çoğu sahnesi, çocukluğumun bir bölümünün geçtiği altındağ da çekilmiş mükemmel bir film. kemal sunal' ın oyunculuğu belki de o zamanlardaki şaban izleyicisi olan çoğu kişiyi şaşırtmıştır.gecekondu semtinin havasını, ankara' ya mahsus olan o kışı, ulus ve bakanlıklar semtinin rengini nerdeyse kusursuz olarak düşürmüştür sinema perdesine.
dün gece uyumadan önce, bu filmleri bu kadar başarılı yapan nedir diye düşündüm. bugün tekrar izlediğimde gözüme çarpan bir kaç şey oldu.
Dönemin portresini, şartlarını muhteşem bir şekilde yansıtıyor zeki ökten filmleri. yoksul, kapıcılar kralı, çöpçüler kralı ve diğer bir kaç filmi. aynı zamanda, filmlerin kendi içinde temposu, ritmi de çok tutarlı.
Ayrıca, özellikle bunu yoksul ve düttürü dünya filmleri için söyleyebilirim, zeki ökten kamerayı harika kullanıyor. her plan, bir sonraki planla kendisini tamamlıyor.
Tüm bu etkenler bizim gibi sıradan sinema izleyicisinin kolay kolay farkedeceği şeyler değil. istemsiz bir şekilde tüm bu sebepler bizi filmin içine çekiyor. yeşilçam filmlerinin bir çoğunu ise başarılı yapan ana etken bunlar.
türk sinema tarihinin en mükemmel finallerinden birisini içinde barındıran film. hafızam beni yanıltmıyorsa kemal sunal' ın kazandığı iki ödülden birisi bu filmle gelmişti. diğeri için;
kemal sunal'ın kuşkusuz en can alıcı filmi. aklıma sürekli dütdüt mehmet'in söylediği şarkıyla gelmekte şu sıralar.
''dertlenme sen
dert etme kendine
dert katma kendine
dertlerim bitmez...''
dünyanın derdi çekmekle bitmez tadındadır filmimiz. aynı zamanda sanat-sanatçı-toplum-yozlaşma ekseninde vurucu tespitler ve replikleriyle gönlümüzde yeri ayrıdır. pehlivan sahnesi, ankara ve yoksulluk kokan varoşlar, mandalinanın paylaşımı, bir sigara versene muhabbeti ve ısrarla gene; dertlenme sen. dert etme kendine. dert katma kendine. dertlerim bitmez nakaratı...
başyapıttır belki bir muhsin bey değildir lakin muhsin bey de türk sinemasında tektir zaten.
nerde kalmıştık? yeteri kafilikte dert soslu şarkımızla ortam alaşağı edilmekte. milyon satar bu beste milyon.
10 üzerinden 8,5!
Assolistin gelmediği gün eski bir pehlivan olan osman'ın pavyonun ortasına konulan sandalye ile Güreşmesi dünya sinemasının efsane sahnelerinden birisidir. Yine dünya standartlarında kullanılan mimikler ile sessiz izleseniz yinr ağlarsınız.
rivayete göre kemal sunal'ın en beğendiği filmidir. filmin çıktığı dönemde milliyet'e verdiği röportajda "yükseklerde noktalanmayan bir film" diye tanımlamıştır. ölümüne yakın verdiği bir röportajda ise en beğendiği filmleri arasında; hababam sınıfı serisi, kibar feyzo, zübük,yoksul ve öğretmen ile birlikte yer vermiştir. tâbiri câizse yumruk gibi filmdir. gerek ankara'nın gerekse türkiye siyasetinin ve bürokrasisinin değişmez havası,tencere-tava protestosunun ve bakana verilen rüşvet lüks çakmak ile bugünün 26 yıl önceki yansıması ve bu toprağın insanının yerleşik zihniyetine dair daha birçok detayı yakalamak adına izlenmeli,izlettirilmelidir.