erkek adamı bozan, erkek dostlarımızın melodisine kanıp orda burda dinlemeleri sakıncalı olabilecek bir şarkıdır. gay dostlarımızın ise el ele tutuşup dinlemeleri elzemdir.
çocukluğumuzun en bilinen şarkılarındandır. öyle ki "dıt dıt dırı dı dıt" diye elektronik bir melodi duyduğumuzda istemsizce mırıldanmaya başlarız. o zamanlar bilmezdik ki sözleri müzik ve düzenlemesine uymazmış. çok hüzünlü bir öyküymüş.
bu sorunu ane brun aşmıştır. gitarla akustik yorumunu yapmış. şarkıyı yavaşlatmış. vokâle ruh katmıştır. özgününden de farklı yorumlarından da çok daha güzel, kusursuz bir şarkı ortaya çıkmıştır.
kuzeyin büyüleyici perisi ane brun'un sadece bir gitar eşliğinde şarkıya getirdiği minimal yorumu insanı olduğu yerden 5 dakikalığına uzaklaştırır, dünyanın üzerinde uçurur ve hiç incitmeden olduğu yere sağ salim indirir.
guano apes'den dinlenmeden önce alphaville'nin klibinin bir izlenmesi gerken şarkı. nerden nereye... çocukluğumun kabus kliplerinden biri. bir de evin içinde birilerinin kovaladığı bir abla vardı. o daha korkunçtu (self kontrolmuş). o dönemde imajı sağlam olan bir berlin varmış galiba. take my breath away klibi hala tadınan yenmez. ayrıca o dönemde, sonrasında da 'big in japan'in ne demek olduğunu kavrayamamıştım ama sonradan öğrendiğime göre şarkı galiba kalbi kırık japon bir hayat kadınının hikayesini anlatıyor.
(bkz: yamulmuyorsam eğer)
edit: time of my life ı unutmuşum. o da süperdi.
80'lere yolculuk için...
görüntüleriyle beni bitiren klip, adamın yüzüne vuran ışıklar ve sonlara doğru güneşin yükselişini canlandırdıkları sahne muhteşem.