insanın çok yorgun bile olsa normal zaman bile oturmaya korktuğu koltuktur. zamanında orda yapılan akla gelir de insanın psikolojisi bozulmazla kalmaz darmadağan olur.
idam sephasına gitmek gibi bir şeydir. bir türlü adımlar koltuğa doğru gitmek istemez. sonunda pes edilir ve koltuğa oturulur. devamında işkence ve eziyet.. insanın ömründen ömür gider. vızz vızz diye bir ince uclu makina durmadan, dişi oymakla meşgul. çürük temizlendikten sonra dişe ilaç konur ve git bir hafta sonra gel, denir. o zamana kadar bol bol ilacın acısı..
kontrolü tamamen ve anlaşılmaz şekilde dişçiye bırakan ,vücudunuzun bütün mekanizmalarını hiç eden,dişçiden korkmayanlar için de rahat bir şezlong etkisi yaratan koltuk.
babası dişçi olanların üzerinde oldukça zevzek hareketlerde bulunarak tedaviyi uzatabilecekleri rahat mı rahat koltuk. Hele yanıbaşında duran lavobomsu şey vardır ki tükürdükçe rahatlarsınız.
bazen bir parçanızın oyulup amalgamla doldurulduğu, bazen dişinizin üstüne gülünce gözleri kamaştıran metaller yapıştırıldığı *, bazen de beyazlamış gıcır gıcır dişlerle kalktığınız dışı seni içi beni yakan koltuk modeli.
3 yasından beri haftanın en az bir günü o koltuğa oturunca bir zaman sonra en sevilen oyuncak koltuk haline gelebilecek koltuktur. diş doktorunun hastasına davranışı, kişiliği de bu "koltuk korkusu"nda etkendir. **
yaklaşıldıkça ayakların 1 adım ileri gidiyorsa 2 adım geri gitmesine, hatta hayat boyu atılan en küçük adımların atılmasına sebep olan koltuk. daha otururken başlayan stres mide ağrılarına kadar gidebilirken dişçiye "nolur yapma" der gibi bakan, yalvaran gözlere ortam hazırlayan koltuktur ayrıca.