sırp köylerinin arasında ufak bir köy Srebrenitsa
bu köyün diğer boşnak köylerden tek farkı sözde güvenli bölge olması bosna da savaş devam ederken bu bölgeye gelen hollandalı birleşmiş milletler güçleri yerli halka yani müslüman boşnaklara, bu bölgenin artık güvenli bölge olduğunu ve tüm silahların toplanması gerektiğini söyleyerek bölgeyi silahsızlandırıyorlar...
srebrenicada sırp zulmünden kaçan insanları korumakla görevli olan hollanda askeri birliğinin bu katliama sadece seyirci kalmayıp sırplara her türlü yardım ve desteği verdikleri, kendilerine sığınan boşnakları zorla
sırplara teslim ettikleri iddiası katliamdan bu yana dünyanın gündeminden düşmeyen bir olgudur
binlerce erkek öldürülerek toplu mezarlara kondu, yüzlercesi diri diri gömüldü; kadınlar ve erkekler sakat bırakıldı, koyun gibi boğazlandı; çocuklar annelerinin gözleri önünde öldürüldü; bir dede, torununun karaciğerini yemeğe zorlandı. bunlar cehennemden gerçek sahnelerdir ve insanlık tarihinin en kara sayfalarına yazılmışlardır.'
üç kardeşi ve babası kaybolan ve şu anda hala bulunamamış bir toplu mezarda yatan, katliamdan son anda kurtularak dağa kaçmış bosnalı müslüman sadık selimoviç 13 temmuz 1995'te, akıl hastası,ratko mladiç'in kendisine aynen şunları söylediğini iddia ediyor:
'bütün erkeklerinizi öldürüp, balıklara yem olsunlar diye drina nehrine atacağız. böylece bu erkekler, sırp olan drina vadisinde bir daha asla sırp çocuklarını öldüremeyecek. ama kadınlarınıza dokunmayacağız, ki acı çekmeye devam edebilsinler.'
(! !)
insan suretinde yaratıklar olduğunu görmemle insan denen varlıktan soğumamı bir kez daha haklı çıkartan, tam anlamıyla tanımlamakta kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir dramın yaşandığı o eski masal ülkesi tek suçları müslüman olmaları
günlerden yarın olacak, üzerinden 10 koca yıl geçmiş olacak
bir toprağın kana doyduğu gün hatırlanacak
10 bin kişinin canlarının teslim alındığı o kara gün
boşnakların plan-program dahilinde nasıl da katledildiği anlatılacak
yine gözyaşları akacak, zambakların boynu bükülecek, mavi kararacak
yüzümüzü ısrarla batıya dönmeye çalıştığımız bugünlerde
batının elbirliğiyle giriştiği bu katliamı öbürsü gün unutacağız hemen
çünkü artık tarih nostalji için var, ders almak için değil...
'onlar ki, müminleri bırakıp kafirleri dost ediniyorlar; onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? oysa izzet ve şeref, tamamıyla allah'a aittir.'
babam çocuklara şekerler, çikolatalar götürürdü. ben ağlardım, onları benden çok seviyor diye. gizli gizli çalardım poşetlerden. gizli gizli çalınmış hayatlardan çok daha masumdu yaptığım.
saraybosna halkının bütün yaşadığı korkunç günlerde bile mizahı ve insanî duyguları kaybetmediğini gösteren nefis ayrıntılarla çevrelenmiş karanlık günler. misal; saraybosna senfoni orkestrası savaş zamanı konserlerine devam etmiş ve bombalar altında kemanlarını çalarak direnmiştir.
diğeri komik:
sırplar merkez postane'nin duvarına, gelen mektupları yalanlarcasına "burası sırbistan" yazmışlar. hemen altında boşnak gençlerin yazdığı cevap: "salaklar burası sırbistan değil, postane."
ve daha nice ayrıntı için "aliya" adlı belgeseli izlemek gerek.
not: aynı saraybosna gençleriş sokak köpeklerinin üzerine mavi sprey boyalarla "un"(birleşmiş milletler) yazmıştır. işte siz bunlar gibi sadece sokaklarda geziyorsunuz dercesine.
bu savaşta,savaştan ziyade katliamda;sırpların müslüman kadınlara tecavüzü o kadar yüksek rakamlara ulaşmıştır ki baştan sona bu katliama göz yummuş avrupa bile tecavüzü savaş suçları statüsünde değerlendirmeye başlamıştır..
turkiye'ye en cok lise ve universiteli bosna ogrencilerinin geldigi donem bosna ozgurluk savasi donemidir. bu ogrencilerin cogu ile cok yakin arkadas olanlar iste bu donemler sirasinda am bandindan bosna haberlerini takip etmeye calismis, telefonlari kesik sehirlerin operatorlerine kufurler yagdirmistir. binbir tur iskence altinda kamplarda zulum goren digerleri icin beraber aglamis, kacis hikayelerini ve tecavuz dolu gecelerin aciklamalarini beraber dinlemis, hayat boyu surecek dostluklar edinmistir kimi turk liseli ogrenciler bu savas sirasinda.
aslında sırplar, "osmanlı"yı hiç unutmadı. kendi hürriyetlerini engellediğini, set çektiğini ileri sürdükleri, osmanlı'ya karşı onun veliaht ırk ve devletlerine de cephe aldılar. 90 ların başında komünizmin çökmesi ile dağılan yugoslavya federasyonu'nun parçalarından birisi olan sırplar, diğer bir parçası olan ve "osmanlı artığı" olarak nitelendirdiği müslümanlara saldırarak bosna savaşını başlattı. hatta mladiç'in beraberindekilere: "öldürün, yeniçeri askerlerini!" dediği rivayet olunur. srebrenitsa'da 8 bin dolayında boşnak müslümanı katlettiler, bu da tarihe soykırım olarak geçti. bosna savaşının yarattıgı çalkantılı atmosfer ise; hala balkanların istikararını tehdit etmektedir.
hiç silahlı gücü olmayanla güçlü bir ordusu olanın karşı karşıya gelmesidir bu savaş.
Bir boksörün diğer boksörle dövüşmesi değil de bir boksörün kum torbasını yumruklaması akla gelir.
Hiç silahı olmadığı için türkiye' nin bir gecede oto fabrikasını silah fabrikası gibi çalıştırıp ertesi güne bütün ürettiklerini gizli yollardan bosna' ya gönderdiği bir savaştır. Direkt silah veremediği için bu yola başvurmuştur türkiye.
Bu yüzden türkiye' yi severler aynen Azeri-Ermeni savaşı' nda azerilerin sevdikleri gibi.
Abd savaşa geç müdahale etmiş fırtına hareketını başlatmış ama bosna çok zayiat vermiştir, sağ kalanlar da sağlıklı kalamamıştır zaten. ABd' ye güvenen rahmetli izzetbegoviç yardımı çok geç bulmuştur ve pişman olmuştur.
Önemli : Bu savaşın bir başka şekilde yeniden oluşması da Gürcü-oset savaşında (ağustos 2008) olmuştur. Abd başkanı bush' un gürcistan ziyaretinden bir hafta sonra saakaşvili fırtına hareketıyla bir anda osetya ve abhazya' yı yutmak istemiştir ama Rusya' yı hesaba katmamıştır. Beklemediği yerden büyük tokat yemiş, Abd kılını bile kıpırdatamamış sonuçları itibariyle bosna savaşı gibi ağır hezimet yaşamışlar ülkeleri parça parça olmuştur bir yanda abhazya öbür yanda osetya bağımsızlığını ilan etmiş. Saakaşvili sonunda devlet başkanlığından da olmuş rus yanlısı muhalefete koltuğunu kaptırmıştır.