dünya üzerinde yasayan en eski canlilardir. 600 milyon yildan fazlaca bir süredir dünya üzerinde bir cok dogal afetlere karsi koymuslar ve yasamislar, günümüze gelmislerdir. Bu canlilar dünyanin asil ev sahipleridirler. Milyonlarca yil öncesinde denizlerin ve okyanuslarin sahipleriydiler. Kendileri okyanuslarin olusmasindan sonra yasam faaliyetlerini sürdürmeye baslamislardir.
Hatta dünya üzerindeki en tehlikeli yaratiklardir. Disi ve erkekleri her hangi bir tehlike sezinledikleri zaman, milyonlarca yumurta ve spermlerini suya birakirlar. Suyun soguklugundan veya sicakligindan hic etkilenmezler. Uzun süre boyunca oksijensiz yasabilirler. Cok zehirli olanlari da vardir. Bir iki dakika icerisinde bir insani öldürebilecek zehire sahiptirler ve bu zehirin de malesef panzehiri yoktur. Zehiri toksin bir madde icerir. Zehir kana girdiginde al yuvarlari parcalamaya baslar. Kiside bas dönmesi ve mide bulantisi olusur. Kaslar gerilmeye baslar ve daha sonra hareketler kontrol altina alinamaz. 1 cm büyüklügünden baslayip 6 m büyüklügüne kadar bir cok cesidir vardir. Simdiye kadar sadece 200 tanesi belirlenebilmistir. bu 200 tanesinden 70 tanesi en zehirli olanlaridir. Japonya ve Cin sularinda ise daha büyükleri vardir. Japon hükümetinin almis oldugu karar ile birlikte yok edilme calismalarina baslamislar ve bazi profösörlerin arastirmalarina göre de yok etme projesi onlarin daha da fazla üremesini saglayacaktir. Soylarinin kurumamasi icin; her hangi bir tehlike aninda birakmis olduklari milyonlarca sperm ve yumurtalar, denizin en derin yerlerinde gelismeye baslayabiliyor ve ummadik bir anda sekillerini alip yasamlarini sürdürebiliyorlar.
Gecmis oldugumuz son 10-15 yildan beri (2009) cogalmaya baslamislardir. Bunun sebebi de yine biz insanlariz. lahim suyu, fabrika ve tarim atiklari denizanalarinin yasamlarini sürdürmek icin en ideal ortamlardir. Ayrica cogalmak icin de en uygun yerlerdir. Unutmamak gerekirse uzun süre boyunca oksijensiz yasayabilen canlilardir. Dünya üzerinde su an da insan nüfusunun 3 misli daha fazladirlar. Insanlara saldirmazlar, aksine biz onlara gideriz. Görünmez olduklarindan onlara dokunuldugunda mikroskobik olan ignelerini bir tabanca mermisi kadar hizli cikartip, toksin icerikli zehiri birakirlar. Bu zehire sahip olmasina ragmen sadece deniz kaplumbagalari tarafindan tüketilir. Beyaz rengi göremezler, her ne kadar karanlik olsa da siyah rengi görebilirler, kirmizi renkten ise cekinir, kacmaya calisirlar.
Anatomisi;
Beyini yoktur. degisik bir sinir sistemine sahiptir. 24 adet cok gelismis gözü vardir. Dokunuldugunda hissedilen elektrik şoku degildir, 20 G siddetindeki kilcal ignelerini cikartip zehirini salmasidir. En ufaklari sadece ufacik bir igne dokunmasi gibi aci verir. Sicak ve soguk onlar icin farketmez. Her kosul altinda yasayabilirler.
Dokuldugunda; yanma hissi, agri, cilt tahrisi, kasinti, mide bulantisi gibi hisler (bunlardan sadece bir tanesi de olabilir) acilen doktora gidilmelidir. Bunun icin bir panzehir yoktur. Hic yoktan agrilari azaltacak tedaviler uygulanabilinir.
Bu tehlikeden uzak durabilmek icin; mutlaka deniz sahillerine konulmus tabelalarin bulundugu yerlerden girmemek gereklidir.
marmara denizinde son zamanlarda ortaya çıkan genellikle kahverengi ve uzunluğu 2.5 metreyi bulan "chrysaora mediterranea" türü zehirli olan deniz canlısı. deniz analarının özellikle hipertansiyon hastalarını tehdit ediyor. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, kahverengi ve mor renklerdeki bu türün vücudumuzun herhangi bir yeriyle temas etmemesidir. Bir şekilde ölüsüyle bile temas edildiğinde, bölgenin sirke veya amonyakla temizlenmesi gerekir. Kesinlikle tatlı suyla yıkanmamalıdır. Tatlı suyla yıkanırsa, knidoblast dediğimiz zehirli hücrenin kapsülleri patlar, daha fazla zehrin vücuda yayılmasına neden olur. **
türk deniz sahası için söylüyorum...
deniz analarının çeşitleri vardır;
beyaz, en adileridir. hiç bir özelliği yoktur. %99'u sudur zaten...
mavi, göz alıcı güzel bir rengi vardır. yakar, böğürmenize neden olur.
kahverengi, çok pis ve şerefsizdir. kolu bacağı vardır. sinsice yaklaşır, kızartır-kabartır ve ağlatır.
yeşil, göz aldanmasıdır. yosunlar yüzünden olabilir. yoktur. veya tropik bir denizanasıdır.
--spoiler--
dede torunuyla balık tutmaktadır. dedenin taş çatlasa 1 ay ömrü vardır, hassaslaşmıştır, tuttuğu balığa acır, torununa gel bunu annesinin yanına bırakalım deyip balığı tekrar denize bırakır. bu esnada tipikayık bi adam gelir dedeye saldırmak ister, dede bu adamın burnunda sigara söndürür adamı da denize atar, çocuk, dede niye attın annesi merak etmez mi der, dedesi de kızım onun anası denizanası der.
--spoiler--
kabus gibidir. iğrençtir. teknenin tepesinden atlarken suya; yer çekiminin sizi birbirinize yaklaştırdığını görürsünüz. artık çok geçtir. birkaç salise sonra denizanası ile kucak kucağa olacaksınızdır. suya girdiğiniz anda oradan tüm gücünüzle uzaklaşma çabanız boştur. akvaryum gibi koyun ortasında kabak gibi duran deniz anasını görmediğinize mi yanmalısınız yoksa baldırınızdaki kızarıklığa mı bilemezsiniz.
okyanuslarda 3 metre büyüklüğünde ve elektrik çarpan modelleri bulunan, onları düşününce ülkemizdeki en fazla top büyüklüğünde olan zararsız cinslerini görüp, öpüp tepemize koymamız gereken sümükümsü canlılar.