaşı zannedenlerin olduğunu bize göstermiş filmdir.
neymiş şu kadar türk askeri bu kadar bizans askeri varmış. e tarih bilgisi muhteşem yüzyıl terk olan cahil, sen hiç iç içe sur kavramını duydun mu? o surların ne kadar yüksek ve aşılmaz olduğunu okudun mu? o güne kadar kimlerin oraya gelip, on binlerce askeri olmasına rağmen geri döndüğünü duydun mu? boşa mı koskoca imparatorluk oradan yönetildi yüzyıllarca hiç düşündün mü? üstüne bok atılması gereken en son olaydır istanbul'un fethi. eğer öyle olmasaydı bir çağın sonu sayılmazdı herhalde dünya literatüründe.
14:53'te ki ilk seansına girip imzalı posterine de sahip olduğum mükemmel film. evet mükemmel hatta mükkemmel. elin gavuru yapınca "gangs bu film süber yeaa" bizim insanımız uğraşıp 3 sene gibi bir sürede hazırlayınca "ben pek beğenmedim". ulan yarrak kafalı nesini beğenmedin onu da yaz. fragman izleyipte buraya olumsuz entry girenin akrabalarıyla akraba oluyim. şu sahne pek olmamış; e 2 buçuk saat sürüyo film kalanından çıkardığın sonuç nedir? he tabi ayfonundan girdiğin entrylere bakarken izleyemedin tabi. gözleri tetikte hata arayan insanlar biraz filmin geneline adapte olsa türk film tarihinin gelmiş geçmiş en iyi filmi olduğunu anlarlar. filme notum 10 üzerinden 9,5. 0,5 lik kısımda nutellasının dibine yaklaşanlar için gelsin.
hollywood yapımı olmadığı, başrol de brad pitt gibi biri oynamadığı için bazılarının kınadığı filmdir.
aslında haklılar biz çok alıştık amerikanın ne kadar kahraman olduğunu izlemeye, amerikada çekilmiş bir filmin sonunda amerikan kahramanın bütün dünyayı kurtarmış olmasına. şimdi ne gerek var ki türk büyüklerini izleyelim. işte anca muhteşem yüzyıl saray entrikası pardon harem entrikası. çünkü türk savaşınca barbar, katil, faşist ama amerikalı savaşınca kahraman.
orta çağda fatih için söylenen "deccal" (antichrist) tarzı kararlama kampanyalarının yaklaşık 500 sene sonra türkler de tutması çok enteresan. resmen istanbul'u feth ettiği için adamı suçluyorlar. neymiş osmanlı daha kalabalıktı, neymiş bizans zaten güçsüzdü.
evet arkadaşlar zaten bütün dünyada o dönem savaşlar hep düelllo şeklindeydi hiç iki ordu savaşmazdı. ne ayıptır ki bir tek osmanlı acımasızdı. yazık bizansa resmen ayıp etmişiz.
17 milyon $ gibi bir paranin heba edildiği filmdir. Beklentileri karsilayamamiştır. Türk sinemasina göre basarili sayilabilir ama malesef dunya sinemasinin hala cok gerisinde oldugumuzu düşündürmektedir.