insanına göre değişir, hissettiğiniz sevgi ve bağlılık, alışma sürecini uzatır.
Bazen bir gün, bazen bir ömür sürer.
Yıllar geçer, bilirsin yoktur, gelmeyecektir, gelme ihtimali yoktur.
Kızarsın kendine, eşek misin, alış artık, anla, teslim ol yokluğuna dersin.
Aslında hayat devam eder, onsuz da devam eder, artık gülebiliyorsundur, hedeflerine odaklanmışsındır, tatillere gidersin, terfiler alırsın, aşklar yaşarsın, sevinciyle, hüznüyle hayatı her ayrıntısıyla yaşarsın.
Lakin hep derin bir sızı olarak kalır yûreğinde, ağırbaşlı bir hüzün olarak...
Deli gibi özleyerek...çooook uzaklarda olduğunu bile bile...
Başta imkansız gelir. Hayatınızda olmadığı ilk günler çok zor geçer. Boşlukta sallanıyormuş gibi hissedersiniz. Aylar geçtikçe içiniz rahatlamaya hissizleşmeye başlarsınız. Heyecan, üzüntü gibi duygular yerini boşluğa bırakır. Çok sevilen biriyse uzun süre zevk alınmaz hiçbir şeyden. Ama sabredin var olması gerekiyorsa hayatınızda zaten bir şekilde karşınıza çıkar. Zaman her şeyi iyileştirir. Bir de ölüm mevzusu vardır. O konuda ne yapılır bilmem..
ben alışamayacağımı tahmin ediyordum, alışamadım da.
ağladım. hiçbir zaman şiddetli, delirircesine ağlamadım. ama sürekli, sessizce, içten içten ağladım.
alışır gibi oldum, kabullendim.
sonra ilk hatırasında, ilk keşke böyle de yapsaydım pişmanlığımda yeniden ağladım.
gönül tezim sızlarcasına üzüldüm.
kabullendim kabullenmesine de, eziliyorum. büyük bir pişmanlığım da yoktu, ama eziliyorum. yokluğunun fikri eziyor, göğsüme taş oluyor.
mezarına gittim, mezarına su döktüm.
görmediğim, sadece ismen bildiğim aile büyüklerinin mezarlarına su döktüm.
hepsinin ruhuna dua okudum.
üzüntüm kesildi, ta ki dönene dek.
ve mezarlıktan çıkarken sanki onu yalnız bırakıyormuşuz burukluğu, yalnız kalmaktan çok korkardı..
bu dünya biz ailesine sevdiklerine düşkün insanlara göre değil sanırım.
kendi ailem dışında herkes metanet deposu, herkes gamsız gibi geliyor, bilemiyorum.
''bizim iller sessiz,
bizim iller sensiz,
olamadı gülpembe..''