1906 nevşehir avanos doğumlu araştırmacı, yazar ve çevirmen. muallim mektebini 1927 de bitirir, bir süre öğretmenlik yapar. 1930 yılında görevine son verildikten sonra almanya da siyasal bilgiler dalında eğitim alır, 1937 de yurda tekrar döner.
emin türk eliçin cumhuriyet tarihinde değeri pek anlaşılmayan bir yere sahiptir. kemalist devrim ideolojisi adlı eserinde önsözü yazan ömür candaş şu cümlelerle başlar;
"emin türk eliçin' i 1965'te tanıdım. o sıralar sorumlu olduğum eylem dergisinde, "kemalist devrim ideolojisi" genel başlıklı yazıları, dizi olarak yayınlanıyordu. cumhuriyet türkiyesi'ne yürek bağlamış, gerçek halkçı ve toplumcu aydınlardan biriydi. yaşama ve topluma sımsıkı kenetlenerek, var oluş bilinçlerini yitirmeyen kimi yaşıtları gibi her türlü baskıya ve köreltme girişimlerine karşın, birey onurunu ve direncini sürdürmeyi başarmış, umut dolu kişiliği, yüzünde her zaman ışıltıyla yansıyordu."
"1965 yılının sonlarına doğru, eylem dergisinde yayınlanmış yazıları için "dava" açıldı. yargı önünde savunmaya, birlikte, bir kaç kez çıktık. duruşmalardan birindeki yargıcın bilgi yetersizliği yüzünden, tutanak yazmanının bile gizli gizli güldürecek bir duruma düşmesini, bu ülkenin, bir düşüncenin açıklanması nedeniyle yargılanan insanları olarak, ince bir yürek burukluğu ile izlediğimizi unutmuyorum..."
aynı kitapta kendi yaşamı ile ilgili şu cümlelere yer verir.
"...fakat büyük fransız ihtilali beni öyle bir şiddetle kendine çekmişti ki, artık ondan evvelki devirlere pek dikkat edemiyordum. bence gerçek insanlık hukuku beşer beyannamesi ile başlıyordu. "terakkiperverler" muhalefeti, kürt sait isyanı, halit paşanın ölümü gibi olaylar yaşayan büyük millet meclisi' nin dinleyiciler locasında otururken "konvansiyon" un içinde imişim gibi heyecanlanıyordum. terakkiperverlerde "jirondenler" i, halk fırkacılarında "jakobenler"i ruhban temsilcisi ziya hoca' yı yerin dibine geçiren hamdullah suphi' de "danton" u, sert, kavgacı ismet paşa'da "robespiyer" i, devrimci matbuatın sol kanadında her eskiye ve eskilere hırçın hırçın saldıran falih rıfkı' da "mara" yı teşhis etmekte hiç güçlük çekmiyordum... istiklel ahkemesi ise tıpkı ihtilal mahkemesinin tıpkısı tıpkısına aynı idi. ya gazi? ona benzetecek hiç kimseyi bulamıyordum; ya da daha doğrusu o, ihtilalin yazıcı ve yapıcılarının- napolyon da dahi- hepsine benziyordu. sanki monteskiyo, volter ve ruso' nun; danton ve robespiyer'in, nihayet napolyon' un ruhlarıonda birleşmin, göze sığmaz bir devvücuda getirmişlerdi. tarih türk tiyerseta sına işte böyle eşi bulunmaz bir şans vermişti."
emin türk eliçin 16 mart 1966' da hayata gözlerini yumar.
eserleri: