barış bıçakçı'nın 2004 yılında çıkardığı; 17 yıllık arkadaşların (çetin ve ender) aynı kadına (nihal) aşık olmasıyla gelişen olayları anlatan kitabı. bir solukta biterebiliyorsunuz kitabı. hani hiç yabancılık duymadan içine dahil olabileceğiniz cinsten. karakterler o kadar doğal ki, bir dostunuzun hikayesi gibi dinlettiriyor kendisini kitap. çünkü sözcükler gereksiz süslendirilmiş anlatımlardan o kadar uzak, yalın ve sakin ki; o dinginliğin arasından çıktığınızda neden bu kadar karmakarışık olduğunuzu sorgulama ihtiyacı duyuyorsunuz. mutlaka bir yerden bir parçasını alıp getiriveriyor önünüze.
kitaptan ufak bir kuple;
"karaya vurduğumuz günlerden birinde sen de söylemiştin, beni hep şaşırtan bundan sonra da şaşırtacak olan kavrayışınla; sen yine kendini sevdin. bense onu sevdim! bu iki kısa cümlede vurgulanması gerekilen sözcükleri de vurgulamıştın. böğrümde tek hamlede sapına kadar soktuğun bıçağınla balkona çıktığımda, istanbul'un berbat, nemli havasını güç bela içime çektiğimde, doğru söylediğini biliyordum."
Barış bıçakçı romanı.
iki saattir ağlamamın da nedenidir. Cümleler bu kadar mı güzel seçilir? Okurken koptu yüreğimden bir kaç tel. Kitabı pasta yer gibi hemen bitmesin de azar azar okuyorum.
Bazen bir ankara sokağını fısıldıyor o zaman dağılıyorum gitmek geliyor aklıma yine özlemek...
filmin dinginliği ankara hayatıyla özdeşmiş olarak segilense de, ender ve çetin'in tatile gittiklerindeki ilk sahnede kendimi onların yanında gibi hissettim. ilk kadraj da amasra'nın tarihi eski yıkıntılı hamamına uzanan bi manzara, akabinden mendirek'e karşı olan kadraj.. evet, ben de hikayenin içindeyim dedim. * aynı yerlerden geçerken, hayatın çaresizliğini, unutamadığım birini ve ne yapacağımı bilememeyi düşündüğümü hissettim.
hikayeye dönecek olursam, kavi dostluk, yollar bir, hayaller bir ve aşklar bir.. ankara yaşantısının heyecansızlığı, iki arkadaşın ne derece paylaşımları olacağını gösteriyor. o yemek tarifleri, birbirine bağlılıklarına rağmen hep bi yarım kalmışlık hep bi yanı boşluluk...
filmi çok çok dolu bulmayanlara ''filmin adıyla'' orantılı şu denebilir. büyük çaresizlik başlığı altında çaresizlik büyük büyük işlendiği bi film..
''yaşamak yaşantılar arasında bağlantılar kurmaktır,
bir hatırayı diğerine bir fotoğraf albümü değil yaşayan bir insan bağlar.
langırt masası bu nedenle önemlidir..''
Modern zaman romanlarına hep mesafeli olmuşumdur.Ben hep “ ya bu kadar şahane, efsaneleşmiş eserler varken bunu mu okuyacağım?” gibi hissederim.
Bir arkadaşımın önerisi ile bu kitabı okumaya başladım.
Önce çok karışık geldi, ilk 40 sayfa falan “ne anlatıyor bu, Nihal kim?” Gibi muallakta kalan bir hal...Sonra sonra hikaye oturmaya başlıyor.Alıyor sizi de bir çaresizlik...
Barış bıçakçı’yı bir yazar olarak değerlendirmek gerekirse adam müthiş bir betimleme ustası...Dediğim gibi çok modern zaman romanı karşılaştıracak bir birikimim yok ama adam film gibi kitap yazmış, bildiğin izliyorsun karakterleri, senaryoyu...
Sonuç olarak; modern zaman romanlarına karşı ön yargım yıkıldı.Herkese de bu kitabı tavsiye ederim.
Filmini izlemedim ama kitabını okudum. Ankara'da Ankara'ya dair şeylerin olduğu bir kitabı okumak beni mutlu etti. Basit anlatımlı güzel bir barış bıçakçı kitabı.
kimim ben, böyle çöle bulanmış
alnımda güneşin tokadı
kimim ben?
önümde üç günlük yol...
ve başımın üzerinde yırtıcı kelimeler,
dönüp duruyor.
kimim ben?
sen adımı söylerken...
sesinden meyveler toplayan.
anlamın kızıllaşıp battığı ufka doğru içimde kargacık burgacık bir kervan
kimim ki ben, sana rüyalar taşıyan?
barış bıçakçı'nın harika romanı, ve seyfi teoman'ın kitaptan yola çıkarak çektiği bir o kadar harika olan filmi.
kuşkusuz son dönemlerde yapılmış en iyi türk filmidir. film boyunca sürekli bir mayhoşluk vardır ve müthiş bir gerçekçilik, doğallık vardır. çekim açısından da ayrıca "aşmış" bir filmdir. şiddetle tavsiye ederim efendim.
filmin güzel diyaloglarından bir kesit:
--spoiler--
- bana insan yalnızca kendini anlatabilirmiş gibi geliyor... o da zaman zaman.
* neden? ya siz erkekler neden böylesiniz? her şeye bi' kural koymak, bi' ad koymak... her şeyi bilmek için uğraşıyorsunuz. bilmediğiniz bi' şey olduğu zaman da, biz bunu zaten bilmeyiz deyip, onu gizemli bi' hale getiriyorsunuz.
- gizemli?
* evet gizemli. kadınları gizemli buluyorsunuz. halbuki gizem falan yok. biz de sizin gibiyiz. kelebek değiliz, kitap değiliz... kelebek değiliz.
--spoiler--
seyfi teoman bu film ile, takip edilesi bir yönetmen olduğunu kanıtlamıştır. allah böyle filmler çekmemizi nasip etsin*.