Mezunuiyetten sonraki ilk 6 yıl kendini gerçekten mühendis zanneder bir sürü hata yapar. Projelerde amator işler çıkarır bundan mutlu olur. 6 yıl sonrada o yaptıklarına bakar kendine bol bol güler.
para kazanmadan önce verim beklentilerin yüksek olduğu çalışan grubudur. bütün işler aceledir bütün işler hemen bitirilmesi gerekmektedir. kimsenin zamanı yoktur iş yapmayı bekleyen alt gruplar işin senden çıkmasını beklemektedir. diğer inanç ise hata yapma lüksü yoktur mühendisin yapılan hata büyük sonuçları doğurabilir.
1.doğar,
2.büyür,
3.okula başlar,
4.okul sırasında farkında olmadan mühendisliğin gereği olan yaratıcılık konusunda çalışmalar yapar. bunun içinde resim, müzik olabilir. veya oyuncakları bu konuda seçer. ve bunların hepsi farkında olmadan olur.
5.lise hayatı başlar. bu sırada aile baskısı başlar az biraz. "oku","çalış" gibi lafları çok sık duyar ve her defasında çalışır gibi yapar. fazla çalışmaz. hiç çalışmaz demiyorum ama fazla çalışmaz. sıkılır oturup ders çalışmaktan uzun süreli.
6.lise sona geldiğinde üniversite heyecanı oluşur. bu heyecan kendinden önce çevresindeki sarar ama ne hikmetse. "iyi bir okula gitmelisin","iyi bir bölüm okumalısın" diye dayatmalarla karşılaşır. sonuç olarak kendi de istediği için mühendislik üzerinde durur ve kazanır.
7.4 yıl okur. bu sırada çeşitli projeler yapar, çalışır, araştırır. pratikte birşeyler yaptığında mutlu olur. özellikle bir buton, bir pic ve bir led ile yaptığı ilk devresinin çalıştığını gördüğünde saçma sapan bir gülümseme sarar suratını.
8.mezun olur.
not: bundan sonrasını henüz bilmiyorum. yaşayınca yazarım buraya onları da.
branş, mezun olunan okul, yaşanan yer, bilinen dil gibi sıralanacak faktörlere göre değişecek hayattır. yani doktor, öğretmen vb meslek dalları gibi. yani senin benim gibi. yani bi' abartmayın amk mesleğinizi. ya da biz de abartalım lan;
edit: türkiye olm bura aklınızı başınıza devşirin lan. 3 idiots'lar, trust me i'm engineer'lar havada uçuşuyor maaşallah ama en nihayetinde gidip fabrikada çalışacaksınız. kiminiz 2-3 katlı evin projesini çizecek. sanki bana gökdelen dikiyo pezemenk.
daha eğitim aşamasındayken bile zorlu olandır. bir de makine okuyorsanız, bırak mühendisliği her şeyden nefret etmeye başlarsınız. bölümdeki 3 kız olma sorunu, erkeklerin ergence bel altı muhabbetleri, matematiğin kendisi iyi bir başlangıçtır mesela ''her şey'' den nefret etmek için.
bunun hakkında detaylı bilgi almak istiyorsanız metroda itü durağında, bir süre etrafınızdaki üniversiteli gençlerin konuşmalarını dinlemenizi öneririm. metrodaki koltuk sayısını hesap edip, bir günde kaç kişinin metroyu kullandığını, ibbnin kasasına aylık kaç para girdiğini hesaplayanlar mı dersiniz. kutuplarda namaz vakitlerinin nasıl olacağına kafa patlatanlar mı dersiniz* ya da elinde hesap makinesi, sayısal yöntemler ödevini yapmaya çalışanlar mı dersiniz. ne ararsan var. hesap makinesi deyip geçmeyin, 24 yaşındaki arkadaşımın sınava gireceği sabah hesap makinesini kaybedip hüngür hüngür ağladığını bilirim. bunları iyice dinleyin, gözlemleyin. böylece bir mühendislik öğrencisinin hayatı hakkında az çok bilgi sahibi olmuşsunuz demektir. şimdi tavsiyem, eve gidip, duş alıp, bir kaç saat uyuyun. anca kendinize gelirsiniz çünkü.
zaman zaman "zikerim işini gücünü, belasını, sorumluluğunu, ebesini, pirekaresini" veryansınına neden olup "herşeyi bırakıp bi restoranda garson olarak mı sürdürsem hayatımın geri kalanını" kibin saçma sapıldak fikirleri bile adamın amına koyan dallama. (bkz: sikerim böyle aşkın ızdırabını)
aldığı eğitimin ve içinde bulunduğu eğitim sisteminin etkisinde kalmazsa , herşeye rağmen umudunu ve üretme tutkusunu kaybetmezse , para ya da makam için dahi olsa mesleğini sahtekarlığa bulaştırmazsa ; gerçek ve huzurlu bir mühendis olabilir.
içi kendisini dışı başkalarını yakan hayattır. bir mühendisin hayatı;
-okul hayatında öğretilen analitik düşünme yeteneğini ve en uygun çözüme en ekonomik yolla gidebilme kaabiliyetini genelde ev geçindirmek adına kullanmaya mahkum olmaktır.
-devlet dairesinde çalışıyorsa emrindeki işçinin yarısından az maaş almaktır,
-şantiyelerde yatıp kalkmak ve belki de onlarca gün ailesini görememektir.
-temiz ayakkabı sahibi olamamaktır.
-diplomanı pazarlayarak paraya çevirmeye çalışmaktır.
-proje bürosu açarak kısa bir süre sonra batmak be batmamayı başarmış bir kişiye eleman olarak iş hayatına devam etmektir.
-yol, baraj, tünel, viyadük, köprü gibi yapılarda çalışıyorsan allah'ın sittir ettiği dayı bayırı kendine mesken tutmaktır.
-hem teknik olarak çalışıp hem de idareci olmaktır.
-işverenlerinin; sana teknik bir iş yaptırmasına rağmen,teknik anlamda o konuda senden tahsilli olma ihtimali yüzde sıfır olan bir hayattır.
-askerde bile başa beladır. mühendisseniz çekmeyen tuvaletler, kışlanın kanallları sizin çalışma alanınızdır.
not: ortalığı kararttığıma bakmayın. aslında zevkli bir hayattır. zevkli kısmını çok para kazanınca yazacağım