nasıl desem, adı ılgın, ağaç
giz dolu bir sesin öte yakası
-diyemedim-
sarı saman kâğıdı galiba ankara
savunmasız ve çizgisiz suç unsuru
yazdığım: benden yana, çirkin
ki geldiğim yerde adımdan bir harf unutmuşum
çağrıldıkça alnıma çarpan bir -olsun-
olsun, sen ödeştik say
biri birini tutmaz alfabelere yor
zirâ çocuk bile saysan
artık tartılınca eti benim, kemiği benim
babamın ve ustamın halefi say
-artık- önemlidir
artık diyorum
ayak izlerim kalsın, parmak izimi ver
ve yaşama sevinci ve aşk
kalemiyle dağdağan çekirdeği fırlatan her çocuğa
öz kalıyor en büyük ganimet
bilet oluyor caymaz dönüş, daha acemi bir bedene!
özlediğimiz yolculuk
kim bilir, bir kalıp yeşil sabuna
ve daha masum bir slogana:
engürü olsun lakabın
adın da ankara