" kalbi var kitapların, onları bir kerhane sermayesi gibi haşin parmaklarınla mıncıkladın mı senin oldular sanıyorsun. gaflet. senin olan, sadece on dakikalık tenleri." *jurnal'den.
bu ülkenin insanlara bakışını anlatan içler acısı halini, ne kadar ön yargılı bir bakış açısına sahip olduğunu, peşin hükümlerle hareket ettiğimizi, karşı bir fikir ifade edilirken dinlemeyi bırak nefretler yağdırdığımızı, kısaca bizi anlatan çok güzel bir sözü vardır;
Hint meçhule açılan kapıydı, meçhule, yani insana. Dört yıl Ganj kıyılarında vecitle dolaştım, sağ dediler. Saint- Simonla uğraştım iki yıl, çağımız onunla başlıyordu, sol dediler..... Her iki kitap da peşin hükümlerin rahatını kaçırdı, ne solun hoşuna gittiler, ne sağın. Anladım ki, bu iki kelime aynı anlayışsızlığın, aynı kinlerin, aynı cehaletin ifadesidir." (Bu Ülke)
Anlamadığım kelimelerden biri de halkçılık. Ne halkçılığı? Halk kim? Halkçıyım demek halktan değilim demek. Ama lütfen tahtımdan iniyor ve o pespaye, o bedbaht insanlara yakınlaşıyorum. Aman efendim kerem buyuruyorsunuz! Halk Partisi kurtla kuzuyu, insanla sırtlanı bir çuvala koyan madrabazlar kumpanyası. Kime karşı halk partisi? Kime karşı halkçı? Halkçılık halkın sırtına binen bir avuç aydının uydurduğu bir mit. Oğlancı gibi. Halkın ırzına geçmek için halka hulus çakan açıkgözlerin yaftası.
Halk Partisi tarihinin hangi merhalesinde halk için çalıştı, halktan olmayanlarla mücadeleye girişti. Halktan ne anlıyordu? Altyapı feodal. iki bin yıldan beri değişmeyen, kendi küçük dünyasında hep aynı dertlerle başbaşa, geniş bir kalabalık. O kalabalıktan kopan, hiçbir çilesi, hiçbir dâvası olmayan bir Halk Partisi. Bir nevi ur. Ve arada, rakkas gibi kalabalıkla Halk Partisi arasında gidip gelen partiler.
her dudakta aynı rezil şikayet: yaşanmaz bu memlekette!
neden? efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu,bu lağım kokusu,bu insan ve makine uğultusu mu? hayır, onlar türkiyenin insanından şikayetçi. insanından yani kendilerinden. aynaya tahammülleri yok. vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmaz'laştıranlardır.
Bu ulke eseri bir kitaptan cok daha fazlasidir, dolu doludur. Arada bir acip tekrar okumayi gerektirir. Her dusunceye hitap edebilen zeki adamdir. Cok okurmus, kor oldugunda baskalarina okuturmus kitaplari. Hayatinin sonlarini karanlikta gecirmis bir aydindir kendisi.
"Domuzlar kutsal kitaplarla beslenmez."
13 Haziran 1987 tarihinde Hakk'ın rahmetine kavuşan, "Hayatını, Türk irfanına adayan, mûnzevî ve mütecessis bir fikir işçisi" Cemil MERiÇ'i rahmetle anıyoruz...
Ruhu şad, mekanı cennet olsun
türkiye topraklarında yalnızca bir kez görülebilecek bir dahi, fikir adamı.
kendini bilgiye adamış, gözlerini kaybetmesine rağmen vazgeçmemiştir. onun zihniyeti, her kesimi kucaklayan insan sevgisi kitaplarında yüzünüze yüzünüze çarpar.
--spoiler--
ideolojilerin ışığına göz yumanları sloganlar yönetir. Karanlık kinlerin birbirine saldırttığı çılgın sürülerin savaş çığlığıdır slogan. ilkelin, budalanın, papağanın ideolojisidir. Düşünce ile çığlık bağdaşmaz. Şuurun sesi çığlık değildir. Yabani bağırır, medeni insan konuşur.
--spoiler--
sözleri ile bugünün türkiye'sini o günlerden, çok da iyi görmeyen gözleri ile görmüş; belki de şu toprakların son dönemde yetiştirdiği en büyük muvahhid ve düşünürdür. hatta ben cemil meriç'in düşünce dünyasının, eserlerinin ikinci kademe eğitiminden itibaren adı herhangi bir şey olarak uydurulmuş ayrı bir ders biçiminde okutulması taraftarıyım, çünkü cemil meriç ve onun gibiler, en tanımsız başlıkları bile düşünceleri ile doldurmaya yeter akıllardır, kalemlerdir.
kendisi ve eserleri ile tanışmayan arkadaşlara mutlaka tavsiye ederim, cemil meriç'i tanımadıysanız, fikir dünyasına girmediyseniz, emin olun sahip olduğunuz nosyon her neyse -astronotta olabilirsiniz- yine de yarım kalmışsınız demektir. çünkü cemil meriç'in kara gözlükleri türkiye'nin aynasıdır, gözlerinin karanlığı bugünün türkiye'sinin ve 1980 sonrası biçimlendirilmiş aydının, sanatçının; ilericilik iddiasında olan ama mağarasındaki karanlığa aşina olduğundan dolayı gözleri kendi karanlığından kamaşmış olan günümüz neslinin feneridir. cemil meriç emin olun dünün ve bugünün türkiye'sidir. iyi ki vardı, mekanı cennet olsun.
edit: kendisi ile hiç tanışmamış arkadaşlarımız için bir belgesel;