korkma..sadece toprağa gideceksin.. sonra toprak olacaksın.. sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yüreyeceksin oradan özüne ulaşacaksın..çiçeğin özüne bir arı konacak..belki belki o arı ben olacam.
--spoiler--
"bir eskiya oldugunde gokten bir yildiz kayar" denmistir. Sonunda keje pencereden bakarken de gokten bir yildiz kayar. Hele "sen daha gencsin" deyip polisi birakmasi ayri bir olaydir.
Şener şen ve uğur yücel'in hayran bırakacak performanlarını sergiledikleri bir Yavuz turgul filmi. ağır roman ve eşkıya türk sinemasının başyapıtlarındandır.
son sahnesini tek başına ayrı bir film olsa, filmin tamamından daha fazla izlenileceğine inandığım film.
bir de yatakta basma sahnesi vardır ki düşman başına.
turk sinemasinin duygu ve konunun mugsetem bir sekilde harmanlandigi basyapiti. aktor şener şeni anlatan en iyi filmlerde ilk ücte yerini alacak kalitededir.
defalarca izlediğim her seferinde yeniden etkilendiğim film. en sevdiğim replik de bu filme aittir.
Korkma Sadece toprağa gideceksin, sonra toprak olacaksın, sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin, oradan özüne ulaşacaksın. Çiçeğin özüne bir arı konacak. Belki o arı ben olacağım.
ucuz prodüksiyonla nasıl büyük işler başarılabildiğinin kanıtıdır. türk sinema tarihinde oscar muhabbetleri bir tek bu filmde dönmüştür. ancak film listeye alınmamıştır. yıllar boyunca komedi filmlerinde insanı güldüren şener şen, bu filmde adeta oyunculuk budur dedirterek nasıl ağır rol oynanır, nasıl oyunculuk yapılır resmen bunun dersini vermiştir. ayrıca filmdeki birçok sahne gerçekleri anlatmakta, ülkenin içinde ne biçim hayatlar var onu göz önüne sermektedir. hadi her yeri geçtim, son dakikalarda çatıda kurşunu biten polisle karşı karşıya gelme sahnesi yok mu? işte budur diyor insan. adı eşkıya, vatana millete devlete polise jandarmaya saygılı eşkıya. film budur üstad.
--spoiler--
- Çok korkuyorum eşkiya. Beni bırakma çok korkuyorum. Çok.
- Korkma sadece toprağa gideceksin...
Sonra toprak olacaksın...
Sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin...
Oradan özüne ulaşacaksın...
Çiçeğin özüne bir arı konacak...Belki...Belki o arı ben olacağım.
--spoiler--
istanbulun çatılarında dağlarda gezer gibi gezen bir eşkiyanın varlığı insanın büyük şehirde kaybettiğini sandığı kültürün ve saflığın halen devam ettirebileceğini hissetirir insana.
gayet güzel bir film olmasına rağmen bir yerlerinde felaket bir eksiklik var. 3 kez izlememe rağmen o eksikliği daha bulamadım. bir kez daha izledikten sonra bulacağıma söz veriyorum.
nedense bu film beni tekrar istanbuldan ve büyük şehirlerden soğutmuştur. filmin öyle bir havası var. gerek 90'ların kötü havası işlendiğinden gerekse beyoğlunun kirli sokaklarında geçtiğinden bende böyle bir etki uyandırmıştı.
yavuz turgul bu filmle hayatının en iyi filmini yapmış olduğu için diğer filmlerine dudak bükeriz. yerli yabancı diye sınıflamadan çok rahatlıkla dünyanın en iyi filmlerinden biri diyebilirim. türkiyede yaşayan insanları etkileme katsayısı daha yüksektir gerçeğini kabul ederek. müzikler, oyunculuklar, senaryo efsanedir, yeterince değinildiği için benim değinmeme gerek yoktur. *