bu gece harvard paine hall' da bizi bizden almis insandir. bir insan baglamaya bu kadar mi hakimdir? bir insanin yorumu insani bu kadar mi alip goturur baska diyarlara?
ama keske biraz daha uzun olsaydi dedigimiz bir konser vermistir kendisi. kendisine doyamadan konser sona erdi. ama yine de bir hos seda birakti bize giderken buralardan.
sazina, diline, yuregine saglik erkan ogur ve i. hakki demircioglu.
yaklaşık birbuçuk, iki ay önce kendisini bodrumda izledim dinlediğim gün jazz ağırlıklı çaldılar onun gitarını kontrabas ile dinlemenin keyfi çok ayrı. çok mütevazi bir insan. önce kendi çaldı daha sonra bitirip sahneden inince barda kendinden sonra çıkan grubu keyifle dinledi. hoş sohbetli iyi müzisyen.
alçakgönüllülüğüne hayran olduğum güzel insan. çukurova üniversitesi'nde mithat özsan anfisindeki konseri sırasında sessiz olunmasını ve telefonların mümkünse seslerinin kapatılmasını rica etmişti. tam o sırada salonda bir bebek sesi duyulmuştu. erkan oğur tekrar mikrofona eğilerek "çocuk sesi sessizliğin bir parçasıdır." demişti. bu ülke ne güzel insanlar yetiştirmiş be... bir saatlik bir sohbet ne güzel olurdu.
"biz dünkü çocucuğuz türkü söyleme manasında ama kısa da olsa bi tecrübemiz var" diyerek, kendisini herkesten üstün gören sanatçılara ders vermiş büyük üstaddır. Var ol erkan abi.
hani bilmediğin bir kitabın bir kısmını okursun da "aa, bu sait faik ya!" dersin. veya bilmediğin bir müziği dinleyip "bach bu." diyebilirsin. bunlar normal aslında çünkü o eseri yaratan bizzat bu kişiler. ama erkan oğur, anonim bir türküyü yorumlasa da "erkan oğur çalıyor!" diyebiliyoruz ki hakikaten olağanüstü. ne çalarsa çalsın, çaldığı müziğe imzasını her şekilde atabilen, bir nevi müzikteki nevi şahsına münhasır el yazısı.
gerçek sanatçı. kopuz* nedir, ne değildir öğrenebilmek için ve her şeyden evvel müzik nedir onun keyfine varabilmek için bu muazzam adama her daim uğramak gerekir müzik listesinde bir yerde...
bana kalırsa gerektiği ilgiyi görememiştir hiçbir zaman. günün gençliği daha çok popüler kültürle yoğrulurken bu gibi mühim isimler hep gerilerde bir yerde.
kaldı ki evet, onun müziğinde belki deli gibi kafa sallayamazsınız, hani şu içinizdeki "bir ben vardır benden içerü" kıvamını yansıtamazsınız. rock değildir bu. ama...
sakinleştirir bu adam...
güzelleştirir...
ve şiddetle tavsiye edilir...
insanı berraklaştıran şarkıların yorumcusu. o kadar güzel ki, insandaki tüm bayvani duyguları alıp götürüyor, maddi manevi tüm hırsları siliyor. eşsiz.
bu albümünde farklı bir formatta kulaklarımızın pasını alıyor erkan oğur, ilkin deniz ve turgut alp bekoğlu gibi isimlerle güzel bir jazz keyfi yaşatıyor insana...
e-bow'un ve perdesiz gitarın mucididir. tam yerini henüz öğrenememekle birlikte saati 100 ytl'ye kopuz ve perdesiz gitar kursu verdiğini duyduğum ustadır. 2 kişi gidilirse 50 ytl oluyormuş ve en fazla 3 kişilik sınıfları kabul ediyormuş. dünya tanıdı daha türkiye'de tanımayan var dediğim müzik adamıdır. ayrıca harput'ludur
perdesiz gitar çalan ama bu gitarla ruhunuzun perdelerini kaldırmayı başaran müzisyendir. size şarkıları farklı yorumlayarak başka bakış açıları ve farklı pencereler açar. bağımlılık yaratabilecek kişidir.
yüz metreden kendini belli eder attığı kral sololar...sesinde bir babacanlık bir sakinlik...iki asır sonrasında bile adının anılacağından şüphe etmediğimden filan bahsetmeme gerek yok ama bahsetmiş bulundum; asıl demem şu ki,birçoğunda olmayan birçok şey bu adamda var. duruşunda. konuşuşunda.ve susuşunda. saygı bizden.