kendimde olduğunu düşündüğüm hastalık ve yakında profesyonel destek almak için başvuracağım. 21 yaşına geldim hala sağ-sol ayrımı yok bende, f-h harflerini hep karıştırırdım ve öğretmen yazı yazdırırken zaman kaybı yaşardım hangisi doğru diye, yazı yazarken çok sık bir şekilde önce kelimenin ortasındaki heceleri yazıyorum sonra geri dönüp tamamlıyorum, her zaman yazı okurken harfler bana karışıyor gibi gelirdi, göz doktoruna gittiğimde hiç bir problem olmadığını öğrenirdik, o zaman ailem böyle bir problem olduğundan habersiz çok üstünde durmadılar çünkü zaten hep başarılıydım ama bu aralar iyice bana rahatsızlık vermeye başladı bu durum. ders çalışırken çok dikkatli olmam gerekiyor yoksa asla odaklanamıyorum ve her şey, bütün harfler karışıyor. konuşurken aklımdan geçenle söylediğim farklı oluyor, yazarken de öyle, çok fazla dikkatim dağılıyor. üniversite 4. sınıftayım ve şu ana kadar hırslı oluşumdan dolayı hep başarılıydım ama sanırım bir yerde tıkandım ve tedavi şart. şu günlere kadar kendimi tedavi yöntemleri oluşturmuştum farkında olmadan, şarkı söylerim, ezberlemem gereken bir şeyler varsa onları komik ve akılda kalabilecek bir şekilde kodlarım. mesela bir şarkıyı 1 ya da 2 dinlememde ezberlerim. sınavlarda aynı anda 2 yeri okuyorum mesela ve bu gibi durumlar beni çok zorluyor, sanırım artık kendi kendime yetemiyorum.
edit: sağ ve sol elimle yazabiliyorum ve solla yazarken sağ ile yazdığımın tersine yazıyorum, ilkokuldayken öğretmen "f" harfini büyük yazmamı söylemişti ve ben bir türlü yanlış olanın ne olduğunu anlayamayıp defalarca silip silip tekrar f yazmıştım, epey azarlamıştı beni, ulan disleksiymişiz işte hocam. ayrıca üstün zekalıymışım. spora gidiyorum ve hiç bir zaman diğer kişilerle senkronize olamıyorum. öyle zamanlarda kendimi aptal hissediyorum ama bunu da kendim şu şekilde yendim, diğerlerine bakmadan belirli sayı geçişleriyle yapıyorum eğer gözlerimi kapatırsam düşecekmişim gibi hissediyorum, ayrıca asla telefonla konuşamazdım ve bu da disleksi fobilerinden biriymiş ben bunu da staj yaparken coco-cola'nın CEO'suna kadar arattıkları zaman biraz biraz yendim.
öğrenme bozukluğu çocuk yaşta görülür harfleri söyleyememe gibi belirtileri vardır.
bende bulunan bir hastalıktı ama tedavisi çok kolaydır.beyniniz sizi kandırmasına izin vermeyerek siz onu kandırırsanız hastalıktan kurtulursunuz.dahilerde bulunan bir hastalıktır.
gittiğin bir yeri bir daha bulamama da bu hastalığın kapsamında yer alır. on kere gidersin yanındaki öğrendi zanneder ama sen on birincide yine yanındakinden yardım alırsın o da seni salak zanneder, ne bilsin senin disleksi hastalığına bulaştığını cahil.
şuan izlediğim taare zameen par adlı filmde başrol çocuğunun sahip olduğu hastalık,rahatsızlık veyahut da farklılık.
dikkat: film aamir khan içerir. izleyiniz izlettiriniz.
bu hastalık konuşmaya vurmuşsa, vay halinize. kendinizi ezik hisseder durursunuz ve "neden konuşamıyorum" diye sorgularsınız ta ki bu hastalığa sahip olduğunuzu öğrenene dek.
sağ sol, doğu-batı gibi kavramların karıştırılması bu sıkıntının sonuçlarından biriymiş.
edit: mesela her entryde illaha ki yazım hatası, imla hatası yaparsınız ve her entry editten geçer. insanın sinirleri bozulur tabi. küfreder, yeter der. ayrıca şiir yazıp sosyal çevrede saygı duyulacak bir hale bile gelseniz, diğer insanlardan gizlediğiniz bir şey vardır: çoğu zaman öyle tıkanırsınız ki basit bir düz cümle bile kuramazsınız. okursunuz o cümleyi hatanızı göremezsiniz. o cümleyi yazana kadar çok meşaketli (şu an doğru ifadeyi arıyorum) bir yoldan geçersiniz. tek kelime ile işkence olur bu anlar.
psikolojik sorunları "bu çocuk gerizekalı" ya da "dikkatini derse veremiyor, lüzumsuz şeylerle ilgileniyor" şeklinde ifade ederdi büyüklerimiz. bir anksiyete, bir disleksi tabiri yoktu o vakitler. psikiyatrist ve psikologlar da bu kadar değer görmüyordu. şimdi her rahatsızlığın latince isimleri ve de tedavileri var.
disleksi kelimesi; zorluk ya da yoksunluk anlamına gelen dis hecesi ile dil anlamında kullanılan leksi ibaresinin birlikte kullanılmasından oluşan, kelime-dil yokluğu / zorluğu anlamında kullanılan bir kelimedir.
disleksinin literatüdeki geçmişi 1600lere uzanır.
alman doktor schmidt; inme sonrasında okuma becerisini kaybeden 65 yaşındaki bir adamı tarifler.
ingiliz ve iskoç hekimler; 19. yüzyıl sonlarında kraliçe victoria döneminde; çok iyi yetiştirilen ancak okumayı öğrenemeyen çocuklardan söz ederler.
1896 da ingiliz dr morgan 14 yaşında okuma zorluğu olan bir çocuğu tanımlar ve gelişimsel disleksi tanımı gündem gelir. yine yaklaşık aynı dönemlerde dr adolf kussmaul, kelime körlüğü tanımını kullanır ve bu durumu sol anguler girus bölgesiyle ilişkilendirir. 20. yüzyılın başında dr rudolf berlin 20 yılda topladığı 6 olguyu sunar ve ilk defa disleksi tanımını kullanır, hinshelwood ise konjenital kelime körlüğü terimini kullanarak tanımlar bu durumu.
kısaca zeka düzeyi ortalama ya da ortalama üzeri olan, dil becerisindeki yetersizliği açıklayabilecek fiziksel, tıbbi, psikolojik, sosyal bir problemi olmayan kişilerdeki beyin kökenli ciddi bir okuma problemidir.
yapılan araştırmalara göre disleksi, öğrencinin akademik kariyer yapmasına engel bir durum teşkil etmeyen, yalnızca bu süreci biraz zorlaştıran ver sıra dışı hale getiren bir öğrenme bozukluğudur.
the everything guide parents guide children with dyslexia adlı kitapta şu şekilde tarif edilmektedir:
disleksi, öncelikli etkisini okumayı öğrenme ve kuvvetli bir dil anlayışı geliştirme üzerinde gösteren bir öğrenme güçlüğüdür. disleksi okuma probleminden fazlasını ifade eder. çocuğunuz ayrıca sözlü iletişim, organizasyon becerileri, talimatları takip etmek ve zaman ifadeleri kullanmak alanında zorluklar yaşayabilir.
semptomlar bazen çok değişken olabilir. örneğin birey temel matematik olgularını öğrenme ve basit hesaplar yapmakla ilgili problemlere sahipken bir yandan özel bir geometri ve ileri matematik yeteneğine sahip olabilir.fiziken hantal veya sakar olup motor becerileri zayıf olabileceği gibi atletik ve sporda marifetli de olabilir.
zaman içinde birey, kazanmak için çabaladığı, mücadele ettiği becerileri kazanır; fakat disleksi ona geç büyüme dolayısıyla okul hayatındaki sıkıntıları da beraberinde getirecektir.
dislektik kişide gözlenen bazı semptomlar şöyledir:
-ödevlerinde veya diğer aktivitelerinde sıkça dikkatsizlik
-yönergelere uymakta ve dikkat etmekte zorlanma
-dinlemiyor gibi görünme
-görev ve aktivitelerinde organize olamama
-görevlendirilmelerden hoşnut olmama
-okul eşyalarını ve gerekli malzemeleri kaybetme
-günlük aktiviteleri unutma
-ilgi dağınıklığı
dislektik kişilerin okuma ve yazma ile ilgili bazı problemleri ise şöyle sıralanabilir;
-küçük farkları olan harflerin yazılımını karıştırma. (b ile d, e ile c gibi)
-yeni gördüğü kelimeleri telaffuz etmekte ve hatırlamakta güçlük.
-yer, yön, konum bildiren kelimeleri karıştırma.
-kısa ve kolay kelimelerin yazılması ve okunması esnasında yanlışlıklar.
-yazı yazarken veya okurken baş veya mide ağrıları hissetme.
çok ileri gitmemişse hayatını idame ettirmekte bi sorun çıkarmayan okuma yazma bozukluğu.
millet b-d karıştırırken, ben yıllarca r-z karıştırdım, ve karıştırdığım gibi yıllarca da sorgulamışımdır. sadece kalemle yazarken değil, daktilo ve klavyeyle yazarken de imla hataları yaptırır.
b-d karıştırma, yavaş okuma, bazen tersten okuma, matematikte zorlanma gibi belirtileri ile ilkokulda farkına varılacak durumdur. ana babalar korkmasın lakin para biriktirsin. çünkü tedavisi kesinlikle var ama çok pahalı. tedavi olmayanlara ne oluyor; okul hayatında aptal sanılıyorlar bıraz hesap işlerini yapamıyorlar ama tanıdığım tedavili de tedavisiz yetişkin örnekler de hem çizimde hem müzikte hem yabancı dilde başarılı kimseler. yine de bu devirde okul dersleri bu kadar zorlar ve geleceği yönlendiri iken mumkun oldugunca tedavi ettirilmeli..
bazı harf ve sayıların tersini algılatan bir tür rahatsızlık. b'yi d, p'yi q, 6'yi 9 olarak algılarlar genellikle.heceleri yazarken tersten yazarlar, ayna yazısı olarak da bilinir bu yazı. yanlış algılayıp yazsalar da aralarından Albert Einstein çıkıp izafiyet teorisini bi güzel orataya atmıştır. zeka geriliği değildir yani, özel bi düşünme sistemleri vardır.
beynin sol tarafının az gelişmesinden doğan hastalık yani solak insanların sahip olduğu hastalık. çocukken kekemelik, pelteklik belirtileri olabilir. ilginç bir hastalıktır zira basit şeyleri öğrenmekte zorluk çekersiniz. ileri derecede renk takıntısı olabilir. örneğin sadece renkleri güzel diye fenerbahçeyi tutmak gibi. nerden mi biliyorum ben de öyleyim.
okuma güçlüğü manasında olup günümüzde özel öğrenme güçlüğü için kullanılan durumdur. ailelerin kabullenmekte zorlandığı bir durum olduğu için teşhis koydurmaları hiperaktivite ve dikkat eksikliğine göre daha uzun sürmektedir. milli eğitim bakanlığı bu tanıma uyan çocukların eğitiminde normal okullarda bile özel bir müfredat uygulanması ve farklı öğretim metodları kullanılması yönünde çalışmalar yapmaktadır. zor bir durumdur. çocuklar da fiziksel, zekasal, duygusal bir sorun yoktur ama öğrenmenin her aşamasında desteğe ihtiyaç duyulur. okuma probleminin aşılmasında en etkili yöntem ise "eşli okuma" tekniğidir. bir yetişkin çocukla bereber okunacak kısmı yüksek sesle okur ve hata yapıldığında durarak hatalı kısma dikkat çekilmesi sağlanır.
beyinin hatali isleyisi, carpma ve tumorler gibi dogum sonrasi etkenlerin de disleksiye yani ogrenme guclugune neden olabilicegi soyleniyor. okuma ve yazma da gucluk dikkattin cabuk dagilmasi gibi belirtileri vardir. tedavisi de yokmus.
bazi hastalar okumada degilde sadece yazmada gucluk cekiyor olabilirler kurduklari cumleler genelde anlamsiz olup kelimelerin yaziminda da cesitli hatalar yaparlar.
Yüksek IQ ya sahip kişilerde de görülebilen bir öğrenme bozukluğudur. ressam Leonardo da Vinci, izafiyet teorisini ortaya çıkaran büyük bilgin Albert Einstein, irlandalı yazar Yeats, kalipso müziğinin kralı Harry Belafonte, başta Düşünen adam olmak üzere pek çok önemli eserin sahibi heykeltraş Rodin, Whoopi Goldberg ve Cher disleksi hastasıdır.