Çocukluğumdaki heyecanı yüksek, duygu dolu günler geliyor aklıma.
Hani klasik olacak "ah nerde o eski bayramlar?" Ama, gerçekten öyleydi.
Hiç unutmuyorum, çok küçüğüm o zaman. Belki mayıs, belki haziran ayı. Kurban bayramı için kıyafet almaya gideceğiz. Nasıl heyecanlıyım! içim içime sığmıyor... Sanki çıplak geziyorum da ilk defa kıyafet giyeceğim. Mutluluğum ve sabırsızlığım o derece yüksek.
Her çocukta olduğu gibi bende de futbol merakı var. Tutturuyorum ille de forma ve short alınacak bana.
Alıyorlar...
Poşete konuluyor özene bezene. Eve geliyorum poşetinden çıkarıp bakıyorum, inceliyorum. Kalbim güm güm...
Bayram sabahını iple çekiyorum. Acaba kaç saat kaldı bayrama anneme soruyorum!
Kıyafetlerime sarılıp uyuyorum. Gece sık sık uyanıp onları kontrol ediyorum. Yeni kıyafet kokusu müthiştir. Kokluyorum da arada.
Sabahın ilk ışıkları beliriyor, Kıyafetlerimi giyiyorum. Doğru bayram namazına...
Şimdi bu mutluluğu, bu heyecanı tekrar yaşamak için neler vermez ki insan? Hangi maddiyat bu mutluluğu satın alabilir ki? Alamaz! Hangi imkan o heyecanı yeniden yaşatabilir ki? Yaşatamaz!
Şimdiki bayramların sıradan bir günden ne farkı var ki? Var mı? Varsa belki tatil oluyor olması.
Tuvalet pompası etkili öpücükler, adı bile bilinmeyen akrabaların hayatınızın her detayını bilmesi, Beyni kulaklardan akıtan muhabbet konuları ve yorumlar, elinin öpülmesini bekleyen densiz, akraba olmayan yaşlı adam.