Üniversiteye yeni başladığım zamanlar, bir kızla tanışmıştım. Kısa zamanda kendisinden etkilenmemi sağladı. gözlerim henüz açılmamış, sorgusuz sualsiz sevdiğimiz, aşık olmak sevmek sevilmek istediğimiz zamanlar... Okula gitmenin cazibesini yitirdiği, her sabah uyanıp hazırlanıp, koşa koşa yollarına düştüğüm bir sevgiim olmuştu. Zamanın hızlı değil, ağır geçtiği, ömrümüzün kısalığından mıdır nedir henüz 1 mevsimin bile sanki 1 yıl gibi geçtiği dönemler...
her gün onunlaydım, zamanımı hediye ettiğim, ilk gençliğimin en heyecanlı duygularını feda ettiğim, ilklerimi ve tecrübesizliklerimi yok ettiğim genç kadınla...
Ta ki aldatıldığımı öğrenene kadar... insan neler hisseder, neler düşünür, bunu en iyi aldatıldığını anladığı anı yaşayanlar bilir...
o dönemler aklımda zihnimde tek bir şarkı çalıyordu. bu şarkının manası budur, ayrılık, terk edilmişlik, aldatılmışlık, çaresizlik ve kapkaranlık bir dönem...
--spoiler--
Kimse kimsenin her şeyi olamazmış,
-di'li geçmişten tek yaramsın sen!
--spoiler--
Feridun Düzağaç'ın en sevdiğim şarkısı. Umutları her zaman taze tutan ama bir o kadar da korku dolu, tedirgin.
"Kimse kimsenin her şeyi olamazmış. Di'li geçmişten, tek yaramsın sen. Sensiz kimse miyim kimsesiz miyim bilmem. Hiç bilmek istemem, hatta düşünmem..."
ona söylemeye bir türlü cesaret edemediğim söz. Onun yerine bir daha karşına çıkmayacağım, dedim. Nasıl kararlıyım ama herkes yapamaz.Yazık, ezik diye iyi dalga geçmiş midir ardımdan? bak bunu da ağlattık diye. Ama Ağlamak için daha kalıcı sebepler lazım bana daha vurucu darbeler.