iki şehri de gezdim, gördüm, hatta iki şehirde de birer hafta zaman geçirdim, birçok insanlarıyla tartıştım, konuştum. bir tek şunu fark ettim, iki şehrinde yobaz kaynıyor olması. kars'taki insanların soluduğu hava erzurum'da yaşayan insanlardan, erzurum'daki yaşayan insanların soluduğu ise kars'taki yaşayan insanların soluduğu havadan nefret ediyor. bu nedenle aralarında çekilmez bir rekabet var. erzurum'un insanları yavşağın dik gideni, kars'ın insanları ise üçkağıtçının önde gideni oluyor. iki şehrinde insanları genellikle at hırsızı tipinde insanlar doğuruyor ve ağzını yüzünü yayarmışçasına sikik şiveleriyle hayat felsefesi yapar olurlar. eğitim nedir bilmezler, kitap okumak nedir bilmezler, ama selçulular'dan, karakoyunlular'dan kalma birçok tarihi eserleri vardır. vardır, vardır da, şehrin veletleri bu tarihi eserlerin üzerine 'hayatım leyla' gibi saçma sapan sikik duvar yazıları yazmasalar iyidir. her şey bir yana, kars'ın mimarisi harikuladedir, şehrin tepesinde kars kalesi, kars kalesinin hemen aşağısında eski bir kilise ve evliya camii vardır. erzurum'da ise şehrin tam ortasında selçuklu'lardan kalma hala faaliyette olan bir camii'si, ve şehre 25 km uzaklıkta bir havalimanı vardır. her iki şehrinde kayak merkezleri vardır ama palandöken kayak merkezi karsın sarıkamış kayak merkezinden 5 tık öndedir.