"desire" diye bir albüm yapmış ulvi kişilik,yarı tanrı ve übermensch.bir insan ne kadar yaratıcı ne kadar mükemmel olabilir sorusuna cevap olabilecek bir kaç kişiden biri.
hayatımın şarkısını dinlememe vesile olmuş gerçek bir sanatçı. sesi ve yaptığı müzik o kadar uyumlu ki, dinlerken bi an kopup gidiyorsunuz olduğunuz yerden..
sosyal konularla ilgili düşüncelerini her yeri geldiğinde rahatlıkla söyleyebilen ve bunların her geçen zaman da değişebileceğini gösteren, kendisinin de herkes gibi insan olduğunu işaret eden, mızıkasıyla bizleri uçurabilen, sözleriyle birkez daha birkez daha birkez daha bizleri düşündüren "vay ulan doğru diyo adam" dedirten büyük üstad gerçek sanatçı...
bir insan, ya bob dylan hayranıdır ya da bob dylan'ı dinlemiyordur.
ortasında bir şey yoktur bu sanatçıyla ilgili. iki şarkısını dinleyip de, bob dylan'ın tarzını pek beğenmiyorum ya da bob dylan dinliyorum demenin bir anlamı yoktur.
zaten, zig-zaglar çizen bir yaşama sahiptir bob dylan. onun farklı senelerde yaptığı şarkıları dinlerken, çok farklı bir sanatçıyı dinliyormuşsunuz hissine kapılırsınız hep.
dinlerlerine tavsiyem, şarkılarının bir de konser versiyonlarını bulup dinlemeleridir.
neden bu kadar sevilmiş anlayamadığım türkücü. adam bildiğin amerikan folk müziği yapıyor. tamam yapar sevilir de, diğer 100 000 müzisyenin günahı ne onlar da amerikan folk müziği yapıyor. bir fark göremedi bu bünye.
bob: yeni dinlemeye başladım. belirteyim. fikirlerim değişirse itiraf ederim.
cemiyette dinlemesi epey sıkıntılıdır bob dylan'ı. hiç dinlememiş bir insana bob dylan dinletmek ne zor bir şeydir. azcık açayım sesini diyorum, bob dylan'ın sesi daha fazla çatallaşıyor, daha fazla tuhaflaşıyor, benim kulağımı bile tırmalamaya başlıyor. herkesten daha fazla rahatsız olmaya başlıyorum bu sefer. (ofis ortamı)
heeeey mr tambourine man play a song for me
-abi bu müzik mi?
-müzik abi müzik
o andan itibaren mızıkalar, gitarlar daha bi tırmalamaya başlıyor kulağımı. bob dylan sesini ne zaman yükseltse, ne zaman mızıkasından tiz tiz sesler çıkarsa yapma bob abi diyorum. keyif değil eziyet olmaya başlıyor nerdeyse.. senin de dediğin anlamda bob abi;
heeeey mr tambourine man play a song for me../ i'm not sleepy and there is no place i'm going to.
zamanında beşiktaş'ta bir fırından simit alırken blowing in the wind çalıyordu da nasıl coşmuş, abi sen ne güzel şeyler dinliyosun demiştim. o an adamın kulağını bob dylan tırmalayıvermişti amına koyim kim açmış bunu diyip kapatıvermişti radyoyu.
new york'ta sokak ortasında dolaşırken,alkollü olduğundan evlerin pencerelerine aval aval bakarken ( kim bilir o esnada içinden ne şarkılar, şiirler geçiyordu) acemi bir polisin onu tanımamısıyla ve üzerinde de kimlik taşımadığı için yaka paça karakola götürülmüş şarkıcı, şair, aziz.
bir de oglu vardır bu sahsiyetin ki babası kadar olmasa da yeteneklidir kendisi(jacob dylan).the wallflowers adlı grubunda muzik icra eder.i am sam isimli muthis film icin beatlesin i'm looking throuh you isimli parcasına cover yapmıslıkları vardır.He nie babası kadar meshur degildir bilemem.belki de soyadından faydalanmayı denemedigi icin.