fantastik oluşundan değil, çocuklar gibi sonunu kendi dünyasında bitirmek isteyişinden ister masalları. iyi olan, güzel olan kazansın istediğinden. amaçsız. belki boşa çekerek kürekleri. belki sadece canı elma istediğinden.
"yağmurlu günlerde sokaklarda ıslana ıslana yürüdüğünü gördüğünüz insanların bir kısmının,ağladıkları belli olmasın diye kendini sokağa atmış olabileceğini hiç düşündünüz mü?" diye bir soruyla başlıyor kitap.
biray dalkıran'ın öyküsünden diye de özellikle vurgulanmış.o kadar duru bir anlatımı var ki cem şancı'nın bir solukta okumamak elde değil.
bu kitapta,benim dünyada var olduğuna ınanmadığım bir erkek baş kahramanlardan biri.aşkı için yanıp tutuşan bir erkek.üstelik bu hikayenin gerçek olduğunu aklınızdan çıkarmadığınız zaman,boyle bir erkeğin zaten dünyada var olduğunu bildiğiniz zaman,yüreğiniz titreye titreye,soluksuz oluyorsunuz.
beni en çok etkileyen yeri ise,"bir çılgınlık yapmış,bir adamı hiç tanımadan,onunla hiç konuşmadan,hiç sohbet etmeden,sadece gözlerinde parlayan tutkunun büyüsüne kapılarak ona aşık olmuştu.
yanlış yapmaktan bir dakika bile korkmadan,yanılmaktan hiç cekinmeden,bir an bile şüphe etmeksizin"
kitap okumayı sevenlere tavsiye ederim.
masal mı? bir daha düşünmek gerekir. çünkü masal bitince bozuk atıyor bu cins. az da çocuk ruhlular. ne desen inanıyorlar yahu. gerçeklerden sapmayın o da hayallere dalmasın.
kitapdaki her karakterin hemen her diyalogda ayak üstü felsefe yaptığı, sosyolojik tespit yumurtladığı ortalamanın altındaki roman. ergen kesimin, en fazla üniversite öğrencilerini etkileyebilecek vasat bir çalışma.
içerisine authorunda bir karakter olarak yer aldığı ve bazı şeyler anlattığı güzel cem şancı kitabı. kitabın toplumsal mecburiyetler dolayısıyla yaptığımız şeylerin yanlışlığı ve gereksizliği, bunlar olmadan da yaşanabileceği konusunda anlattıkları gerçekten etkileyicidir.
kadınları bilmiyorum da 15-16 yaşlarındaki kızların edward cullen beklentilerine girmelerini gördükten sonra masal isteyen bir kesimin olduğuna emin olabilirsiniz.
sürekli "şunu yapsam olur mu ki?" "yahu arkadaşlara ne derim?" şeklindeki düşüncelerimi sikmişim kurallarınızı dedirterek istediklerimi yapmaya yönlendirmiş, gerçekten etkilemiş kitaptır. "yarım saat, bi' saat okur uyurum, sonra devam ederim" diye düşünürken kitabı 3 saatte bitirdiğimi farkettim.
hikaye fazlasıyla akıcı, kitabı kapatasınız gelmiyor. eğer siz de çevrenin, toplumun etkileriyle sıkıştırılmış hissediyorsanız kendinizi kitabı mutlaka okumalısınız. eline sağlık ve teşekkürler cem şancı, şimdiye kadar okuduğum en güzel romanlardan bir tanesini yazdığın için.
türkiyede bir ilk olması hasebiyle umarım döktüğü paraların karşılığını alır.
diye temenni ettiğim kitap ve klip.
klip şarkısı güzelde oyuncular authorun hiçte yazdığı tipten kadınlara benzemiyor.
bence bu adamında içinde bir uysallık bir ana kuzuluk var.
yazarının kadınlara bakış açısını hatta hayata bakış açısını özetleyen kitap adı. bi zamanların 'kadınlar çiçektir su ister' geyigini andırıyor. masalı yiyen var yemeyen var mecbur kalıp yemiş gibi idare etmeye kalkışanı var di mi cancagızım.
Masalla büyütülen kız başka ne isteyecekti, tabi masal ister. Masalcının anlatımına göre masalı beğenir ya da beğenmez. Asıl paradoks masalcının kendi anlattığına inanmasıdır.