duha suresi 3 ncü ayet

entry19 galeri1
    1.
  1. "Rabbin sana ne darıldı, ne de seni bıraktı"
    15 ...
  2. 1.
  3. 2.
  4. 3.
  5. Ma vedde'ake rabbüke ve ma kala.
    şükürler olsun rabbim.
    2 ...
  6. 2.
  7. En zor zamanlarda hatırlanması, güç alınması gereken ayet. Her kuran ayetinin başımızın üstünde yeri var da, bu ayet tam kalbime dokunuyor. Kalbim kırgın, üzgün, umutsuz olduğunda sanki merhem gibi geliyor bu ayet.
    8 ...
  8. 3.
  9. birkaç şey söylemek istiyorum bu ayet üzerine. daha doğrusu birkaç şey söylemek değil, bir tecrübeyi aktarmak...

    öyle ahım şahım inancı olan bir adam değilim. hatta çevrem benim fikirlerimden dolayı ateist zanneder. fikirlerimden ziyade, ben söyleyebildiğim için, yanlış gördüğümü dile getirmeye çalıştığım için onlara göre zararlı biriyim. çünkü onların inandığı dinde sorgulamaya yer yoktur. haşa, şirke girer. sen kimsin ki sorgulayacaksın? oysa allah, ilk kez seslendiğinde "oku" diyordu. okumak, sadece kitabı okumak değil. aynı zamanda anlamaktı da. aynı zamanda kitap harici evreni de oku diyordu, gökyüzünü oku, insanı oku, dağları, taşları. şunu da belirteyim, kutsal kitabın değişmediğine inanmıyorum. indirildiği gibi olan ayetler de vardır, kendini muhafaza ediyordur ancak işin içine insan faktörü ve aradan geçen binlerce yıl beni destekler nitelikte.

    ben bir dönem (yakın bir dönemde hem de) çok bonzai içiyordum. gerçekten. bunu kafa yapsın diye içmiyordum aslında. ölebilmek için. hani bir umut, görüyoruz haberlerde bonzai içti kalp krizi geçirdi falan... intihar edemiyorum babam üzülmesin diye. ölürsem de üzülür ama işte düşün çaresizliğimi... intihardan ölmek var, bir de böyle ölmek var. böyle ölmenin bana bir avantajı da vardı, babam belki kızgınlık duyardı ve o kadar da üzülmezdi öldüğüm için.

    neyse. kısa geçeyim dedikçe uzuyor...

    ben birkaç ay boyunca her gün bonzai içtim. yemek yemedim. kahve içtim, sigara içtim, bonzai içtim. sadece içtim. iki günde bir tane poğaça ya yiyordum, ya yemiyordum. o da çok zaman yarısını yiyip kalan yarısını atıyordum mide bulantımdan...

    sonra bu ruh halim düzeldi gibi. ancak baktım ki bu kez bonzaiyi bırakamıyorum elimden. işten çıkıp koşa koşa mahalleye gidiyorum. arkadaşlar arıyor gel takılıyoruz gezmeye gidiyoruz şu bu. yok. evde yatalak hastam var gibi işten çıkar çıkmaz hiçbir yere uğramadan oyalanmadan direkt mahalleye, evime, odama ve uyuşturucudan inşa ettiğim o sahte dünyama kaçıyorum. üstelik sabah uyanıyorum, ne allah belamı vermediği kalıyor, ne anam, ne çoluğum çocuğum. saydırıyorum kendime. allah belanı versin, diyorum. bugün içmeyeceksin, diyorum. oğlum sen bu adam değilsin, diyorum. diyorum da diyorum. gündüzleri iyi. iş yerinde olaylar olaylar, aklıma çok gelmiyor. nasıl ki güneş batıyor hava kararıyor benim saatlerim geliyor. zihnim kendini programlamış. güneş battığında ödül saati. kendimi kendime pavlov'un iti etmişim. güneşin batışı benim zilim olmuş. akşama kadar elli bin tane laf ediyorum kendime içmeyeceksin, sen yaparsın vs. ama nafile. akşam olduğu zaman beynim zıplayıp kaçıyor. bir ara baktım kendime bahaneler üretmeye çalışıyorum içmek için. yani bildiğin bahane arıyorum bir şey olsa da moralim bozulsa sinirlerim tepeme çıksa hemen gidip bonzai alsam diye. daha ne olacak ki birader moralinin bozuk olması için? tam müptezel tribi işte. içmediğim zaman da... yok öyle bir dünya. bir bağımlı için mal bulamamak diye bir sorun yoktur. götünü satar, yine temin eder. çok şükür o kadar bağımlısı olmadım hiçbir şeyin. ben gecenin 3'ünde torbacıyı evinde uyandırmış adamım baskın yapar gibi. bağımlılık böyle bir şeydir çünkü. akşamları içiyorum, sonra da oturup ağlıyorum ama neden yaptım bunu diye. sabah kalkar kalkmaz bugün yeni bir gün, hayatına bugün başladın gibisinden konuşuyorum kendimle. akşama doğru yine "bugün son yaa"lar başlıyor. farkındayım nasıl bir pisliğin içine düşmüşüm, güçlü bir bağımlılık.

    bundan kurtulmaya çalışıyorum ama öyle kolay da değil. bir kere ailenle yaşıyorsun ve durumu çaktırmaman lazım. amerikan filmimi bu pezevenk, gidip de "baba ben uyuşturucu kullanıyorum" dersen bi ton arıza çıkar evde. öyle dayak mayak değil saçmalama, otuzuna merdiven dayamış bir adamım, altı üstü birkaç aydır ailemle yaşamaya başladım yıllar sonra. yani en kötü evden çıkıp giderim o olur. ama ne gerek var böyle bir aksiyona? hadi karı kız davası olur, sevdiğini almazlar, şu olur bu olur anlarım da. lan insan bonzai içiyorum diye evi nasıl terk eder? soranlara ne söyler amk bonzai içiyorum diye evden ayrıldım mı? yuh.

    neyse... anasını siktim mevzunun....

    bir gün oturuyorum, öyle böyle oturmak değil ama. içmemeye karar verdim ve kendimi çok zorluyorum. tokatladığımı biliyorum kendimi ciddi ciddi canımı yakmak için tokat attığımı... oturmak, örneğin pazartesi öğlen bir uyanıyorum, çarşamba sabaha karşı anca uyuyabiliyorum. gram uyku yok. uyku yokken uyumaya çalışıyorum çok kere ama nafile. uyutmuyor yoksunluk...

    arada uzun zamandır yapmadığım şeyleri yapıyorum. ellerimi açıp dua ediyorum. ağlayarak. secdeye kapanarak. tamam diyorum. tamam. sensin. ben yamuk bir adamım ama, nereye gideyim başka? kimden isteyeyim? ne kadar aciz olduğumuzu sana anlatmaya lüzum mu var? ey bu derdi gönlüme salan, dermanım da sende, diyorum. biraz daha ağlıyorum. secdeye kapanıyorum. yalvarıyorum. kontrolden çıkmış gibi. bunu yadırgamıyorum ama. çünkü bunu yapmadığım zamanlarda da garip garip hareketler yapıyorum çünkü yoksunluktan dolayı. odanın ortasında cenin pozisyonunda yatmak nedir lan. babam ne kadar korkmuştu amk asfasfdas

    o gece birkaç saat ağlayarak dua ediyorum. içim çıkıyor ama ağlamaktan... sonra diyorum bir bakınayım sözlüklerde neler olmuş neler bitmiş, kim kimi aşağılıyor, kim kime küfür ediyor, bugün hangisi bağcılar'dan elitleri eleştiren bir entry girmiş diye...

    açıyorum sözlüğü. burası değil ama. ekşi. karşıma çıkan ilk entry şu oluyor;

    "Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da."

    sonra tüylerim diken diken oluyor. bu ve buna benzer birkaç örümceksel tesadüflerle karşılaşıyorum. sonra bir daha o illetin adı aklıma dahi gelmiyor. bütün bunlar kendiliğinden oluyor. profesyonel bir yardım, tedavi almadan. lan zaten en kralını almışsın daha ne değil mi?

    şimdi mi? arada böyle hayatımda sıkıntılarım oluyor. eskiden böyle zamanlarda çok bağırıp çağırırdım, çok konuşurdum. şimdi kafamı kaldırıp bir gökyüzüne göz atıyorum, ufaktan, bıyıkaltı bir gülümseme. "oradasın, biliyorum, unutmadım da" der gibi...

    iyi ki varsın be. evet. rabbi, korkudan ziyade bir dost gibi görüyorum. allah'tan korkmuyorum. neden korkayım? o benim arkadaşım. her sıkıştığımda bana rağmen bile bana el uzatan bir varlık. neden korkayım? sen öyle değilsin ama. insan, senden korkuyorum.
    20 ...
  10. 4.
  11. 5.
  12. rabbin seni terketmedi ve sana darılmadı.

    insana huzur veren ayettir.
    3 ...
  13. 6.
  14. Allah razı olsun Rabbimden.
    O olmasaydı napardık...
    1 ...
  15. 7.
  16. Böyle olunca inanasım geliyor. insan güvenmek istiyor. Ama zor. Biz ona kendimizi kanıtlamaya çalışıyor isek o da yapmalı. Bizden üstün olabilir ama küçümseme hakkı yok. Silsin o zaman dünyadan küçümseyen ve kayıtsız kalan bir tanrı ne işe yarar ki. ergen gibi konuşturuyor.
    1 ...
  17. 8.
  18. 9.
  19. Arapça söz öbeği.
    Türkçe dublajına bayılmış insanlar. Bir de el ayak doğramalar, alınıp satılan cariyeler, köleler,cehennemde ayrıntılı işkence tanıtımları var. Hepsi allahın emri oysa. Elma gibi seçmişler yine bunu.
    2 ...
  20. 10.
  21. 11.
  22. 'rabbin seni terketmedi ve sana darılmadı'

    Hiç birşey için geç değil hala yasiyorken şanslısın çünkü tövbe edebilirsin ona döne bilirsin.
    3 ...
  23. 12.
  24. Kur'an'ın en duygulandırıcı ayetidir.
    0 ...
  25. 15.
  26. Rabbin seni terketmedi ve sana darılmadı.

    iç rahatlatan ve huzur veren ayet.
    9 ...
  27. 16.
  28. insanlık için değil peygamberin şahsına inen ayet, sana bana diil. O yüzden siz bunu kendi üstünüze neden alindiniz.

    Müşrikler demiş; ne o, allah'la aran mı bozuk, vahiy gelmiyo bu ara.

    Sonra bu ayet gelmiş. Devamı da ona söylenen bu sözlere cevaptır.
    3 ...
  29. 17.
  30. gerçekten edebi ve felsefik açıdan çok iç rahatlatıcı bir söz olsa da bu sözün söylenme amacı ademoğlu için değildir bilginiz olsun.
    0 ...
  31. 18.
  32. bu sözün söylenme amacı tam da adem oğlu içindir... "o beni bırakmadı ki bakın işte kanıtı" niteliğindedir...1500 sene önce yiyen yemiştir, hala yiyen varsa afiyet olsun...
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük