değerli verilen insan değer gördüğün insan olmalı sadece kaybetmekten korktuğun insanlara değer verilir. bunu yaptıkların gösterir zaten ama kaybetmekten korktuğun insan sayısı fazlaysa aslında en değerlisin dediğine yalan söylemiş olursun . anlayana bu yazı...!
bunu birde şiirini yazmıştır ünsüz şair:
değer vermek değer veriyorum demek değil
öyle körü körüne cahilce aptalca
sadece beş on harfi birleştirmek değil değer vermek
değer vermek sevmek demektir
seviyorum demek seviyorum seni demek değil
sevdiğini belli etmen gerek birşeyler yapman
emek harcaman lazım biraz terlesen olur yani
yani ekmek parası kazanır gibi
inşaatta tarlada fabrikada çalişir gibi
sevmek budur sevişmek budur işte
sevişmek öpmek demek değil dudağından
ellemek değil hiç ellenmemiş yerini vucudun
sevişmek dokunmaktır karşıdakinin gönlüne
hatta güçün yetiyorsa yüreğini ovalamaktır
sevişmek demek karşılıklı sevmektir sevmek
ağlamak demek göz yaşının akması değil
ağlamak hatanı anlamaktır pişman olmandır
bir daha o hatayı yapmamandır ağlaman
sadece gözlerle olmaz ağlamak
gönlünlede ağlarsın gözünlede aklınlada dilinlede
emek vermek te işte bunların hepsidir
aşık olmakta gönlünle verdiğin emektir
aşık olman söylemeden birşeyi yapman demektir
hiç sevmemişsen eğer
en son olarak
okuma bunu hiç
sen hiç yaşamamışsın demektir.
imza selaminc.
kendinden çalıp başkasına vermek değildir..
zira böyle yaparsanız, karşınızda arşa doğru yükselen bir kıç görebilirsiniz..
yani, dozunu ayarlamak lazımdır.. ne siz alçalın, ne o yükselsin..
ola ki bu mükemmel dozu onunla beraber yakalamışsanız, ne mutlu size..
işte o zaman, ''ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücüne ve bu gücü yanyanayken yaratabilme yeteneğine'' nail olursunuz..
haketmeyen insanlar için kullanıldığında yan etkilerini gösteren , normalde çok faydalı olan kuvvetli bir ilaçtır. iyi hisseder ve iyi hissettirirsiniz.
*
"değer ver, dene.. karşılığını alamıyorsan; değer verme, dene.. yine karşılığını alamıyorsan; değer vermene gerek yoktur zaten."*
bu söz insanı şu noktaya kavuşturur;
"seni hak etmeyenlere değer vermek, sana değer verenlere haksızlık etmektir."
günümüz gençliğinin aşk'ın yerine ikame ettiği soğuk, ucube bir kavram. öyle bir hale geldik ki adam akıllı sevdiğimizi dahi söyleyemiyoruz.
bu tür kavramlarla sosyal ilişkilerini yürüten genç arkadaşlar görünce içim parçalanıyor. yok, mesele yozlaşma, yabancılaşma, farklılaşma değil. daha büyük bir problem var. aşk'ı kitaplarda kalmış eski zaman masallarının dışına çıkmaz sanıyorlar. sonra değer biçiyorlar birbirlerine. "hakettiği değer", "değerinden fazlası" vb. bir takım da ölçütler...
biz sevdiğimize kıymet biçmezdik oysa. uğruna can verilirdi hani sevgilinin, kim öz canına değer biçer ki? hangi ahu gözlü bir delikanlının gönlünü çalar da sonsuzdan daha az değer hakeder? hakkettiğinden fazlası da nedir ki?
bir çift yeşil göze bakınca tâ gönülden gelen bir sesle "allah'ım al canımı şimdi, daha başka bir şey görmek istemem" demeyince insan, en güzel kadına karun'un hazinesi kadar "değer verse" ne olur ki?
aşk, herşeyden önce terbiye ederdi bizi. ustamız mecnun, necid çölü'nde bir yaralı ceylanı kanıyla beslememiş miydi? üstadımız ferhat sevdiği için dağları delip halka su getirmemiş miydi?
aşık olan cihanda, yolda cam kırığı görse çeker alır kenara, değer vermek çok uzaktır bunlara. üç gün değer verirsin, dördüncü gün değer kavramı değişir.
insan üzerinden yorum yapmak gerekirse;
bir insanın kişisel itibarıyla üzerinizde bıraktığı etkiden doğar ve sizin ona kattığınız "mana"larla bütünleşerek değere - değer vermeye dönüşür.
kişisel itibarını sahtebirsilüetin ardına saklanarak sağlamayı başarmış olan insanlar, görüşüldüğü veya görüşülmediği süreçteki tavır, davranış, cahillik örnekleri ve çiğlikleriyle bu itibarı, saygıyı ve değeri kaybederler.
*kişi yansıttığı anlamın insanı olmadığını* bu şekilde belli ettiğinde geriye kalan sizin kişiye ne kadar değer verdiğinizdir. eğer yüklediğiniz "mana"yı (doğal olarak) geri alırsanız, o insan artık bir "hiç"tir.
hakeden insana verilmesi şart olan duygular bütünüdür.
kaldı ki bir dağ düşün.
çevresinde kayalıklar, taşlar, kumlar var.
ve bu dağın eteklerinde küçük küçük çakıl taşları da var.
sen o çakıl taşlarından birini aldın.
değer verdin, anlam yükledin, büyüttün.
taa o dağın zirvesine çıkardın, yanıbaşına.
yapılan yanlış bir şey değil, çok güzel bir şey.
tabii ki değer verecek, seveceksin.
ama doğru çakıl taşını.
sen tutup bir çakıl taşını dağ ile eş tutarsan,
çakıl taşını aldığın yere gidersin.
ve o çakıl taşı dağ oluverir.
altında ezilirsin.