çarpanlara ayırmada pratik bir yol olduğu varsayılabilir. ama bunu yapmak için verilen değeri önce şıklarda deneyip, tüm şıkların farklı sonuçlar çıkması beklenmelidir.
hemen olmayan şeydir. hemen olmuşsa hassiktir ordan landır. eğer ısrar ediliyorsa bir kere verilmeli karşı tarafın hevesi alınmalı ve bu duygusal işkenceden kurtulunmalıdır.
aslında görülen her şey insanlığın tükeniyor olduğuna işaret etse de, bir zamanda, beklenmeyen bir anda yapılan şeydir değer vermek.
farklı gördüğün, yakın hissettiğin bir şey olur bu. gariptir. farklı farklıdır. bakarsın dostun olur bakarsın hayat yoldaşın kim bilir bakarsın yarın adını bile unutursun ya da bir insan değildir bir eşyadır mesela. bir isim verirsin ona. değer vermek aslında hayatının onla daha iyi daha güzel olacağına inanmaktır. ve riskli bir iştir. çok riskli. çünkü verdiğin değer öyle havadan gelmez. içindeki bir şeyleri verirsin ona. paylaşırsın ve hak etmesini umarsın. elbette sen de hak etmelisin evvelinde. yani bu işler gün gelir insanı vezir de eder eksik de kılar.
özünde inanç vardır. inanırsan değer verirsin ve o kaybolursa, tükenirse olay biter.
Fazlası çok daha zararlı olan durumdur tecrübeyle sabit. insanlara hak ettiği değeri vermediğinizde bunun geri dönüşü kolay olabiliyor ya da bir şekilde düzeltilebiliyor. Ama tersi durumda burhan altıntop'un da söylediği gibi 3 kuruşluk adama 5 kuruşluk değer verince o 2 kuruş için bir götünüzden kan almadığı kalıyor.
net biçimde göte patlar, her insan denemiştir bunu ve hangi çiğ süt emmişten olumlu bir geri bildirim alabilmişizdir ki, herşey tecrübe deyip viraja temkinle girmek lazımdır, ancak gel gör ki kimisi de ısrar eder benim gibi.
her insana verilmemesi gereken insanın en değerli hazinesidir. önce değer verir insan karşıdakine sonra devamı gelir; sevgisini verir sonra parasını, malını mülkünü belki bedenini paylaşır... hatta canını vermeden önce değer vermiştir kendi canından öte...
dozundan fazla değer vermeyin kimseye, özellikle de önemsendiğini gördüğü anda zig zag çizenleri ayrı tutun.öyle ya, nasılsın sorusu bile egoları şişirmeye yetebiliyor.bir de derler insan gaz ile çalışmaz, halbuki ben helyum gazı görüyorum çoğunda.
gerçekleştireni hüsrana uğratan eylem.
bir insanı önemsersiniz.
verdiğiniz sözü tutarsınız.
sonra bir bakarsınız sizi sallamamış.
insanoğlu çiğ süt emmiştir derler.
evet öyle.
ne kadar içten, dürüst, iyi olursanız o kadar üzülürsünüz.
iyi niyete , merhamete lanet edersiniz.
yaptığınızı insanlık kavramına armağan eder, çekilirsiniz.
varmıdır bunun bir ölcüsü kime göre neye göre verilir. öğrenmek istiyorum ki fazlasını verip insanları sımartmayım.
insanlar bızden uzaklaşsın diye mı deger vermemiz gerekiyor.
peki neden o zaman sevdiklerimize veriyoruz degeri. madem ki önemseyince uzaklasıyor nefret ettiğimiz kişileri önemsemek daha mantıklı olmaz mı. tamamen çıksınlar hayatımızdan.
birine sen benim için degerlisin önemlisin diyorsak. artık o kişiyi hayatımızın bir parcası yapmış sayılmıyormuyuz. es, arkadas, sevgili, aile hepsi için gecerli.
bugun anladım hayatımıza almıyormuşuz. bu kelimeyi laf olsun diye alışkanlıktan kullanıyormuşuz.
ağızdan çıkan kelimelerin sorumlulukları ağırlıkları olmalı tıpkı sen benim için degerlisin gibi.
eger söylenmişse hissetirilmeli karsındakine eger bu hissetirilmezse o agızdan çıkmasın daha iyi. gereği yok boş yere ceneyı yormanın.
kesinlikle hak etmediği değeri kimseye vermemek lazım. eğer karşındaki insan ona değer verdiğini anlarsa karşındaki insanı tanıyamazsın bambaşka bir insan olur. herkes için geçerli olmayabilir tabi.
yanlıştır zira insan kendi değerini bir şekilde zaten taşır.eğer bir kişiye kendin değer verdiğini düşünüyorsan zaten o ilişkinin bitiminde bencilliğinle yine kendini değil hep onu suçlu bulacaksın.