küçükken dişime ip bağlayıp, o ipide kapının koluna bağlayarak her sene düzenli olarak yaptığım eylemdi.
+bağladın mı abi.
-bağladım bağladım, hastahaneye gitseydik ya?
+yok o ses kulağımı ağrıtıyor, kaçıl bakalım ordan.
-hadi.
+bi bi bir iki üç.. eaaeaeaeeaeaeaaeaa.
-sus lan zırlama eşşeksıpası, anam gelecek şimdi.
+abi acıyo şalgam ver şalgam.
-şalgam mı?
+he kan kaybediyom, şalgam kan yapmıyor mu?
-!?
çektireceğiniz diş yirmi yaş dişiniz ise, allah yardımcınız olsun... benim gibi diş çekildikten sonra yemeğe dayanmayın, iltihap yapıyor akabinde o dehşet verici ağrı ile allahım al canımı kıvamına girmeye başlıyorsunuz...
devlet hastanesinde gerçekleştirildiğinde trajikomik olabilen olay.
uyuşsun diye iğne yapılır uyuşması için beklenir...
---10 dakika sonra---
doktor:uyuştu mu dişin
-yani bilmiyorum ki uyuştu gibi ama tam da anlamadım.
doktor:du şimdi bakcaz biz ona.
-tamam
-aaaaahh!!
doktor:burda replik yok elde diş var.
-hani sadece bakıyoduk mına koduğumun evladı?!!
o son söylediğimi yüzüne de söylemeyi çok isterdim ama maalesef sadece içimden söylemekle kaldım.
söylenilene göre çok zor ve acılı eylem... dişçiden korkmamama rağmen entryleri okuduktan sonra korkmaya başladım. özellikle azı dişlerin çok acıdığı ve bir de dikiş atıldığı yazılmış. öyle yani.. ooffğğğaahh ! korkuyorumm laann !!!
not: dişlerim çürük değil. yine de acır mı la. neyse. uh..
Dişin, diş etinden ayrılması anında çıkan ses akıllardan çıkmaz. Acı yokur ama o efekt sesi yer edinir insanın kulaklarında. Eğer yanınızda o sırada izleyen varsa hayatı boyunca diş çektirmeyebilir.
çektirme işlemine kadar çekilen acının ağrının on biri kadar acı vermeyen uygulama.
diş ağrısının verdiği ızdırap diş çekildikten sonra pişmanlığa dönüşüyor bunun için mi bu kadar kıvrandım ben diye. eğer ağrı varsa hemen diş hekimine git, yok iğne yapıyor, yok ağzımın içinde çalışan cihaz çok korkutuyor hiç gerek yok. iğne sinek ısırığı gibi geliyor ondan sonra bir şey hissetmiyorsun.
ağrı falan çekmiyorsunuz diyenlere inanmayın, müthiş sancılı bir süreç.
ben şahsen dişçi koltuğunda ağladım. işlem 10 dakika sürüyor ama bir yandan dişinizi kaybettiğinize üzülüyorsunuz bir yandan da o acıyla mücadele ediyorsunuz.
işlemden sonra doktor ağzınıza bir tampon veriyor ve size adınızı falan soruyor, siz tabi uyuşmuş ağzınızla bir şeyler söylüyorsunuz, diş hekimi hiçbir şey anlamıyor ve size gülüyor.
eğer dişinizin kurtarılma durumu varsa mutlaka kanal tedavisini falan tercih edin, gerçekten çok zor bir süreç, hiç tavsiye etmem.
hiç gitmek istemeseniz de gitmek mecburiyetinde olduğunuz muayenede sizi bekleyen güler yüzlü doktorunuzun yapılacak bir şey kalmadığını söylemesiyle iğneden sonra sizin açınızdan hiçbir uğraş gerektirmeyen oysa ki doktor açısından yorucu dakikalar anlamına gelen fiil.
diş çektirmek artık eskisi gibi acı vermese de, söz konusu durum iç burkucudur yerine diş yaptırmak da ateş pahası. o yüzden siz siz olun dişlerinize iyi bakın derim ben.
eğer arka dişiniz çekiliyorsa ağzınıza tornavida benzeri bir alet sokulur ve diş yan yatırılır. kart kurt diye bir kopma sesi gelir ki o anki acıların bir tabirini bile bulamıyorum. ama o kadar diş ağrısı çekmektense çektirmek en iyisidir.
bir de yatmadan mutlaka dişlerinizi fırçalayın. sabah fırçalamak o kadar önemli değil ama uyuduğunuz sırada ağzınızda tam bakterilerin istediği ortam oluyor. dişinizin arasında kalan şeker ve besinler tam onların istediği ortam. akşam diş fırçalanmazsa çürük ve ağrı kaçınılmazdır.
ben ki bunca yıldır fobisi yüzünden kendi ağzına en büyük kötülüğü etmiş, ağzının ağzına sıçmış adamım.
bugün iki dişimi birden çektirdim.
bugunden itibaren, dişim çekilirken ağrı hissettim diyenin ağzını yüzünü sıvarım. sinek ısırığı kadar acıdıyı bile kabul etmiyorum, o kadar da acımıyor ulan. 5 dk ya 5 dk.. bunun yüzünden gerizekalı gibi kaç paket antibiyotikle kendi kendimi yaktım ben..
gidin olm..
gitmediğime pişmanım..
olm bak git.
edit: otomatiğe bağladım bugun yine çektirdim, hala aynı fikirdeyim. hiçbir yazılana itibar etmeyin zira ben bugun yan yana 3 azı dişini tek seansta çektirdim yine hiçbir sıkıntı olmadı!
sen! dişini çektirmesi gereken ve internetten araştıran arkadaşım.. artık bu yazıyı da okudun, korkma git.
(#17161303)
işte o andan itibaren yalnızca 50 saat dayanabilmem üzerine
üzerinize afiyet
dün sabah yaşadığımdır.
yolun yarısına 4 kaldı; lakin ben ilk defa dişçi koltuğuna oturdum.
dişlerimin amerikalı dişi gibi olmasından değil tabii
acı çekecek olmanın vermiş olduğu korkudan.
meğer ne kadar abartmışım orası ayrı.
18 saat içinde 4 apranax'ın yetersiz kaldığı
dinmeyen bir sızlamanın gecesi dedim ki:
"sabaha geçer inşallah.
geçer, böyle ağrımadan idare eder uzun bi süre,
akıllı olurum
fazla yüklenmem oraya,
dayanalım bakalım her zamanki gibi."
zaman aralıklarını bilmemekle birlikte
uykum boyunca 4 kere uyandım;
uyurken
nedense
ara ara dişlerini sıkan, diş gıcırdatan biriyim.
sanırım bu diş gıcırdatma ski yüzünden uyuyan devi uyandırmak
ve devi daha da sinirlendirmek suretiyle
uyandığımda dişimin ağrısı, sızısı ya da başka bir kelime
bıraktığımın 4 katı kadardı.
saat 09 buçuk.
"ulan" dedim "bi apranax daha alayım."
ulan geri zekalı
4 tane almışsın hiç bir işe yaramamış
hala neyin apranaxı bu?!
ayrıca Allah o Apranıx'ın belasının versin.
hayata küstürdü. tripten tribe soktu.
ne varsa majezikte var sözlük. apranax'a cidden hayır!
doz aşımı majezik de aldığım olmuştu çeşitli ağrılardan dolayı; ama apranaxın bedibaşkaymış.
velhasıl canım sözlük. iki sokak yanımda. kentsel dönüşüm diye hunharca katledilen
o güzelim eski istanbul evlerine manzaralı bir dişçi var.
kendimden, korkumdan beklenmedik bir kararla "ben gidiyorum aga" dedim.
eşimi uyandırsam mı uyandırmasam mı, haber versem mi diye arada kaldım,
nihayetinde öperek uyandırıp haber verdim.
"ben de geleyim" dedi
kabul etmedim, hemencik gidip gelecektim.
ağzım kapalı. burundan sık solur vaziyette evden çıkmamla meçhul doktor beyin muayenehanesine gitmem 2 dakika sürdü.
5 katlı eski istanbul apartımanı, kat iki, elmadağ/istanbul.
apartıman apartman değil, o derece eski
apartıman kapısı açık.
mermermerdivenlerden bir kat çıktım,
dişçi beyin beyaz ahşap kapısının önünde durdum,
burnumdan derin bir nefes aldım
ulan içerden bir ses duydum!
zzzzzzzzzzzzzzzz. guzzzzzzzzzzz. vozzuzuzuzzzzzzzzzzz...
eyvah dedim kimin ağzına ne yapıyorsun gaddar doktor.
ne yapalım dedim
sokulacak çilemiz varmış,
çaldım kapıyı.
dingdong...
vaay. çanlar birbire vuruyor. akustik bu.
cikcik değil.
hoşuma gitti
bi daha çaldım
ne de olsa dişi ağrıyan benim
istediğim kadar sabırsız olabilirim.
oyma kakma sesleri devam ederken kapı açıldı.
elinde elektrikli testereyle yüzü kan içinde biri açmadı allahtan kapıyı.
70 yaşlarında bir beyefendi.
buyrun dedi.
doktor bey?
evet dedi.
dedim randevusuz hasta kabul ediyor musunuz?!
tabii tabii dedi buyrun diyerek eliyle yer gösterip beni içeriye aldı.
vay arkadaş ne güzel yapı.
bey amca ne güzel bakmış.
cama doğru bakmamla
o zzzzzzzzzzz
vozzzzzzzzzz sesinin nereden geldiğine uyandım:
kentsel dönüşüm diye yağmalanan
tarihi surp agop hastanesinin
avlusu ve çevresini
aç robotlar gibi kemiren makinelerden.
dişimi bir hüzün kapladı. tarihi yıkan bir millet olmanın utancını yaşadım.
10 saniye bakakaldım
sonra dikkatimi bey amcanın camlarının pervazlarındaki kaktüs koleksiyonu çekti.
vay! amca teksaslı çıktı.
vay vay vay. çeşit çeşit.
apaçık mavi kaktüs bile gördüm sözlük.
çok güzellerdi.
doktor beyin "buyur genç adam" demesiyle dişime geri döndüm.
ve hayatım da ilk defa biri bana genç adam dedi. romanda gibi.
"doktor bey ben ağzımı açayım, siz tetkik edin, ne yapabilirsiniz..."
gibi şeyler zırvalarken
tabii diyerek beni koltuğa yöneltti.
olayın o kadar cahiliyim ve dişçi koltuğu o kadar şekilsiz ki
ne tarafı başı ne tarafı kıçı bir ara anlayamadım.
zor da olsa oturmam ve yerleşmemle sürecin başladığını anladım
ama inan bana sözlük içimde ufacık bir korku bile belirmedi.
bey efendinin işinin ustası bir hekim olduğu,
5 dakika sonra, her şey bitince açıkça gözüküyordu.
çıplak elle çalıştı. tabii ki gözümün önünde temizledi.
ama yine de elleri rahmetli babaannemin elleri gibi kokuyordu.
dişimi almamı, herkesin bir dişini dna'sı için saklaması gerektiğini söyledi. dna için çiğ tavuk bile yerim
demek istediysem de
diş etime yaptığı onlarca uyuşturucunun etkisi yüzünden söyleyemedim.
sanırım dişime yaptığı uyuşturucuların etkisi
üzerinden neredeyse 24 saat geçmiş olmasına rağmen halen geçmiş değil.
baksana sözlük. durmadan yazdım.
beni soracak olursanız iyiyim.
dişçi fobisi olanlara da derim ki:
"be geri zekalı! hekim operasyon yapacağı yeri uyuşturuyor. acıysa, iğneleri yerken minik acılar çekiliyor o kadar. sadece sonrası biraz meşakkatli; ama dayanılmayacak gibi değil; ayrıca dişten kurtulmuş olmanın vermiş olduğu rahatlama hissi
paha biçilemez."
çok da korkulacak bir şey değil. Eğer devlet hastanesinde yaptıracaksan biraz korkabilirsin. önceden dolgu yaptırdığım dişimde ağrı vardı. devlet hastanesindeki doktor bir ay sonrasına randevu verdi. o zaman gelince de dolguyu çıkartıp çürük varmı yok mu bakacakmış. çürük yoksa geri dolduracakmış. soluğu özelde aldım.
ilk kez bugün dişçiye gidip, ilk tedavi basamağı olarak 20 yaş dişini çektirdim.(sonradan ekleme not: sapasağlam dişti be) dişçi fobisinden ziyade iğneye karşı bir korkum vardır küçüklükten bu yana. işte o anı atlatırsam bana yeter diyordum ki, 3 anestezi yapıldı. her defasında, lan olum bak bu dişçi tanıdık, korktuğunu belli etme seni dünya aleme madara eder diyerek gıkımı çıkaramadım. (3 anestezi 1-mandibular 2-infiltratif 3-lingual kısım)
o anı atlattıktan sonra, diş çekimi esnasında baskı dışında herhangi bir kuvvet yok, dolayısıyla ağrıda hissetmiyorsunuz. ancak diş çekimi bittikten sonra anesteziden dolayı ağzı açamamak, bu esnada dudağı ısırmış olmak ki bunu da fark etmiyorsunuz aynada bakana kadar ayrı bir sıkıntılı süreç. anestezi etkisi geçsin diye bekliyorsun bu kez o geçiyor ve ağrı başlıyor.
özetle anestezi ve diş çekimi sonrası daha zormuş lan, diş çekiminde ağrı bile yoktu.
edit: bu arada okurken fark ettim de 24 saat sigara içilmemeliymiş. geçti borun pazarı sür eşeği niğdeye, 2 saat yetmez mi ki la.