insanoğlunun tatminsiz yaratıklar olduğunun gerçeğidir. Küçükken bir an önce büyümek isteriz, büyüyünce de çocukluğumuza geri dönmek. Acı gerçekse ölmek...
kelimelerin anlamının değişmesi.
küçükken aşık olunurdu. sonra, sevilir. çok sevilir.. şimdi korku'dan başka bişey kalmadı elimde. "seni çok korkuyorum.. sana çok yanımda kal. gitme.."
boktur, bok! beklentiler vardır, küçükken bunları karşılamak hep sorundur aslında ama karşılanması gereklere birde bakınız; derslere çalış, oyun saatlerini taşırma, büyüklerine saygılı ol. bu kadar ulan, bu kadar işte ama ne oluyor, öyle olmuyor; büyümek istiyor insanoğlu. küçük erkek çocukları doyasıya sevişecekleri, baba olacakları, sakallarının çıkıp laflarının dinleneceği günleri bekliyor, hatta evcilik oyunları ve sakal çıkmayan yanağa çalınan traş bıçağıyla süreç hızlandırılıyor. kız çocukları ise beyaz gelinlikli, çocuklu, işinde gücünde insan olmayı bekliyor. hatta durmuyor liseyi bitirmeden zik aramaya kocaya kaçıyor, çocuk yapıyor. ne arıyoruz biz allasen! hayatımızın en şukela yıllarını bol keseden kapıska gibi harcamak nedir? beynimizi kavurma ekmekle mi yedik nedir? büyüdükçe ne o çocukluğumuzda ki fiyakalı ve coşkulu anılar kalıyor, ne hayalini kurduğumuz o tablolar. hepsi bizden dahada uzaklaşıyor. mimar olmak isteyen öğretmen oluyor, yönetmen olmak istiyen halkla ilişkilerci. cerenle birlikte olmak isteyen (aslı)yla birlikte oluyor, aslıyla birlikte olmak isteyen cerenle. yalnızlık ve sorumluluk yükleniyor omuzlara, nasılsa küçüğüm demek yok. bekleyecek vakit yok. karnı doyurmalı, iş bulmalı, çocuk yapmalı, sonra aynen devam eder tablo, beklenende budur. geri dönüşü olmayan yola girmişsinizdir. hayatın trafiği, günümüz sosyal ilişkilerinde ki tutarsızlık ve nice tantana. üstelik korku filmi izlemek için sinemaya girmeye çabalamaya, porno almak için panik yapmaya da gerek kalmamıştır. büyümüşsünüzdür. büyümek boktur, bok. başkada bir bok değildir.
büyümek,kişinin anne babasının yaşlanmasıdır...ölüme yaklaşmasıdır...sorumluluk duygusunun verdiği sıkıntıyla, her gece parmaklarını suratına maske yaparak sabaha karşı uykuya dalmasıdır..
hıçkıra hıçkıra akan gözyaşlarınız sessizce akıyorsa büyüyüyorsunuz demektir.unutmayınız ki büyük diye birşey yoktur.hepimiz bir önceki neslimizde göre çocuğuz.
büyüdükçe, acıya karşı zırh geliştirmeyi ve umutsuzluğu geçiştirmeyi öğreniyor insan. yaraları çoğaldıkça yenileri açılmasın diye didinmeyi. ancak tembelliğe alışkın tüm vücutlar gibi, bir mühlet sonra unutuyor öğrenmişliği her sözcük...
ilerde anlarsın diyenleri anlamak,
zamanında beğenmediğin simit ayrana talim olmak beğensende beğenmesende günü kurtarmak,
annenden yüzün tutupta harçlık isteyememek,
evlenmek,
nerde bir yeşillik hafif slov bir şarkı duysan eskilere gitmek,
bizim zamanımızda lafını çok kullanmak,
dini bayramlarda o eski bayramların tadını alamadığını farketmek,
artık herşeyden çok huzuru önemsemek,
büyütmeyi düşünmek,
son bir dilim kalan ve senin payın olan o pastayı eşşek kadar adam olmasına rağmen kardeşine saklamak.
küçükken hep istenen fakat istemenin bile pek bi anlamsız olduğu şey. masumiyetinizi kaybedersiniz ister istemez, o çocukluğunuzdaki saflık, doğallık yoktur artık.. insanlar bir hatanız olduğunda "çocuktur yapar" demez, tam aksine yüzünüze yüzünüze vururlar her hatanızı. çocukkenki arkadaşlıklarının bile daha sağlam olduğunu görmektir bazende.
o zamanlar birlikte topun peşinde koştuğun insanların bir çıkarları yoktur, ama büyüdüğünde tamamen çıkar söz konusudur çevrende. küçükkenki sorumsuzluğu özlemektir bazen. odayı dağıttığında annenin toplamasını, babadan harşlık almayı, sabahları işe değilde okula gitmeyi özlemektir.
büyümek, artış demektir. belki sevgilerde vardır bu artışlarda. ama acı ve mutsuzluk daha fazla yer kaplar büyümenin içinde. schopenhauer der ki: 'Tüm sınırlamalar kişiyi mutlu kılar. Görme, etki ve temas alanımız ne denli dar ise o denli mutlu oluruz; ne denli geniş ise o denli sıklıkta kendimizi azap içinde ya da ürkütülmüş duyumsarız. Çünkü bu alanla birlikte kaygılar, istekler, ürkünç şeyler de çoğalır ve büyür.' işte bence tamda budur büyümek.
boktan bir durumdur. yahut sadece benim icin boyledir. daha dun gibi hatirliyorum ilk bisikletim alindiginda havalara ucuyordum. biriktirdigim paralarla aldigim jant kapagi, taktigim boncuklar, aldigim matara, hatta ve hatta hiz sayaci * nasil mutlu ederdi beni. ergenlige girdik, kizlar dikkatimizi cekmeye basladi. haliyle bisiklet rafa kalkti, gozler babanin arabasinin anahtarini aramaya basladi. ufaktan araba kacirmaya baslamalar, yapilan kazalar, derken bu donemi atlattik. daha sonra universite donemi geldi, binbir yalvarisla, krediyle alinan araba, falan fistik ama hicbiri ilk bisikletimin tadini vermedi bana. boyle s.kindirik bir evre iste buyumek. sevmedim lan ben bu isi. tekrar cocuk olmak istiyorum.