bu akşam yine ağzıma edecek dizidir. 2+1 evde oturuyorsanız ve 11 yaşında bir kız kardeşiniz varsa, evde tek televizyon olmasıda cabasıysa, gazanız mübarek ola. nasıl bir zulümdür bu dizi. oyuncuların çoğu çöp, konu desen yok, senaryo sırf yazılmak için yazılıyor. her hafta bir boykot, bir aşk üçgeni. doksanlar sadece boykotlar ve liseli aşıkların, garip entrikalarından mı ibaretti lan sorarlar adama. izleyici kitleside çoğunlukla 97 ve sonrasında doğanlardan oluşuyor gözlemlerime göre, durumu özetleyen nokta budur. doksanlar dizisini, o yılları hatırlamayan nesil izliyor. temel nokta da lisedeki aşk üçgeni. o olmasa izlemezler onlarda. tez zamanda yayından kalkması dileğiyle.
henüz yeni başladığı için çok eleştiri alan atv yapımı dizi. doksanlarda çocuk olanların izleyip de "aa bunu hatırladın mı?" "ya şunlardan bizde de vardı" gibisinden yorumladığı, ilk bölümleri biraz durağan olsa da ilerde açılacağını düşündüğüm dizi.
kötü bir dizidir. ilk bölümüne ısınamadığım sonraları da ara ara denk gelip izliyorum ama yok ya dizi o havayı yansıtmıyor. öncelikle seksenler gibi olmamasının farkı, 90\'lı yıllarda televizyonların olması ve o yıllarda çevrilen dizilerin bulunması. o yüzden zaten olan bir şeyi sanki çok eskiymiş gibi yapmaya çalışmak bana çok mantıklı gelmiyor.
ayrıyetten, dizinin 1990 yılında başlaması da hata olmuş zira o yılların havasını genel olarak yansıtmak için böyle bir yıl sınırı olmasa belki bir derece daha iyi olabilirdi.
2-3 bölümde klişe olay döngüsüne hapsolmaya başlamış dizi. tamam, başarılı bazı oyuncular (patlak emin , "feminik" vs) biraz renk katıyor, ama sadece bu faktörle bu dizi uzun süre ilgi toplamaz gibi geliyor.
bence olmuş dizidir. o zamanları yaşamayanların anlaması beklenemezdi zaten mahallede bisikletli bi çocuk görüldüğünde duyulan hüznü ya da hakan peker in efsane şarkısının bizim için ne anlam ifade ettiğini. ha bir de o patlak emin ne yahu. gülme krizlerine giriyorum onu izlerken.
Bana bir masal anlat babayı blok flütle çalmaya çalışıp da flük flük nidalarıyla güzide eserin bokunu çıkartan bir nesile aitim, gurur duyuyor muyum, tabii ki hayır ve ayrıca Org çalmaya lambadayla başlamış kayıp nesil de doksanlara denk gelir, hepimizin en iyi çalmayı bildiği ortak şeyin lambada olması ne üzücüymüş düşünüyorum da. *
enteresan bir şekilde -bana göre enteresan--evet bu kısım yazarı ilgilendiriyor- reyting sıralamasında 1. sırada olan dizi. bütün olarak ele alınacak bir konu bütünlüğü bulamamış sadece doksanlara ait bir takım özelliklerin dizi içine serpiştirilmiş olduğunu gördüğüm bu dizinin neden bu kadar üst sırada olduğu irdelenmeli. hoş televizyonlarda bir bok yok eyvallah da bu diz hakikaten kötü lan.
ama bir tane kız var kalın gözlüklü. insanın sevesi geliyor. *
80ler insanların kendi yaşam alanlarında duvarları hissettiği son dönemdi. kabuğun kırılma evresiydi. 90lar ise yumurtadan çıkan civcivin sınırsız hayatı keşfettiği dönemdi. şu işe bakın ki şimdi ki dönem ise o civcivin tweetleyip yine kabuğuna döndüğü bir dönem gibi.
kullandıkları detayları için bile izlemeye değer. adamlar hiçbir şeyi atlamamış. şu an daha iyi türk dizisi varsa ona göre konuşalım bu konuyu gençler.
Sanirim dun aksam izledigim son bolumuydu benim icin. Butun bir dizi boyunca hicbir sey olmadi, kocaman bir hic. 90larda lise caginda veya daha buyuk olanlara hitap ediyor dizi. Adamlar her bolum paso ümit besen caliyorlar. ümit besen sevenler alinmasinlar tabiki de o donem ilkokula gidenler nerden bilsin umit besen'i. bilenler de vardir elbette de bana ferdi tayfur'dan fadimenin dugunu, emmoglu desen o daha tanidik gelecek o derece. Madem 90lar diye dizi yapiyorsun, tum kitleye hitap etmek zorundasin. Sadece liseli ergenler ve onlarin asklari yoktu ya o zamanlar. Bizler de vardik, cocuklar da vardi. bizim mahallemiz, bizim oyunlarimiz, bizim sarkilarimiz da vardi. daha mahalle de tek bir komsunun cami kirilmis degil. nerde oyle uslu mahalle veletleri ya. hem de tatil olmus, okullar kapanmis. o mahalle cumbus alani olmaliydi. birol güven'in yaratmis oldugu bu 90lar bildigin paralel evrende geciyor, biz boyle yasamadik 90lari.
insanların eleştirirken e hiçbirşey olmuyor ki dediği dizi. aslında oluyor. normal bir insanın hayatında ne oluyorsa o oluyor. bu dizi başı sonu olan bir hikayenin dizisi değilki. mafyayla savaş yok, intikam yok, o yok, bu yok. bizim evin halleri nasıl sıkmadan bin bölüm yayınlandı. günlük hayatı anlatarak. keza bizimkiler için de aynı şey geçerli. ben diziyi gayet yeterli buldum. oyuncu seçimide fena değil. fakat seksenlerle karşılaştıracak olursak yan karakterler güçlü değil. çaycı, kafeci olmasa da olur. bakkalla emin karakteri ağır basıyor ama onlarıda bu kadar fazla kullanmasalar iyi olacak, zira sıkmaya başlayabilir. neticede bence izlenmeyi hakeden güzel bir çalışma olmuş.
doksanları konu alan dizi. Az önce zap yaparken tekrarına denk geldim, oyuncuları arasında bizimkiler'deki şükrü bey'in oğlu ve memoli'deki polis olmak isteyen şişman çocuk da var. doksanları daha iyi hatırlatmak adına güzel seçim olmuş bu oyuncular.
an itibari ile atv de yayinlanan dizi. ilk bolumunun ne zaman yayinlandigindan haberi olunmayan, varligindan bile haberi olunmayan dizi, televizyon izlemeyi 1 senedir birakmanin nedeni iste.
izlemiyorum şimdi yanlış olmasın. ama ne zaman denk gelsem cık. sözünde durmamış dizi. yani madem sokakta oynayan son çocukların dizisi diye başlayıp şimdiki çocuklara bok atıyorsunuz, o zaman dizinin temel taşını sokak oyunları oluşturmalı. ben ne zaman denk gelsem çocuklar arka planda bisiklet sürüp, top falan oynuyor. bu şuanda da var.