Hayatta kendimi yeni anlamaya başladığım zamanlarda Albert Einstein'in bir sözünü okumuştum. Adam demiş ki;
'' Bir şeye bağlanacaksanız, fikirlere veya hiç olmadı nesnelere bağlanın. insanların beyni var, ayakları var, bir yere giderler durduk yerde etkilenirsiniz. insanlara bağlanmayın. ''
Sonra bir oğlum oldu işte.
Büyük zaaf.
Çok büyük zaaf.
Kafama silah dayasalar tırnağına zarar gelmesin diye silahı tutan adamın anasına söverim.
Allah kimseyi sevdikleriyle sınamasın.
Sevgili, eş, karı, koca gelir geçer de, evlat büyük zaafmış anladım.
Ve artık Einstein ne demek istemiş onu da çok iyi anladım.
Aşırı duygusallığım. Ve asla insan sarrafı olmayışım aksine insanları hep iyi niyetlilermiş herkes çok güvenilirmiş gibi görebilme potansiyelim. Bunun kazığını çok yedim çilesini de hala çekiyorum.
Ha birde kedi köpek gördüğüm zaman ağlıyorsam bile gülümseyebiliyorum bayılıyorum bu hayvancıklara. Hemen gideyim de seveyim moduna giriyorum bazen manyak gibi sokak sokak sevecek kedi köpek aradığım oluyor.
Nerede görsem sevesim geliyor. Bazen kaçmıyorlar benden, sürtünüyorlar mır mır gır gır. Evde var bir tane de ikinciyi alırsam kendimi durduramam diye çekiniyorum.
Beni sevdiğini hissettiğim insanlara gereğinden fazla minnet duyuyorum. Sanki onları da beni sevdiklerinden kat kat fazla sevmek bir zorunluluk gibi...
şu başlığa "kadın" yazanları anlamak mümkün değil. ulan her kadın mı? spesifik bir zaafın olsa hadi anlayacağım da sadece "kadın" zaafınız varsa çok tehlikelisiniz.