her an için var olan şarkılardır ezginin günlüğü şarkıları. onlarla hayat bazen kantodur, bazen zerdaliler. yeri gelir kadıköy olur, söz unutulur gözler unutulmaz dediğin anda da siyah gözlere bürünür. bazen ise 1980lere kadar gidersin. aşk bitti dersin, bir de bakarsın seni düşünmek güzel şey demeye başlamışsındır. eksikliğini hissettiğin anda eksik bir şey mi var demeye başlamışsındır. ve rüyalarında bile yalnız değilsindir. hepsi o kadar güzeller ki ve hepsi o kadar derin anlamlar içeriyor ki her an'a uygun bir şarkı bulabilirsin burada. ben daha mükemmelini bulana dek en mükemmeli için:
--spoiler--
terliklerimle gelsem sana
sonunda aşkı bulmuş gibi
--spoiler--
eksik birşey var hayatımda
gökyüzü bazen ciğerime doluyor....
öyle bir şey ki bu kolay anlatamam
atsan atılmaz satsam satamam...
eksik bir şey mi var anlayamam
bak çayım sigaram herşeyim tamam!....
...işte konsol ayna köşe minderin/ seccaden tespihin namaz başörtün/ bir şey değişmemiş sanki daha dün/ yine ortancalar altı camının/ dışarıda sükûnu yaz akşamının/ bahçemiz sulanmış ıslak her çiçek şeklinde devam eden o şarkı...
her cümlesi kısa bir süre önce kaybettiğim babaannemi hatırlatır. aynen öyle bir köşe minderi, her zaman aynı yerde duran seccadesi tespihi başörtüsü, rengarenk çiçeklerinin olduğu bir bahçesi vardı. ortancasından tutun, menekşelerine güllerine akşam sefalarına varıncaya dek.. bu zamana kadar dinlediğim ve sözlerini kendime yakın bulduğum çok şarkı oldu fakat bu... bu bambaşkadır. böyle bir grubun varlığından habersizken, babaannemin vefatından 1 hafta önce duymuştum bu şarkıyı. 1 hafta sonra benim için çok farklı bir anlamı olacağını kim bilirdi... neyse sözlük, öyle hatırlattı işte birden..
Parmakuçlarım tanımak istiyor seni
Dokunmak istiyor çocuklar gibi
Önümde uzayıp aksın bir su gibi
Merak ettiğim gövden
Ateşte çaydanlık, camda yağmur
Bahçede ıhlamur
Masamda incir rakısı, yatağımda ten kokusu.
ben nedense hep '' bir kuş konsa badi parmağıma '' sözlerini çok beğenirim. bana çok sıcak ve sempatik gelir. düşünün bir kere bir kuş konsa badi parmağımıza ve onu sevsek ne hoş olurdu değil mi?