- herkes masumdu.
- para üstü olarak sakız verilirdi.
- pamuk şekerdeki boya göze batmazdı. masumdu.
- sınıftaki perdeyi sırayla eve götürür yıkardık.
- kimse ölmesin diye dua ederdim. herkes yaşamlıydı benim için.
- gözlüklü insanları daha bilgili ulu sanırdım. özeldi onlar. çekinirdim konuşmaya.
- tan sağtürk benim için tansal türk'dü.
- ve eğer pastadaki mumu üflemeden dilek tutmazsam bir dahaki doğum günüme kadar o dilek gerçekleşmez zannederdim.
daha saf, daha heyecanlı, daha umutlu, daha habersizdim. bilmiyordum.
küçükken, fantastik şeylerin olabileceğine inanırdım. sinirlenince saçları kıpkırmızı olan kadınlar, üzülünce yağmur yağdıran insanlar, sevinçliyken kışın ortasında dahi çiçekler açtıran insanlar olduğunu düşünürdüm hep. çocukken bütün bunların olabilme ihtimali beni hep heyecanlandırırdı, çok ilginç gelirdi tüm bunlar. o zamanlar çok düşünceliydim. bütün düşüncelerim bunlardan ibaretti. şimdiyse beni üzmesi bile ilginç olan şeyleri düşünüyorum. o değil de .. sahiden böyle şeyler olur mu? ben inanırsam olur. uçan süpürgeler olur, sırtımızdan kanatlar çıkabilir. bembeyaz güvercin gibi kanatlanıp uçabailiriz. hayır, dur. bilincimi yitirmedim henüz. hatta hiç bu kadar ayık olmamıştım.