beni 70'li yıllara götüren "Non, Je Ne Regrette Rien" diye başlayan parçasıyla radyo başına hapseden sanatçı. Hele onun için TRT de verilen radyo tiyatrosunu hala özlemle anarım....
acı dolu bir hayatı yaşayan, kaldırım serçesi lakaplı ünlü sanatçı.
edit piaf-la vie en rose şarkısı çevirisi
bakışlarımı düşüren gözler,
dudaklarında kaybolan o gülüş,
işte su katılmamış portresi ait olduğum adamın...
kollarına aldığında beni,
sessizce bir şeyler fısıldadığında,
ah ne denli pembe görüyorum hayatı...
aşk sözcükleri söylüyor bana her zamankinden...
ve bir şeyler oluyor sonra bana...
giriverdi işte kalbime mutluluğumun ortağı,
sebebini bildiğim...
"benimsin sen" dedi, bense onun yaşam boyu...
söyledi bunu bana, hatta yeminler etti hayatı üstüne...
ve onu gördüğüm ilk andan bu yana hissediyorum,
deli gibi çarpan bu yüreği,
hiç bitmeyen aşk gecelerini,
yerini bulan yüce bir mutluluk,
sorunlar, yaslar, evreler...
mutlu yine de, ölümüne mutlu...
kollarına aldığında beni,
sessizce bir şeyler fısıldadığında,
ah ne denli pembe görüyorum hayatı...
aşk sözcükleri söylüyor bana her zamankinden...
ve bir şeyler oluyor sonra bana...
giriverdi işte kalbime mutluluğumun ortağı,
sebebini bildiğim...
"benimsin sen" dedi,bense onun yaşam boyu...
söyledi bunu bana, hatta hayatı üstüne yeminler etti.
ve onu gördüğüm ilk andan bu yana hissediyorum,
deli gibi çarpan bu yüreği.
bob dylan'la ne ilgisi var dediğim varsa da öğrenmek istediğim en sevilesi fransızlardan bitanesi. google'da edith piaf yazıp görsellerde arattığınız da edith piaf'tan çok bob dylan'ın görselleri çıkıyor.
akrobat bir baba ile sokak şarkısı bir annenin tek çocuğu ve asıl ismi; edith giovanni gassion olan fransız sanatçı. yapımcı olan louis leplee tarafında bir sokakta keşfedilmiş ve zorlu hayat deneyimlerinin ardından dünyaca ünlü bir star olmuştur. la foule şarkısı her zaman kendi etrafımda döne döne dans etme hissi yaratır bünyede.
edit: eksi veren arkadaş; sende haklısın, bu entryde cinsel içerikli hiç birşey yok. neden onaylayasın ki. burada bahsetmem gereken konu bu kadıncağızın nereden nereye geldiği değil kimlerin yatağından hangi pozisyonlardan geçtiği olmalıydı. sana hitap edemediğim çok üzgünüm. sevgiler...
sesinde yaşamından etkileri taşıyan ve bunu dinleyene çok net hissettiren, kaldırım serçesi olarak tanınan fransız şarkıcıdır. * la foule, padam padam, la vie en rose mutlaka kendisinden dinlenilmelidir. onun sesini dinlediğiniz an kendinizi siyah beyazlı dönemlerde, eski tarz koltuklarda oturup yanınızdaki plaktan onun esşiz sesini dinlemiş gibi bir hisse kapılıyorsunuz sanki. fransızcada r leri ayrı bir güzel söyler kendisi. başkadır sesi çok başka... ayrıca sezen aksu ya benzetenler var. serçe olarak anıldığından mıdır bilmem ama biraz gereksiz bir benzetmedir kanımca.
acının, hüznün sesi, her şarkısında anlarsınız müziğin dilinin olmadığını.
o denli hissettirir size duygusunu hangi dilde söylüyor olursa olsun. onu dinledikten sonra pek çok sanatçı müsvettesine yol verirsiniz. o kadar iddaalı bir ses.
çok değerli sanatçı. ismi ağır kuşkusuz. değerli mi değerli! plakları da ucuza bulunmaz zaten.
arşivin tepe noktasında yer alacak birkaç üstün isimden birisidir piaf. bunu bilir, bunu söylerim.
tori amos gibi, yonca evcimik, leonard cohen gibi, piaf'da sansasyonal bir özyaşantının getirisi olarak alegori haline gelmiştir. sokaktan çıkmış veya başkasında rastlanıldığında absürd olarak nitelenen bir özelliği barındırdığından namlanmıştır. bazen düşünmüyor değilim; "biz de mi sokağa düşsek?" diye.