sigaraya kısa marlboro ile başlayan ben, parliament bile içtim. ama hiçbiri camel soft kadar beni kendisine bağlayamadı. iyi-kötü bilemem ama diğer sigaralar camel soft kadar kesmiyo adamı.
aldığım son 3 paketin içinden en az bir dalının defolu(filtresine yakın yerlerden delik) olduğu sigara öyle olduğunda da içilmiyor meret zaten dal başına 40 kuruş veriyoruz amınıyim iade edicem paketi bir daha olursa.
standartlaşan sigara, hani kendini benimsetiyor. ortalama bir fiyat ortalama bir ağırlık ortalama bir tad olarak, nerdeyse gel de bana alış diyor. hani eski camel nedir ne değildir bilmiyorum o yılllarda daha sağlıklıydım ama sigara içen adamın sigara arayışında hiç değilse uzun bir durak olabilecek bir marka.
"lilli, take another walk out of your fake world. please, put off all drugs out of your hand. see that you can breath without no back up."
hakli... biraz unutmaya biraz baska seye baglanmaydi basta. o gun bufeye girdigimde baskasini isteseydim bu kadar icime sinmezdi. es dost da bilir ya yiyesim geliyor seni ne yalan soyleyeyim.
ama bugun zor bir gece gecirdim. zor bir karar aldim. biraz yalniz kalmaliy(mis)im. aramiza biraz mesafeler girmeli seninle. biraz ozlemeliyiz. belki de asla donmem sana. mutluysam sag, huzursuzsam sol elimde kokunu ozleyecegim de bir gercek.
zaman gelir gecer, ben seni ozlerim. sen beni ozlersin.
4 yıllık winston soft macerasından sonra başladığımda 4 lira falandı zannedersem. 5 lira olunca değiştirim dedim 5 lira oldu değiştiremedim. 5 i geçerse dedim olmadı 6 da olmadı 7 de olmadı 8 de sanki olacak gibi. ama bırakırsam da başka sigara içmem komple sigarayı bırakırım diye düşünüyorum. üstüne gül koklayamam.
üniversitenin bahar şenlikleri esnasında kendisi adına korsan stand açıp, "hiç camel soft içenlerle içmeyenler bir olur mu!" havası oluşturduğumuz sigaramız.