Cengiz Aytmatov’dan geçmişle geleceğin, hafızayla hayal gücünün, ayrılık ve kavuşmanın ustaca bir araya getirildiği, beyaz perdeye de uyarlanmış unutulmaz bir eser!
Engin ve korkutucu bir ormanın kıyısında, iyi yürekli dedesinin himayesine terk edilmiş küçük bir çocuk; balık olmayı, Isık-Göl’ün sularında ağır ağır yüzen beyaz gemiye ulaşmayı düşler. Gemide babası ve tamamlanmış bir hayat onu bekliyordur. Dedesi Hamarat Momun ise yalnız torununa ormanın ve kimsesiz çocukların koruyucusu Boynuzlu Geyik Ana’nın masalını anlatır sabırla. Elbet ormanın kalbinden çıkıp gelecektir Boynuzlu Geyik Ana. insanın acımasız tabiatını tüm gerçekliği ile gözler önüne sererek.
Beyaz Gemi; yalnızlık, kökler, düşler, dünler ve yarınlar üzerine çarpıcı bir hikâye.
Ulan ben moralim bozulsun, ağlayayım, elbet iyi birşeyler olacak derken kötünün de en kötüsünü mü hissedeyim diye mi kitap okuycam.
Sakın okumayın.
Duygusal kitap, dram, acıları barındıran hayat hikayeleri, romanlar, realizm, naturalizm, dünya klasikleri falan cidden okumayın. Kendinize kötülük edersiniz sadece.
Bilim kurgu okuyun, fantastik kitaplar okuyun, cinayet, polisiye okuyun, ufkunuzu açacak, sizi başka açılardan düşündürecek düşünce kitapları okuyun, direkt bilim okuyun ama sakına şu insan duyguları üzerine oynayan kitapları asla ama asla okumayın.
Her türden Bu tarz eserlerin insana kazandıracağı hiçbir şey olmadığı gibi kaybettirdiği bir çok şey vardır. En basitinden, Popodan uydurma bu şeylere bilinçaltımız gerçekmiş gibi muamele yapar ve oraya yaşanmış şeylermiş gibi duygusal etkilerini kaydeder. Sonra hayatta başınıza gelen olumsuzluklarda bu kayıtlar gün yüzüne çıkar ve olayları iç dünyanızda daha trajik hissetmenize, büyütmenize sebep olur; hayata olan inancınızın ve yaşam şevkinizin azalmasına destek olur.
Bilinçaltınızı mutlulukla, mutlu sonla, inançla, azimle, çözümle doldurun. Bu çöplerden uzak durun.
T: dram okumaya, izlemeye, dinlemeye tövbe ettiğim roman.
Not: sevgili cengiz dayı. Abi hayal gücü parayla değil. Oradaki dünyayı sen kurguluyorsun. Çok mu zordu herşeyi düzeltmek. Afedersin hayal gücüne sokayım...
Cengiz Aytmatov'un daha yeni okumuş olduğum kitabı. Üç aileden ibaret bir orman koruyucusu yerleşkesinde arkadaşları kayalar, bitkiler ve dedesinin dürbünü olan çocuğun masallarla, ki yetişkinlikte buna yalanlar denir, yaşama vermiş olduğu anlamın, bunun ne kadar derinlerde olduğunun ve sonunda yetişkinlerin duvarına bu anlamının nasıl çarptığının güzel işlendiği bir kitap. Çocuğun tek akrabası olan Mümin dedenin hayat karşısındaki tutumu ve karakteri, gayet güzel birkaç tespit koyuyor ortaya.
liselilerin hoca ödev verince özetini sözlükte aradığı kitaptır, aslında çok güzel kitaptır bu durumlara düşmeseydi keşke, türkiye de kitap okuyan yok sadece adını bilenler var.
cengiz aytmatov'un demin bitirdiğim kitabı. küçük bir çocuğun hayallerinde nelerin nasıl olduğunu çok güzel anlatıyor. saçma da olsa keşke o beyaz gemiye ulaşabilseydi dedim. yalnız sonu çok fena bitti.
kitap insanların doğa ile mücadelesinde doğayı mahvetmeye gittiğini anlatsa da aslında dönemin sovyetler birliği'ni eleştirdiği görülebiliyor.
Bir daha asla o çocuk saflığına ulaşamayacağımız için bu kitap çok derinden yaralar acıtır insanı.Sonra unutulur bazen hatırlanmak üzere aynen çocukluk misali.
Yine uyumadığım bir gecenin sabahında saat dokuz gibi ele alıp öğle vakitlerinde -tüm uykusuzluğuma rağmen - bitirdiğim Aytmatov harikasıdır.
Bir küçük çocuğun dünyasını çocukcasına yansıtmış, bir nevi çocuğun ruhunu içinizde hissettirmiştir aytmatov.
Vicdanınızda o şekilde olan milyonlarca çocuğun acısı canlanmış, çocuk balık olup babasına vardığında bir yandan özgürleşmiş, bir yandan acıları duyumsamaz olmuşsunuzdur.
Çünkü hüzünle karışık verilen o huzur, yani çocuğun o hayattan kurtulup balık olması, geyik efsanesi....
Anlatılmakla eksik kalır her şey...
Beyaz Gemi uzaklardan gelen bir kuş belleğidir.
Bir geyik efsanesi, çocuğun arkadaşı olan kayadır.
Karlar eriyince ısık göle daha da hızlı koşan deredir.
eskiden derste okunması gereken bir kitaptı. hiç okumayı istememiştim ama okumak zorunda olduğum için alıp okudum. o neydi lan öyle ne kadar güzel bir romandı çok etkileyiciydi. mümin dede, maral ana, o pislik damat, o tepe, beyaz gemi...
herzamanki gibi yine okuduğum ve sonunu tahmin edemedigim kitaptır. çocuk için hep güzel şeyler olacak diye dusunurken kitabın kalan kısmı inceldikce inceldi ama hiç güzel şeyler olmadı. bir çocuğun saflığı, iyinin kötü karşısında, gerçek hayatın birçok anında da karşımıza çıkan caresizligi ancak bukadar güzel anlatilabilirdi.