brell, biraz daha sabır, az kaldı aydınlığa. aydınlıkta mutlaka birisi seni bekliyor. zamanı gelince öğreneceksin zaten. şimdi yürümene devam et, hadi.
en kötü anınızda, yüzünüzde kocaman "mona lisa" gülümsemesinin müsebbibi kelime sihirbazı, alçak gönüllü, dost canlısı yazar...
notingen:
işte bu dizelerin sahibi, aynı zamanda şair ruhlu yengeç insanı... *
ne yazık ki iki tane gözüm var!
yazılarını okurken iki göz yetmiyor yoruluyorum!
keşke dört gözüm olsaydı hepsini okurdum deli gibi...
kişiliğini sevdiğim insanın her şeyini seviyorum!
''senden ciklet kağıdı düşse rüzgara bırakmam yakalarım'' **
tipik yengeç erkeği yazar. uyuşukluk bunda, psikopatlık bunda, gevezelik bunda, yan yan yürüme bunda. daha da var da şimdi anlatıp rencide etmek istemiyorum kendisini. * abdi ipekçi'ye gidip ponp.... neyse bi şey demiyorum! hoop kobe de inecek var arkadaşım. *
zirvede tanıştık manıştık tamam ama dün gece kendi kendime üçbuçuk atmama sebep oldu bu.
kendimi bildim bileli esmer kızlara hayranımdır. hele ki kirpikleri biraz da olsa uzunsa alamam gözlerimi üzerilerinden. şansıma yanımda oturan kız tam anlattığım cinstendi. zirve sonrası eve gelince ilk görüş beğenilerimi sözlüğe aktarayım dedim bir türlü kızın nicki aklıma gelmedi. sonra bi baktım sol frame'de nicki. heh dedim tamam işte bu. başladım yazmaya. sonrasında kız olduğunu öğrenirler de rahatsız ederler mi diye düşünmedim bile.
"çok güzel gözleri var bunun, hep kıskandığım cinsten."
yazdım yolladım. yollamamla son girilen giriyi görmem bir oldu.
"zirvede tanışma fırsatı bulduğum değerli çiftin er kişisi. selam eder gözlerinden öperim."
hassiktir çektim içimden kocaman bi tane. elim nasıl gitti sil tuşuna bi ben bilirim. lan adamın gül gibi ilişkisi bok yoluna gidecekti belki de benim yüzümden. hemen sildim. umarım gören olmamıştır. valla gören olduysa da benim bi suçum yok. nolur lan?
düzenleme: adamın sevgilisi falan değilmiş yanındaki hatun. gayet ilişkiye açık bi bekarmış. saldırın kızlar. ahsdajld.
zirvenin sonunda olmayacak dualarin amincisi ve şahsımın ısrarlarını kırmayarak, bütün yorgunluğuna ve baldırındaki ağrıya rağmen yürüm yürüm yürünmüş yazardır. galata köprüsünün üzerinde, şehir en güzel, en sevilesi, soyunup da koynuna girilesi bir güzellikteyken çalışma hayatı üzerine acı gerçeklerden bahsediyordu brell... şehirle aramdaki bu ilişkinin sonu geçim sıkıntısı olacakmış gibi bir alt mesaj vermeksizin.
en az benim kadar takıktı hayata ama nafile. biz sadece birer oyuncuyduk nihayetinde ve kimimiz 30, kimimiz 60ta alınacaktık oyundan. istikrarlı ve güçlü olabilirsek 90da bitirecektik maçı ve uzatmalara gitsek yorgun bir 120 bizi bekleyebilirdi. takım içindeki pozisyonumuz da, rolümüz de bizden çok antrenörün elindeydi nihayetinde... an itibari ile koşmak için birkaç dakikamız daha olduğu kanaatindeyim, denemekte fayda var derim...
hiç bişey bulamasa güzide köylerinde yaptıkları üzüm pekmezi ikramıyla kan dolasımımın hızlanmasına, ağrı ve şişiklerimin azalmasına sebep olan, sohbetiyle de kafamdaki dumanları stratosfere kadar gönderebilen can kardeşim...
çok yaşa kah gecekonduda kah peyzajı bitmiş şatolarda...
"sözlükte neyse gerçekte o" yazarı.
sonunda tanışabildik yahu. onca kahve planından sonra kısmet bu zirveyeymiş.
kahve planı da halen geçerli.
beklediğimiz gibiymişsin. içten, doğal.
6. neslin klavyesi güçlü yazarlarındandır kendisi. ayrıca gecenin bi saatinde nba ile ilgili yazdığı entrylerine bile özen göstermesi sözlüğü ne kadar önemsediğinin de bir göstergesidir. ayrıca gerçek bir galatasaray'lı olduğunu sölemeden geçemicem.
"dost" kelimesinin sözlük karşılığı. son dörtlükte ne demiş can baba;
...
"Boşa gitmez ne kadar güvenseniz.
Dibini görürsünüz her şey meydanda.
Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.
içi dışı birdir çekinme ondan.
Her sözü içtendir, her davranışı candan..." **
dostluğuna bir kez daha teşekkür ederim...
sözlükte birinci senesi dolmuş yazar. sözlük için de mutluluk verici bir olaydır.
kendisini de sözlüğü de tebrik ederim.
insan gibi yazan insan evladı yazar seni. *