Dizide oynayacagını ögrendigimde üzüldügüm başarılı oyuncu. (bkz: feriştah) tiplemesiyle gönlümüze taht kurmuş birinin ne işi var efenim dizi sektöründe? Dedirtir.
aktif sanat yaşamını sürdüren duayenler dışında, kendisine verilen her rolü oynayabilecek beceriye sahip olduğunu düşündüğüm iki kadın sanatçıdan biridir*. tüm başarılı sanatçılar gibi verilen senaryoda canlandırması istenilen karaktere göre adeta kişilik değiştirir.
- tam manası ile bir bukalemundur; at ormana yeşil olsun! o derece...
fazlaca şişirildiği yolundaki iddia sahiplerini ise iddialarını örnekleriyle ispata davet ederim.
bir demet tiyatro da: evin kızı lütfiye, pavyon şarkıcısı züleyha ve oduncu karısı feriştah.
otogargara da: yine değişik tiplemeler, ama en çok da tayini doğuya çıkan öğretmen.
sen hiç ateşböceği gördün mü de: gülseren rolüyle resmen oscarlık performans.
bana birşehler oluyor da: evin hanımı rolü.
vizontele de: doğulu anne.
neredesin firuze de: çatlak eski bir şarkıcı.
o. çocukların da: eski bir oruspu.
ben yoruldum saymaktan gerçekten sabah sabah, bazıları mercekle bakmaya devam edip ortadoğu zihniyetiyle sanatı takip etmeye devam edebilirler.
hakikaten oyunculuğundaki ışığı mercekle bile göremiyoruz...
hep aynı tiplemeyi ve vurguyu (ama şiveli, ama şivesiz) 30 sene oynayarak "oyuncunun dibi" ilan edilmek ancak ortadoğu gibi (eğitimde ve günlük hayatta sanatın yerinin "0" olduğu) bir coğrafyada mümkündür.
Vaveyli vaveyli Xate ana. Hükümet kadın filminde de oyunculuğunu göstermiş harika kadin.
Doğu insanindan soğuduğum şu günlerde ilaç gibi geldi
Oyunculuğunu da filmi de beğendim
izleyebilirsiniz zevkim zehirlenmedi
Bir demet tiyatroda'ki oyunculuğunun yanına şimdi uzaktan yakından yanaşamayacak oyuncudur. bir demet tiyatro'da sergilediği performans öyle böyle değildir hakkaten efsane denecek kadar iyidir.
Aktris Yirmi beş yıl önce bunu ilk kez duyduğumda ağzım bir karış açık kalmıştı...
Profesyonel fahişe, yani düpedüz para karşılığı erkeklerle birlikte olan bir kadın biz sanatçılar diyordu, biz sanatçılar... Hanım elbette yan iş olarak şarkı da söylüyordu ama... O zamanlar Türk tekstili bu kadar gelişmemişti, podyum yaygın değildi, özel televizyon yoktu, elbette böyle rezil magazin programları da. Çok değil lan 90 ların ortasından felan bahsediyorum.
Efendim, yanlış anlaşılmasın, biz fahişeliğe ve fahişelere karşı değiliz. Çünkü insanlığın bu en eski mesleğinin insanlık ortadan kalkmadan ortadan kalkmayacağını biliriz. Üstelik, genelevde çalışmış ve anılarını yazmış (ya da yazdırmış) emekli kadının ağzından ben bu işi yıllarca çok severek yaptım cümlesini duyunca şaşırmayız. Fahişeliğin, düşük zeka seviyesi, cehalet, amoralite yani insan zihninin superegosunda ahlak kavramının oluşmamış ya da eksik kalmış olması, bütün bunlara eklenen aşırı cinsel iştah, yani çok yüksek libidoyla, üstelik tembellikle de desteklendiğini, daha doğrusu bu insan tipinin bütün bu unsurların biraraya gelmesiyle oluşan özel bir durumu yansıttığını bilecek kadar mektep medrese görmüşlüğümüz vardır. Fahişelerin bu işe sırf yoksulluktan girdiklerini ve devrim olur olmaz Cibali tütün fabrikasına gönüllü işçi yazılmaya can attıklarını sanacak kadar saf da değiliz, birçok yazar olduğunu sanıp abuk sabuk entryler girenler gibi...
Vesikasını alır, düzenli olarak zührevi muayenesini de olur, kanunun gösterdiği yerde, yasaların ve de belediye hıfzıssıha tüzüğünün koyduğu şartlar içinde icra-ı sanat eyler. Buna bir şey demiyoruz. Kızmamız, başka meslekleri paravan olarak kullananlara ve de fahiş para isteyenleredir. Arz ederim. Yani kaçak çalışan karı bir de yedi bin beş yüz dolar fiyat çekmiyor mu, tilt oluyorum abi! Nereden açtım şimdi ben bu konuyu? Başka şey yazamıyorum da ondan mı? Yooo, fahişeler bana her zaman sanatçılardan daha ilginç gelmiştir. Şundan açtım:
Geçenlerde, Demet Akbağla yapılmış birkaç söyleşi yayınlandı basında. Akbağ teyzemiz, isteseydim star olurdum demiş. Gizemli kadın olmayı beceremedim, belki o yüzden az film teklifi geldi. Hem merak edilen bir kadın olacaksın, hem de aslında hiçbir şeyin tam olarak ortaya çıkmayacak. işte ben bunu yapamadım. Korkularım beni sıradan ama iyi oyuncu yaptıysa, evet öyle oldu. Kendine haksızlık etmesin, asla sıradan değil. Bilinen şekliyle star olmadı, ama olamazdı da. Çünkü o, tırnak içinde sanatçılardan değil. O bir sanatçı. Demet Akbağ, hele şu son ve çok da iyi oynadığı birkaç tiyatro oyunları da belli, çok iyi bir oyuncu. Bir aktris. Hem de çok iyi bir aktris. Akbağın bu önemli saptaması gürültüye gitmesin istedim de onun için altını çizmek gereğini duydum. Akbağ, orasını burasını açmıyor, özel hayatını paçavra etmiyor, ilişkilerin cılkını çıkarmıyor. Evlenmesiyle boşanmasıyla, düzeyli birliktelikleriyle gündeme gelip gitmiyor. işini yapıyor. Ve de iyi yapıyor. Bu kepaze ortamda, Sayın Akbağı ve onun düzeyinde diğer bütün sanatçıları saygıyla selamlıyor, önlerinde eğiliyorum.
Başka türlü sanatçılara da eğiliriz kalkarız icabında ama başka dürtülerle. Aslında beni eğmeseler de iki numaralı pozisyona gelsek daha zahmetsiz olur şu bel ağrılarım dolayısıyla ha
Haa, bir de sonuna t koymayacaksınız efendim, aktris diyeceksiniz, aktrist değil. Yani, artist kelimesiyle karıştırmayacaksınız. O artistlerle uğraşan bazı matbuat hamşoları pek derler de, o bakımdan...
Türkiye'nin belki de en iyi kadın oyuncusudur,pek severim.
Lakin dün Beyaz'da beni hayal kırıklığına uğrattı.
Belçim Bilgin(ki her ne kadar sevmesem de) Yılmaz Erdoğan'ın evde rollerine karışmadığını anlatırken araya atlayıp 'takdir edersiniz ki buradaki herkesten çok daha iyi ve eski tanırım Yılmaz'ı' demesi ve Yılmaz Erdoğan'ın lafı her geçtiğinde ortaya atlaması zannımca eşi Belçim Bilgin'e karşı saygısızlık olmuştur.
çok güzel bir kadındır.ama oyunculuğunun süper olması güzelliğini geri planda bırakmıştır.o kadar yani..
bu kadın ne kadar güzel,iyi oyuncuysa yılmaz erdoğan o kadar kötü oyuncudur o kadar gıcıktır adları hep beraber anılır çelişki..