gönlü olan erkek ve gönlü olmayan erkek olarak ikiye ayrılan.
gönlü olmayan erkeği agzinizla kuş tutsanız ceviremezsiniz.
gönlü olan erkeğin de sizin için yapacağı fedakarlıklarin sonu yoktur.
bir örnekle anlaticam:
yaş 22. paris te öğrenciyim. ilk uzun ilişkim bitmiş. 2 senedir kimseyi hayatıma sokamiyorum. unutamıyorum.
velasili bir tatilim vardı bı ay. atladım bir ay montpellier ye gittim bizim liseden kankalarin yanına. benim liseden bir erkek kankamin yanında kalıyorum. tamamen arkadaşım. bir ayın son günlerinde çocukla aynı yatakta yatıp sarılıp uyumaya başladık. öpüşme yok. sevisme yok. sadece sımsıkı sarılıp huzurla uyuyoruz. sanırım o dönem ikimiz de çok yalnızdık. sarılıp uyumak ikimize de iyi geldi. sonra paris e geri döndüm. çocuk bı daha aramadı beni. neden? gönlü yokmuş.
ben paris e döndüm. birkaç ay sonra liseden başka bir erkek kankam grenoble da okurken iki haftalığına paris e gelip sende kalabilir miyim dedi. olur tabi dedim. hiçbir art niyetim yok, kanka. velhasili iki haftada okuldan dönüyorum, yemek hazırlanmış beni bekliyor. işe gidiyorum, çıkışına gelmiş, metroda tek başına canın sıkılmasın dedim diyor, okula gidiyorum, çıkışına çiçekle gelmiş, seni mutlu etmek istedim diyor. hiç aklımda yokken gönlümü çaldı. 7 sene sevgili olduk, sonra da evlendik. farkı gönlü olması.
ben paso zarar gördüm kendilerinden. şikayet etmek için söylemiyorum, durum tespiti yapıyorum.
şu an biri var gibi hayatımda. fonda aklımda olan biri de var.
velasili bu hikayeler de yalan olursa ben kapatmaya karar verdim erkek konusunu bir beş sene. sonrasına sonra bakarız.
Koluna girdiginde "icim titredi" diyen erkek de var, sevistiginde "oldum bittimlik bir durum yok, sevismek baglayici degil, cok yaptik" diyen de.
Ikisi de erkek diye geciyor.
bir arkadaşıma şu konuda en iyisi sensin demiştim, böyle bir yorumda bulunabilmek için bu konuda bütün erkekleri tanıman lazım demişti. haklılık payı var.
ben türk erkeklerini iyi tanıyorum. arap erkeklerini iyi tanıyorum. amerikan ve fransiz erkeklerini iyi tanıyorum. iskandinav ve japon erkekkerini iyi tanıyorum. kültürel farkları hakkında tez yazarım.
başka bilgim yoktur. başka erkekleri tanımıyorum.
Genelde karşı cinsi eleştirirdim ama son günlerde hemcinslerimin özünden uzaklaştığını gördüğüm için işbu entry’yi döşeme gerekliliği hissettim.
Malumunuz kadın cinsi genelde sorumluluk sahibi, iş bitirici, koruyucu ve kendine güvenen erkek modelini daha maskülen ve çekici buluyor. Bu tanıma salt fiziksel güç olarak bakmak durumu minimalize etmek gibi bir hataya yol açar. Bir erkek gerektiğinde en ilkel koşullarda kadını koruyup kollayabilecek donanıma ve beceriye sahip olmalıdır.
Örneğin, bir dağ başında kaldıklarında en basitinden güvenli bir alan kurabilmeli, bir şeyler avlayıp ya da toplayıp beslenme gereksinimini karşılayabilmeli, şartlar düzelene kadar da kadınını hayatta ve güvende tutabilmeli. Bunu olağan hayatın akışına uyarladığımızda, işsiz kaldığında ya da birtakım problemlerle karşılaştığında yine aynı mantıkla inisiyatif alıp bazı şeylerin üstesinden gelebilmelidir.
Ama gel gelelim, çevremde gördüğüm “erkek” profili, her şeye mızmızlanan, ben her tuvalete giremem, kendi yatağımdan başka yerde yatamam, iki adım yere yürüyemem diyen, ama ortamlarda şöyle erkeğim böyle delikanlıyım diye dolanan tiplerle dolu. Yahu üzüm çekirdekli diye üzüm yemeyen erkek olur mu mk?
Bakın beyler, hayatınızdaki kadınının rolünden çalmayın. Varsa bir sorun ya çözün ya da sorun çıkmadan önlem alın. Sorun mu çıktı? O zaman mızmızlanmak yerine gidip o sorunu çözeceksin. Sorumluluk alacaksın. Sen şikayet makamı değil çözüm makamı göreceksin kendini. Babasının ponçik prensleri, adam olun.
He şimdi de sorun erkeklerin yavşaklığı değil kadınların yanlış seçimleri oldu.
Diğeri de kendinden yola çıkarak bir genellemeyi yanlışlamaya çalışmış.
Ben cahil türk toplumunda erkeklerin “genelinin” yaşadığı bi kafayı eleştirdim. Benim veya benim gibi düşünen insanların özel hayatına zaten bu tipler girmiyor ama malesef etrafımızda görüyoruz, duyuyoruz.
Kadın bir erkeğe hayatını adamadığı (sevmesek derken kast ettiğim buydu) zaman, istediğiyle birlikte olup istediğinde siktir çekince orospu deniyor. Kadının evlenmesi bekleniyor kısaca ve tek eşli olması.
Fakat ayni sadakat beklentisi erkek için yok toplumda. Örneğin bir erkek evine baktığı karısına ve çocuklarına istediklerini aldığı sürece aldatma sorun olarak görülmüyor. Kadın boşansa maddi gücü olsa bile burda değinmek istediğim nokta erkeğin ve toplumun bunu normal karşılaması.
Tabii ki bu örneklerin dışında kalan çok insan da var ben sadece bir perspektiften eleştirdim.
iyi niyeti ve güven duyulup duymayacağı en sağlıklı biçimde yanında güzel bir kadın ( arkadaş/sevgili ) varken belli olan canlı.
Eğer bir erkek yanında güzel bir kadın varken şımarmıyor, horoz gibi dolaşmıyor, üstünüze oynayıp kızı güldürmeye çalışmıyor, yalnız erkeklere alaycı alaycı bakmıyorsa ona güven duyun. Aksi takdirde bırakın ne hali varsa görsün.
sanki y ve z kuşağının bu cinsiyetten temsilcisi kafa uyumu ve kafa denkliği aramıyor karşı cinsle arkadaşlık, romantizm ve cinsellik ilişkilerinde. çünkü hangi erkeğin yanında bir kız görsem yüzde 90 civarında güzel oluyor.
kimse kafa dengi olmaktan, iç güzellikten bahsetmesin. erkekler güzel kadınları, kadınlar yakışıklı erkekleri istiyor ve hayaldeki gibi olmasa da dış görünüş tercihlerde büyük önem tutuyor.
artık birini tanıyıp sevmeye çalışmıyoruz. yüzü ve vücudunun az çok güzel olması bize yetiyor.
ortadoğu ülkelerinin toplumlarında kadın kadar ezilip, hor görülüp, eşya gibi bakılmasa da, yine aynı toplum tarafından psikolojik, zihinsel, gereksiz baskılara maruz kalan birey. ortadoğuda kadınların hepsi, erkeklerin bilinçli olanları toplum tarafından baskılara maruz kalıyor.