içinde geçen olayların gerçek olduğu dizi.Macır olanlar annelerine babalarına yada dedelerine ninelerine sorsunlar kimbilir kaç tane elveda rumeli çıkar hayatlarından.Daha önce sormuş ve öğrenmiş olanlar bu diziyi çok daha farklı bir gözle izliyorlardır.
dünkü muhteşem bölümü ile ağızları açıkta bırakan ve A/B grubu'nda Bıçak Sırtı'nın arkasından az farkla 2., Total'de ise Bıçak Sırtı'nı geçerek 5. olarak beni sevindiren, hep böyle devam etmesini umduğum dizidir.**
--spoiler--
8. bölüm sonunda izleyenlerin kafasında Dimitri ve çetesinin düğünü basıp basmadığı sorusu oluşmuştur. Hayır efendim, basılamaz, ölemez kimse! Düğündeki asık suratların sebebi ise Cabbar'ın düğüne gelmesidir.**
--spoiler--
müzikleriyle etkileyen dizidir. anneannemden alışık olduğum şivenin televizyondaki bir dizide yer alması önce anneannemi sonra da dolaylı olarak beni mutlu etmiştir.
yılın en iyi dizisi. bu kadar etkileyici olabileceği düşünülmeyenlerinden. bir de dizi bittikten sonraki ilk iki saat falan türkçenizde bir değişiklik hissediyorsunuz. mesela: anneniz size kızdığında '' anne bana neden büle yaparsın sen bana acımay misin'' diye sorarsınız. oda
''bogacam seni'' der. siz ''neden? '' dersiniz ''sülemem ''der.
artık bizim olmayan topraklarda geçen ve bizi anlatan sıcacık bir dizidir.
biz:dedelerinden kalma topraklarda-rumeli'de-doğmuş, ancak çeşitli sebeplerden dolayı anavatana dönmüş insanlar. bu dönüş kesinlikle zorunludur. yoksa dizide de görüldüğü gibi insanların-zamana göre-yaşayış tarzı ve tabiat şartları son derece iyidir. malesef osmanlı'nın dağılmasından bu yana süregelen ağır insani baskılar ve asimilasyon politikaları yüzünden balkanlardaki türk varlığı neredeyse tükenmiştir. öz benliğini kaybetmek istemeyen balkan türklerinin dede toprağını terketmesinden sonra bu topraklara eskisi gibi türk ruhu kalmamıştır.*
işte bazı insanların bu diziye bu kadar ısınmasının nedeni de, bu eski türk ruhunu cennet köşesi dede topraklarımızda işlemesidir. güzel bir avuntudur. izlenesidir. ağlanasıdır...
onlarca abuk subuk dizinin arasında farkını belli eden kaliteli yapım.** Şiveler kulağa zorlama gelmiyor, oyuncuların çoğu* tiyatro kökenli olduğu için muhteşem oynuyorlar, hikaye güzel...*
izledikçe o yıllarda yaşama isteği doğuruyor, zira o zamanlar insanlar şimdiki gibi etraflarına baktıklarında gri, plansız yapılmış apartmanlar değil, kirlenmemiş bir doğa görüyormuş. Aynı apartmanda birbirini tanımayan, selam vermeyen, stresten patlayacak duruma gelmiş insanlarla dolu büyük siteler yerine, herkesin birbirini tanıdığı, kolladığı, güven duyduğu güler yüzlü insanlarla dolu köyler, kasabalar varmış.**
dizi iyi hoş, güzel de artık izlemek istemiyorum.. bir arnavut göçmeni olarak her girdiğimiz aile toplantısın da bahsedilmiyor mu deli oluyorum. sanki ordaymışlar gibi oluyormuşlar... bıktımmmm... babanneme ve dedeme burdan seslenmek istiyorum özlediyseniz sizi memlekete götüreyim eski günleri yad edin ama olmuyor böyle tekrarları bile izlemek...
dedem : rire jaune gördün mü bizim oraları!
rire jaune : * evet!..dedecim..
dedem : bak tekrarı var izleyelim..
rire jaune : * benim dersime bir bakmam lazım bitsin gelirim... *
mahacirlerin pek bir severek izlediği dizi. hande subaşı'nın annesi setten ayrılmadığı ve giyim kuşamı da dahil olmak üzere dizi ekibinin işine karıştığı gerekçesiyle hande yapımdan kovulmuş. yerine berrak tüzünataç uygun görülmüş. bana sorarsanız al birini vur diğerine. iki kızda da görüntü var ses yok.
(bkz: ah bir zengin olsam) filmi ile bazı benzerlikleri bulunan dizi ama yinede çok başarılı .hele bir de göçmenseniz daha bir tatlı geliyor .attırtma maçedonin tepesinı
ilk önceleri, "haha göçmen gibi konuşmaya çalışıyorlar. olmamış. otur sıfır" tarzı düşünceler hasıl olmuştur. lakin zaman geçtikçe dizinin bulgaristan da değil makedonya da geçtiği anlaşılmış "tamam lan oralarda bu şive ile konuşulur" gerçeği beyne dank etmiştir. daha büyük bir keyifle izlenmeye başlanmıştır. dizinin genel havası incelendiğinde, rollerin hakkıyla yerine getirildiği gözlenir.
evde kadın tam bir otorite sahibidir.
genç kızların genel tavırları serttir.
müslüman olmayan kişilerle, müslümanların ilişkileri gerçekcidir. köyde yaşam, gerçek haliyle canlandırılmaktadır.
elbette erdal özyağcılar zirve rollerinden birini oynamaktadır. *
kavak yelleriyle çakışmasından ötürü reitingleri hızla düşen izlenesi dizi.
atv yetkililerine sesleniyoruz!başka saate alın diziyi!güzelim dizi heba oluyor canım!
otur seyret arkadaş, keyif alıyorsan ve aldığın sürece. illa ki derin tespitler yapılacak, argümanlar ileri sürülecek, şunun bunun oyunculuğuna bok atılacak, şive hataları vurgulanacak, serdar akar'ın sabıkası çıkarılacak vb. vb. hiçbir şey yapamıyorsan kafan illa ki böyle çalışıyorsa hacivat-karagöz gibi seyret. yok konusunu kimbilir ne kadar uzatacaklar, yok iş milliyetçiliğe dökülecek. otur seyret ve gül. bunu da yapamıyorsan seyretme, bak damdaki kemancı var. zorlamaya hiç gerek yok. izleyenleri eğlendirmekten, belki çok ufak da olsa bazı mesajlar vermekten başka bir kaygısı olmayan bir dizi benim izlediğim. yok ilerde harbiden işin bokunu çıkarırlarsa seyretmem olur biter. bu kadar basit. şimdilik eğlenceli. ama süper bir şey olmuş diyen de yok.
erdal özyağcılar için "yahu bu adam iki yıl antep ağzıyla konustu, daha gecende bir cay reklamında karadenizliydi ne zaman trakyalı oldun sen" dedirten, özlemleri gideren dizi.
büyüklerim bir çemberimde gül oya dizisinde anlatmıslardı bana genclıklerını, şimdi de büyükannelerinden duyduklarını anlatıyorlar. aksan yer yer zorlama da olsa, konusuz da olsa, bir özlemi gideriyor en azından. anneannelerimizden duyduğumuz tekerlemeleri *, deyimleri *, cümleleri * öğretiyor bizlere hır gür savaş göstermek yerine..
zorlama aksanlarla götürülen dizilerden pek hazzetmem zaten ama bu dizinin bir başka eksiği var gibime geliyor. konu pek o kadar matah veya doğurgan değil. zaten damdaki kemancı'da, o basit konu şarkılar ve danslarla destekleniyordu. film de böyle kotarılmıştı zaten. filmin genel çatısı, geleneklere isyan eden kız evlatlar ve gelenekçi baba arasındaki gerilimdi. birkaç saatlik bir film için gayet yeterli olan bu konu -hele bir de tutarsa yıllar sürecek- dizi senaryosu için yeterli mi emin değilim. bana sanki ilerleyen bölümlerde tıkanacaklar, dönemin koşullarını da hiçe sayıp günlük politik gerilimlerle ilgili saçma sapan bir angaje yaşayacaklar gibi geliyor. her zamanki, osmanlı zamanında barış içinde yaşarken, bağımsız olduktan sonra birbirine giren balkan halkları teranesi. serdar akar zaten kurtlar vadisi isimli halusinojenik paranoyak görüntüler silsilesinden sabıkalı, bunda da işi ucuz milliyetçiliğe dayamaya çalışırsa şaşırmam.
erdal özyağcılar'a çok yenetekli, döktürüyor diyen arkadaşlar için filmin orjinalinden bazı parçalar var aşağıda. topol adlı arkadaşı izledikten sonra da erdal bey için aynı şeyleri söyleyebilirseniz, helal olsun size.
filmden çıkan, genel olarak herkesin gwen stefani'den duyduğu melodi ve şarkı için;
filmin ana çatısını belirleyen gelenek çıkmazının anlatıldığı şarkı için; http://youtube.com/watch?v=gRdfX7ut8gw
ayrıca dizide şu sahnenin onda biri kadar başarılı bir sahne olsun, ben bu entry'i yerim; http://youtube.com/watch?v=OPWgV74qvjI
...
kısacası filmi izlemeden, ucuz imitasyonlara başarılı dememek lazım.