14 Ağustos cumartesi gününde habertürk'te yayınlanan "tarihin arka odası" programına torunu osman mayatepek katılmıştı. O programda enver paşa'yı epey bir temize çıkarmaya çalışmışlardı. programdaki zatlar; enver paşa'nın atatürk kadar başarılı olduğunu, milli mücadeleye sahip çıktığını, hatta sarıkamış'ta ne taktik ne stratejik, ne de insani hiç bir suçunun olamayacağını ruslar'ın da benzer miktarlarda kayıplar verdiğini, askerlerin çoğunun tifüsten öldüğünü söylediler. doğru(!) zaten bizi 1. dünya savaşı'na sokan muhammed ali cinnah'tı. milli mücadeleyi baltalamak, mustafa kemal'i yıkmak için ordu toplamaya çalışan, sovyetlerden destek arayan ama aradığını bulamayan enver paşa değildi(!), hatta o kadar başarılı bir komutandı ki enver paşa, sarıkamış'ta binlerce askeri harikulade, dahiyane bir plan ile cepheye yürüttü ve şehit etti. o kadar başarılıydı işte.
"Arap cenbiyeleriyle bağırsakları deşilerek, etleri çöl güneşinde kavrulmuş olanlar! Sizler, ey sarıkamışın buz dağı üstünde donmuş olanların kardeşleri, siz hep, pomadalı bir yüz derisinin kapladığı boş bir kafanın içindeki bomboş bir hayalin kurbanları değil misiniz?"
Ülkemize sayısız hizmeti ve fedakarlığı dokunmuş olan, gittiği okullarda gösterdiği üstün başarıyı siyasi ve askeri yaşamında da gösteren,Çanakkale zaferinin başkomutanı olan ve gencecik yaşta kahramanca şehit düşen büyük Türk kumandanıdır. Sarıkamış harekatından dolayı kendisini suçlayanlar, zahmet edip Genel Kurmay arşivlerine bakarlarsa ''Sarıkamış harekatının çok doğru bir harekat olduğunu, batıda Almanlarla savaş halinde olan Rusya'ya karşı tarihi bir zafer kazanılacakken aniden değişen hava durumu ve Hafız Hakkı Paşa'nın hataları sonucu en fazla 25,000 askerimizin donarak şehit olması neticesinde, başarısızlıkla sonuçlanmış bir harekat'' şeklinde bu harekatın özetlendiğini göreceklerdir.
Enver Paşa'ya dil uzatanlar, O'nun Atatürk kadar büyük bir devlet adamı olduğunu bilmeliler..
Enver Paşa'ya dil uzatanlar O'nun yardımlarının Kurtuluş Savaşı'nı kazanmamamızda büyük katkısı olduğunu unutmamalılar..Zira Türkiye'ye Kurtuluş Savaşı'nda yapılan silah yardımını Enver Paşa organize etmiştir..Orta Asya'dan topladığı yardımlarla Rusya'dan silah satın alıp, Türkiye'ye göndermiştir..''Bir aksilik çıkarsa, ordusu ile birlikte Anadolu'ya girip Yunanlılarla savaşmak için'' ise aylarca Batum'da hazır kıta beklemiştir..Atatürk ile uzun süren mektuplaşmalar neticesinde ''Anadolu'da iki başlılık çıkıp,otorite bozulmasın'' diye Enver Paşa, Anadolu'ya girmeyi reddetmiş ve davasını Orta Asya'da sürdürmüştür.
Sarıkamış harekatını bahane ederek cahilce Enver Paşa'yı suçlayanlar, O'nun aynı zamanda ''Çanakkale Zaferi'nin komutanı ve mimarı'' olduğunu bilmeliler ve şehit sayımızın 90,000 değil en fazla 25,000 olduğunu da akıllarından çıkarmamalılar.
Enver Paşa'nın bizi Birinci Dünya Savaşı'na sokmakla itham edenlerse, Osmanlı'nın savaşmaktan başka bir çaresinin bulunmadığını zira savaşın en büyük çıkış sebebinin ''Bol petrol içeren Osmanlı topraklarını paylaşmak'' olduğunu unutmamalılar. Osmanlı Devleti ilk başlarda ingiltere ile ittifak yapmaya çalışmış ancak ingiltere buna karşı çıkmıştır. Bırakın karşı çıkmayı, Osmanlı Devleti nazırları ve diplomatları ile görüşmeye tenezzül bile etmemiştir..Neticede adam sana saldıracak, gözünü senin topraklarına dikmiş..Senle ittifak yapar mı hiç ? Benzer bir tavrı Fransa da göstermiştir, Osmanlı Devleti'ne..Yani Osmanlı Devleti,Almanya'ya mahkumdu..Almanya da ilk başta güçsüz ve ''hasta adam'' Osmanlı'yı kendisine ittifak yapmak istememiştir ancak Enver Paşa'nın üstün gayretleri ve Rusya'nın ortak düşman oluşu nedeniyle, bu ittifak kabul görmüştür.
Sarıkamış Harekatında şehit olan askerlerimizin o andaki kumandanı ise Enver Paşa değil Hafız Hakkı Paşa'dır..Ancak kimseyi yüzde yüz suçlu ilan etmek doğru değildir. Gerek o dönemin imkansızlıkları,gerekse aniden değişen iklim koşulları, faciaya neden olmuştur.
''Başka zaman saldıramaz mıydık Rusya'ya'' diyenlerse, burada savaştan bahsettiğimizi, futbol maçından bahsetmediğimizi bilmeliler..Savaşın yeri,zamanı olmaz..Uygun zamanı bulduğunuz anda saldırırsın..1914 yılı da bu savaş için en uygun zamandı çünkü Almanlar ile Ruslar batıda büyük bir harbe girmişlerdi. Eğer işler biraz yolunda gitseydi, Rusya'ya karşı büyük bir askeri zaferin kazanılması an meselesiydi çünkü bize ilk saldıran Rus ordusu, kilometrelerce geriye püskürtülmüştü.
yazılan tarihin haini, yaşanan tarihin şanlı kumandanı. turan için yaşayan ve onun için savaşan büyük kişilik. doğu türkistanda cephede şehid olmuştur. sarıkamış harekatına da tedbirli gitmiştir aynı zamanda, harekat başladıktan sonra istanbuldan bir yardım gemisi yola çıkarılmış ancak geri çekilen rus donanmasının tesadüfen gemiyi görmesiyle sular altında kalmıştır, yani öyle sanıldığı gibi; " hadi gidelim soğuktan dibimiz donsun, bunlar da ölsünler. " gibi bir mantıkla harekat başlatmamıştır. yazılan tarihte hain yahut alman hayranı yakıştırmalarının nedeni ise ittihatçi olmasıdır.
eksilere dayanmış buz gibi soğuğun ayazında çam ağacının altına saklanan ve bölüğünü kaybetmenin çaresizliğiyle kafkasya cephesi taburlarına sığınan bir masum askeri nerden ve niçin geldiği konusunda konuşturma zahmetinde bulunmamış ve acımasızca "kaçak" diye yargılayıp kurşuna dizecek kadar hain bir komutan!
almanlara duyduğu hayranlıkla da tanınır. fakat yattığı yerde şunu iyi bilsin ki, türk milleti tek bir kurşun dahi atmadan bir hiç uğruna feda edilen 90.000 şehidin hesabını hiçbir zaman unutmayacaktır!
dr. rıza nur'un hatıralarından öğrendiğimize göre "anadolu'daki başkaldırıyı ben organize ediyorum, mustafa kemal bütün direktifleri benden alıyor" diyerekten sovyet rusya'sını uzunca bir süre dolandırmıştır. ankara hükümet heyeti moskova'ya gelip stalin'le anlaşma yapınca bütün foyası ortaya çıkmıştır. tabi bunun sonucunda ceka peşine takılmış enver paşa'da soluğu türkistan bölgesinde almıştır. bölgedeki türk aşiretlerini komünist ruslara karşı ayaklandırmış, yalın kılıç hücuma kalktığı sırada vurulup ölmüştür.
abdulhamid denilen adamı tahtan indirdiği için ümmetçiler, türkçü olduğu için de komünistlerin sevmediği kahraman vatan evladı.
oysaki şehit enver paşa hain ve ilkel arapları kurtarmak için yardıma çıksa idi ne kadar değerli olur, nasıl rahmetle anılırdı. veya bolşeviklerle müttefik olsa idi.
sarıkamış'Ta da zaten bir facia yoktur. ne olmuş mermi atmadan binlerce asker ölmüş ise. o tanrının unuttuğu arap çöllerinde onun kat be kat üstünde osmanlı askeri öldü onları kimse demez ama.
görüyoruz ki bazı çaşıtlar hain falan demiş. bence onlar kendi kürt saitlerine, kendi deniz gezmişov yoldaşlarına baksın. alman hayranı değil, sadece müttefikidir.
Harbiye Nazırı Mirliva, Enver Paşa ile düştüğü anlaşmazlık yüzünden Irak'a 6. Ordu komutanı olarak gönderilen ve orada Britanya imparatorluğu Mezopotamya Ordusunu ingiliz tarihinin o güne kadarki en büyük askeri bozgununa uğratacak olan Osmanlı ve Alman Mareşali Goltz Paşa günlüğüne Enver Paşa'nın Sarıkamış Harekatı ile ilgili olarak şöyle yazmıştı:
"Kafkasya'da maalesef kendilerini Napolyon Bonapart zanneden ve cahil yetişen birçok adam var. Bunlar, ordularına güçleriyle bağdaşmayan görevler vermişler ve bu yüzden ordularını büyük zarara uğratmışlardır."
Okuduğum bir kaynağa göre, Sarıkamış 'ta bir facianın yaşanacağı anlaşıldığı anda Enver Paşa çok gizli bir talimat ile istanbuldan Erzak ve Giyecek yüklü 3 yük gemisini Trabzona çıkarma talimatını vermiştir. Konuya hakim sınırlı çevreler tarafından bu gemilerin Rus Donanması tarafından yokedileceği ve yanına donanmaya ait savaş gemileri korumasında gitmesi gerektiği uyarılarına rağmen kıyı şeridini kullanarak gemiler korumasız olarak hareket etmiştir. Nitekim 3 gemide Rus Donanmasınca baırılmıştır. Bu olay yine Enver Paşa talimatı ile arşivlere eklenmemiş, halka duyrulmamıştır. 2006 yılında, kaynağı belirtilmeyen bir haberde olay tespit edilmiş olup gün yüzüne çıkmıştır.
sarıkamış ve mısır seferleri ile yok yere onbinlerce şehit vermemize neden olan adamdır. belki o adamlar ve cephaneleri elimizde olsa ileride yapacağımız kurtuluş mücadelesinde de daha az kayıplarla daha fazla zaferler elde edebilirdik.
ayrıca kazım karabekir'in "cihan harbine nasıl girdik" adlı kitabındaki bir anı şöyledir:
teke tek yaptıkları bir görüşmede enver paşa:
- kaşımdaki beyazlığın bir cihangirlik -dünyanın büyük bir bölümünü fethetme ve yönetme- işareti olduğunu söylüyorlar. ne dersin?
karabekir bu çocuksu soruyla afallar ve şöyle söyler:
-sevgili paşam, size bütün samimiyetimle yalvarıyorum, bunu size kimler dediyse inanmayınız. sizi kandırıp maceralara sürüklemek istiyorlar. sizin bu tür kehanetlere, fallara ihtiyacınız yok. siz büyük bir osmanlı paşasısınız. sizi kutsal görevler, vatana hizmetler bekliyor. devletimizin gerçekliğinden ve kurmaylığın bilimsel hesaplarından ayrılmayınız.
sanırım bu anı ve yaşadığı başarısızlıklar hayalperestliğini yeterince açıklıyor. kötü niyetli birisi olduğunu iddia etmiyorum, belki güzel amaçları vardı ama gerçekçi değildi. güçsüz osmanlı, savaşı kazanması mümkün olmayan almanya ile bu amaçlarına ulaşamazdı.
ittihat ve terakkinin kaybeden birinci grubunun lideri.
ikinci grup mustafa kemal etrafında toplanmış ve cumhuriyeti kurmuştur. bakınız liderliğinde demiyorum etrafında diyorum. sonrasında yarattığı kemal külü ile de nemalanmıştır. bugün de pek ortalarda görünemeyen 3üncü grup yönetimdedir.
ve bizim hala başımız bitten götümüz sikten kurtulmamaktadır.
hayalperestliği ile tanınan osmanlı paşası. hayalperestliği osmanlı'ya ağır bedeller ödetmiştir. neyse ki ilerleyen zamanlarda ülkenin başına gerçeği görebilen, gerçek hesaplar yapabilen adamlar gelmiştir de bugünleri görebilmişizdir.
dünyanın en iyi savaş planları arasında sarıkamış harekatına ilk önce birincilik veriliyor sonra kaybedildiği için bu harekata ikincilik verilip başka bir harekat birinciliğe yükseltiliyor. bu kadar iyiydi de niye kaybedildi o zaman diyenler için de enver paşa söylenildiği gibi genç bir paşaydı ve çekemeyeni çoktu. planladığı harekata göre rus ordusu çembere alınacak ve 4 gün gibi kısa bir sürede hezimete uğratılacaktı. ancak enver paşa'nın komutasında bulunan hafız hakkı paşa enver paşa'nın kendisine emrettiği bölgeye intikal etmemiş, çoluk çocuğu mu dinleyeceğim tarzı bir davranışla emre itaat göstermemiş, elindeki 40.000 kişilik orduyla 1 hafta boyunca 3000 kişilik rus öncü birliklerini kovalamıştır. haliyle çember kapatılamamış ve ruslar da hafız hakkı paşa'nın açık bıraktığı yerden kaçmışlardır. osmanlı ordusunun öyle uzun bir savaşa dayanacak gücü yoktu ve ilk harekat emre itaatsizlik yüzünden başarısız olunca ortaya bir trajedi çıkmıştır. yalnız öyle tek kurşun atmadan şehit oldular sözü tamamen yanlıştır çünkü ruslara çok ağır kayıplar verdirilmiş hatta ruslar o açık kalan bölgeden zor kaçmışlardır. ikinci olarak şehit sayımız 90.000 falan değildir. zaten 118.000 kişiyle başlanan harekat sonrasında askerlerimizin bir çoğu geri dönmüş, hatta sonrasında kazım karabekir komutasında kurtuluş savaşına katılmışlardır. kısacası bir paşanın emre itaatsizliği yüzünden belki kahraman olarak anılacak biri şimdi hain olarak anılıyor. şunu da belirteyim bugün göğsümüzü kabartarak gezdiğimiz 18 mart 1915 çanakkale deniz zaferi'nin başkumandanı da enver paşa'dır. bundan neden hiç bahsedilmez bir düşünün bakalım. orta asya'da tükkleri örgütleyip türkiye'ye saldıracaktı sözü de tamamen urafe, nitekim örgütledikten sonra ruslar'a saldırmış ve şehit olmuştur. modern anlamda istihbarat gücümüzü ve hava kuvvetlerimizi de kendisine borçluyuz. atatürk de enver paşa da bir liderdi. bu iki şahıs malesef ki çatışmak zorunda kalmıştır. ittihat ve terakki partisinin liderliğini enver paşa atatürk'den almıştı rövanş olarak da yeni kurulan türkiye cumhuriyetinin liderliğini de atatürk almıştır. ikisi de vatanını her şeyden çok seviyordu, ikisi de birer kahramandı. tek farkları ise biri şanslıydı, diğeri şanssız.
rus karargahından orduya gelen bir mesaj;
alabildiğiniz kadar canlı türk esir alın
ordudan mesaja cevap;
bize teslim olmadan allahlarına teslim oldular
işte, düşmanla savaşmadan koca bir orduyu, sarıkamış ta allah a teslim eden, türk tarihinin en müstesna, en dahi *, en ileri görüşlü * siyaset, asker, sanat, bilim, spor ve din adamıdır.
Osmanlı'nın çöküşü de kuruluşu gibi bir destandır. Çöküşün kahramanları olan neslin bayraktarı Enver Paşa'dır. Onların varlığıyla imparatorluğun çöküşünü birlikte düşünmek şaşırtıcıdır ve haksızlık gibi görünür. Onların yürekleri dağ gibiydi; hayalleri de öyle... Asla küçük düşünmüyorlardı. Yüce Devlet'i, ülkesi ve milletiyle kurtarmak için kendilerini ateşlere atarken, her biri imparatorluğun bir uzak köşesinde, bütün Müslüman dünyayı kurtarmayı düşlüyor ve bunun heyecanı ile sarsılıyorlardı. Büyük düşünmek, büyük rüyalar görmek büyük zamanların görüntüleridir. Oysa bunlar çöküyorlardı ve çökerken bile yüreklerindeki ve kafalarındaki büyüklükleri terk etmiyorlardı. Sonra, Anadolu'ya çekildik. Artık onları anlamak zorlaştı. insanlarımızda yürekler daraldı, ufuklar kapandı; araya anlamsız siyasî endişeler girdi. Erzurum'u, Sarıkamış'ı "Turan" zannedip Enver Paşa'yı, "askerlerimizi Turan yolunda kırdırmakla" suçladık. Oysa, dedelerimiz Irak'ta, Filistin'de, Kafkaslar'da, Çanakkale'de vatan topraklarını savunuyorlardı. ingiliz ordularının buralarda ne aradıklarını sormak yerine, onların yüce makamlarını tartışmaya açtık... Enver Paşa o mübarek neslin başbuğu idi. -M. Kemal Atatürk diyor ki: "Enver bir güneş gibi doğmuş, bir gurûb ihtişamıyla batmıştır; arasını tarihe bırakalım."- -ismet inönü diyor ki: "Enver Paşa ihtilalden önce ahlak, cesaret ve kahramanlık misali olarak tanınmıştır.- -Enver'e en çetin kıta hizmetleri tam ve itimatla . Enver Paşa şahsî meziyetleriyle iyi bir asker, iyi bir subay olarak, cemiyetin kusur olarak bildiği unsurlardan, insanın tasavvur edemeyeceği kadar nasibi olmayan bir tiptir. "- -Zeki Velidî Togan diyor ki: "Enver Paşa son Türk tarihinin en büyük şahsiyetlerinden biridir. Bu zât, Türk ve dünya siyasi hayatındaki konumunu şüphesiz ki tesadüfen yahut birisinin korumasında elde etmedi."- -Ziya Nur diyor ki: "Enver'in Ravza-i Mutahhara'ya girişini canlandıran cümleler; tüyler ürpertici bir inanç ve edep yüksekliğinin muhteşem tablosudur."- Bu kitapta, Osmanlı son dönemlerimizin büyük kahramanının hayatını ve temiz kişiliğini yakından tanıyacaksınız. o kitap nevzat kösoğlu'nun ali eseri "şehit enver paşa'dır.."
yirminci yüzyılın en büyük komutanlarındandır. zaten çürümüş olan devlet yapısını güçlendirmeye çalışan enver paşa türk ordusunu daha önce hiç görülmediği kadar yenilemiş ve modernize etmiştir. zaten çanakkaleyi ve milli mücadeleyi kazanan ordunun sermayesi budur. geniş vizyonlu paşanın libya, batı trakya, kafkasya ve orta asyadaki büyük faaliyetleri bugün dahi kullanılmaya hazır projelerdir. teşkilat-ı mahsusanın kurucusu olması bile ne kadar büyük olduğunu gösterir.