dost olarak kabul ettiğin insan, kişisel beklentilerini karşılamayıp sadece kendi çıkarları doğrultusunda hareket edince ortaya çıkıyor bu durum. kötü olsa da öğretici olabiliyor. tabi yaşadığınız olaylardan ders alma gibi bir huyunuz yoksa (benim gibi) tecrübe oldu diye avutamazsınız kendinizi.
bakkala gidecek, ayak işlerini yapacak kişiyi belirlemek adına oynanan iskambil oyunudur. yer yer kazıktan da kalındır. kendinizi oyun içinde kumar masasına hapsolmuş hissedersiniz. oo hele o 3'ler birikip önünüze gelince, dumur olursunuz.
"gerçek dostlar tanrının bize vermeyi unuttuğu kardeşlerimizdir."
bir dost, bir kardeş bilirsiniz; varlığını hayat görür, yokluğuyla sınanmaktan korkarsınız.
sonra o sizi hiç bir sebep olmaksızın; eline sizi kaybetmekten başka bir şey geçirmeyecek, o kadar yılın güzelliğini bir anda silecek bir kazık atar.
hiçbir şey üzmez insanı sözlük, dost kazığının üzdüğü kadar.
beni üzdün kardeşim.
ama Allah senin yüzünü güldürsün.
Düşman kazığından daha fazla koyandır. Sırtını yasladığın kişinin seni yüzüstü bırakması anlamına gelir. Tanrı kimsenin başına vermesin. Dostlarınızı iyi seçmenizde fayda var.
Düşman kazığından daha fazla koyandır. Sırtını yasladığın kişinin seni yüzüstü bırakması anlamına gelir. Tanrı kimsenin başına vermesin. Dostlarınızı iyi seçmenizde fayda var.